
Koloratur Mezzosoprano Simay Yılmaz, Tenor Aykut Yılmaz'ın geçtiğimiz hafta Atatürk Kültür Merkezi'nde verdikleri "Songs For Love" konserinde sevgi için yapılmış, sevgi adına söylemiş şarkıları pürüzsüz yorumlardan dinlemenin güzelliğini yaşadık.Mesela Yalçın Tura'nın " Sevmek Nedir ? ", Giacomo Ouccini'nin " E Lucevan Le Stelle ", Cole Porter'ın " Son In Love " şarkıları...ilk kez dinleyip, hayran kaldığım " Taylor, The Latte Boy " . Birden İsmail Hakkı Bey'in nefesine karıştı nefesimiz " Fikrimin ince gülü " dedik." O gün ki gördüm seni..." diye devam ettik.

Hep o notalarda, o sözlerde asılı kalmak, o an'a mühürlenmek istedik aslında.Parantezleri kaldırdık hayatlarımızdan.Can feda, cihan feda sevgileri hatırladık yeniden.Haydi itiraf edelim, düşlerin, hülyaların en tatlı demine ulaştık.Oz diyarının Dorothy'si gibi yolluklar, maceralar yaşadık notalar arasında.
Seray Yılmaz ve Zebekhon Ergasheva'nın piyano ile eşlik ettiği konserde, zamanın sisinde buğulanmamış, o soy şarkıların güzelliğini, antolojilere girebilecek değerdeki iki muhteşem yorumun büyüsünü yaşadık.Daha ne olsun ?

Konser sonrası Simay Yılmaz'a birkaç soru yönelttim.
Pınar Çekirge - Bu konser serisi nasıl oluştu ?
Simay Yılmaz - Bu konser dizisi, temelde, "opera" ve "müzikal tiyatronun" türlerinin bir araya geldiği; babam Tenor Aykut Yılmaz beraber verdiğimiz konserleri içeriyor. Sizin az önce Atatürk Kültür Merkezi'nde izlediğiniz; bu dizinin içindeki "Songs for Love" başlıklı konserlerden biriydi.
"Songs for Love" konserlerinde sevgiye ve onun her haline dokunan şarkılar söylüyoruz: Sevgiliye, aileye, doğaya, hayata, sanata duyulan sevgi... Opera aryaları, müzikal tiyatro şarkıları, diğer yandan Lied'ler, Napolitenler, geleneksel şarkılar, düetler...
Pınar Çekirge - Salonda bulunanların eşlik ettiği eserler üstelik...
Simay Yılmaz - Konserlerimizi anlatımlı ve interaktif bir zeminde gerçekleştiriyoruz.
Babam çoğunluğu operatik eserlerden oluşan ancak geleneksel eserlere de dokunan oldukça çeşitli ve "akademik" olarak tanımlayabileceğim bir program sunuyor.
Ben, yoğunluklu olarak müzikal tiyatro şarkıları ve müzikal film şarkılarından oluşan bir program oluşturuyorum. Bu bölümdeki repertuvarım klasikten çağdaşa ilerleyen bir formatta oluyor. Klasik eserler ve zamanının çağdaşı olsa da artık neredeyse klasik denebilecek 90'ların ve 2000'li yılların eserlerinin yanı sıra, repertuvarımı güncel tutmayı ve seyirciye güncel tiyatro dünyasından eserler sunmayı önemsiyorum; bunun için de özellikle Londra West End tiyatrosunu düzenli olarak ziyaret ve takip ediyorum.

Pınar Çekirge - Böyle bir projeye karar vermek kolay olmamıştır sanırım.
Simay Yılmaz - Aslında, bu konserler, bir kararla inşa olmaktan ziyade, babamla birlikte geçirdiğimiz sanatsal yılların doğal sonucu olarak gelişti.
Ben kendimi bildim bileli şarkı söyledim; annem Sabiha Yılmaz'ın korosunda korist/solist olarak, Alman Lisesi'nin Alman korosunda korist/solist olarak, okul orkestrasıyla, müzikal tiyatro konserlerinde, babamın konserlerine konuk olarak hep sahnedeyim. Dolayısıyla benim için konser şarkıcılığı çok eskiye dayanan ve çocukluğumdan beri benimle gelen bir disiplin.
Pınar Çekirge - Peki ya babanla beraber çalışmak...
Simay Yılmaz - Babamla birlikte şarkı söylemek ise, yine çok eskiye dayanan ve bizim için baba-kız ilişkimizi tanımlayan bir alışkanlık..
Zaman içerisinde, konservatuvar eğitimimi tamamlayıp hayatımı müzikal tiyatro sanatçısı olarak inşa ettiğimde, bu konserlerin içerisindeki konumum ve repertuvarımız çeşitlendi, büyüdü.. Kendi doğal süreci içerisinde gelişti ve geldiğimiz noktada temelde "opera" ve "müzikal tiyatro" disiplinleri üzerine inşa olan ancak Napoliten, Lied, geleneksel eserler gibi diğer türleri de dışlamayan bu hali aldı.

Pınar Çekirge - Kardeşin, baban ve sen bir arada sahnede olmak nasıl bir duygu ?
Simay Yılmaz -Çok çok güzel, çok eğlenceli, diye tanımlayabiliriz aslında.
Babam çok keyifli bir partner. Seyircisiyle ilişkisi çok güçlü, çok interaktif, çok neşeli... Sadece şarkı söylemiyor, sunduğu şey tam bir performans.Onunla sahnedeyken çok eğleniyorum.
Kardeşim ve piyanistimiz Senay ise bu konserlerdeki en büyük şansımız: Senay, piyano, keman ve vurmalı çalgılar dallarında konservatuvar eğitimi üzerine İTÜ MIAM'da Müzik Teorisi yüksek lisans programına devam etti. Onunla çalışmak, birden çok enstrümana hakim olması ve müzik bilgisi sebebiyle çok kolay.. Diğer yandan sahnede solisti çok çok güvende hissettiren, arkanız dönük olsa bile anlaşabildiğiniz bir eşlikçi...Bu kişi kardeşiniz de olunca, durum çok daha gurur ve mutluluk verici bir hal alıyor.
" Songs For Love " konseri pembe, eflatun, beyaz ortancaların arasından süzülüp gelen bir bahar esintisi kadar huzur veriyor, ruhlarımızı yıkayıp, arındırıyor resmen.
Anahtar Kelimeler: simay yılmaz
0 Yorum