
Derler ki, kuğular, ölümlerine yakın, çok etkileyici, yüreğe dokunan çok güzel bir şarkı söylerlermiş...
Mirza Metin'in yazdığı, dramaturgluğunu Berfin Zenderlioğlu'nun gerçekleştirdiği ve Ayşe Şan'a hayat verdiği " Ben Ayşe Şan " adlı oyunu izlerken içiçe açılıp kapanan çiçekleri, kuğuların şarkısını ve daha bir çok şeyi düşündüm.
Ayşe Şan sanki bir ayna uzattı bana, kendime bakmam için.Rastlantı, ateş, korku, endişe, iftira, namus, söz, sözden dönüş, baskı, yasak, kimliksizlik, kimsesizlik, şöhret, vefasızlık, kader, kötülük, iyilik, kin, sevgi, evlat kaybı, ses, kadın, aşk, feodalizmşn hunharlığı vardı yansıda.Ayşe Şan'ın ufunetli yaraları vardı en çok.
Nasıl desem, Türkan Şoray "Hazal", Şerif Sezer "Yolcu", Melike Demirağ "Sürü", Fatma Girik "Kuma" filmlerinden çıkıp gelmişlerdi sanki.Bir melodramım, hayır çok ağır bir tragedyanın içindeydik.

Sözcükler yetersiz kalmış, renkler kaybolmuş, sadece şarkılar kalmıştı geriye.
Ölümün gerçek rengi neydi ?
Sahi bir buçuk yaşında bir çocuk neden ölürdü ?
Kadına kabahat olan, neden erkek için haktı ?
Berfin Zenderlioğlu'nun o benzerdiz, erişilmesi zor performansını izlemenizi öneririm.
" Ben Ayşe Şan " sadece notaların, sözcüklerin değil duyguların buluşması aslında...
" Sherlock Hamid ", " Cambazın Cenazesi ", " Tatavla'da Son Dans ", " " Ziyaretçi "," Hayal Satıcısı " nda yönetmen olarak izlediğim Berfin Zenderlioğlu'nun oyunculuğuna ve sesine hayran kaldığımı özellikle belirtmek istiyorum.
Anahtar Kelimeler: Ayşe Şan, Berfin Zenderlioğlu
0 Yorum