MAKALELER

Tiyatro Denilen Sevda

2021.02.01 00:00
| | |
1409

Bu söyleşide Müjdat Gezen’le birlikte birçok önemli kişinin özel anlarını, anılarını, bilinmeyen özelliklerini, dönemin sanat dünyasını..

Ağlama Palyaço Makyajın Bozulur/ Müjdat Gezen Kitabı, Halit Kıvanç

“Oyuncu olarak bir rolü omuzlayıp gitmeyi severim, sırtına binip gitmeyi değil”

Müjdat Gezen


Halit Kıvanç, 1926 İstanbul doğumlu, gazeteci, televizyon ve radyo sunucusu, maç spikeri, Türkiye’nin yaşayan spor hafızası ve en eski sunucusu... Sadece yurt içi değil yurt dışında da çok aktiftir. Papa ile konuşan ilk Müslüman gazeteci ve henüz yedek kulübesinde bir futbolcu olan Pele ile röportaj yapıp onu keşfeden ilk kişi olması ile de bilinir. 

Televizyon çıkarken, radyo tanınmaya başlarken, gazeteler bir bir artıp basın gelişirken Halit Kıvanç hep içindedir. 90 yaşını aşan gazetecinin Türkiye’de büyüyüp gelişirken şahit olduğu şeylerden biri de doğumundan bu zamana kadar yanında olduğu ve göbek adını kendisinden aldığı Halit Müjdat Gezen’in hayatıdır. Türkiye İş Bankasının Nehir Söyleşileri  serisinden Gezen röportajına elbette ki en uygun isim de o olur. Yakınlıkları ve söyleşiye yansıyan samimi yorumları, Gezen’in anılarını daha detaylıca öğrenmenize yol açıyor.

Bu söyleşide Müjdat Gezen’le birlikte birçok önemli kişinin özel anlarını, anılarını, bilinmeyen özelliklerini, dönemin sanat dünyasını, şaşırtıcı ve saygınlık arttıran yanlarını da öğreniyorsunuz. Burada kısa ve hızlıcasını okuyacağınız biyografisi, geçmiş sanat camiasının çoğunu barındırıyor: Kemal Sunal, Perran Kutman, Aziz Nesin, Haldun Taner, Sadık Şendil, Tarık Akan, Ulvi Uraz, Savaş Dinçel, Celal Sururi, İsmail Dümbüllü, Muammer Karaca, Toto Karaca, Tuncer Necmioğlu, Vasfi Rıza Zobu, Tuncel Kurtiz, Mustafa Alabora, Müzeyyen Senar, Münir Özkul, Kandemir Konduk, Ajda Pekkan, Altan Erbulak, Ahmet Üstel, Aydın Engin… 

Çocukluk Zamanları
Müjdat Gezen, 29 Ekim 1943 yılında Fatih’te dünyaya gelir. Çok hareketli ve eğlenceli bir çocukluk dönemi geçirirken bir yandan da çevresinin elverişliliği sayesinde sanat dünyasına uzak kalamaz.

Futbolcu ve hakemlik geçmişi olan babası Necdet Gezen müzisyen, annesi müzik tutkunu bir ev hanımı, halası Seha Okuş ise Türk Halk Müziği ustasıdır. Müziğe büyük bir sevgi duysa da küçüklüğünden beri ailesiyle tiyatro oyunları izlemeye aşina olan Gezen’in geleceğinde neyi seçeceği yavaş yavaş şekillenmeye başlar. İlk sahne deneyimini, 10 yaşındayken oyunculuk yeteneğini fark eden öğretmeni tarafından tiyatroya seçilmesi ile yaşar. Gezen, ilk sahneye çıktığı zaman bahar ayı olduğunu ve baharı ilk defa o zaman fark ettiğini söyler. Yıllar geçtikçe artık her sahneye çıkışının onun baharı olduğunu söyleyecektir. Alt katlarında oturan ve Türkiye’de ilk animasyon gösterilerini yapan, oyuncu Birkan Özdemir’den karagöz oynatmayı öğrenir. 1953 yılında Doğan Kardeş çocuk dergisinde şiiri yayımlanır. Hırka-ı şerif ilkokulundan sonra Karagümrük ortaokuluna gider. Ortaokuldayken Babür Şah’ın Seccadesi adlı tiyatro oyununu sahneye koyar ve amatör olarak Yeşil Sahne’ye gitmeye başlar.

Yaş 17, Profesyonelliğe İlk Adım
Ortaokulda üst üste iki kez sınıfta kalınca babasından aldığı, “okulu bitirirse tiyatroya gitme sözü” karşılığında ortaokulu yüksek bir derece ile bitirir ve babasının sözü üzerine Şehir Tiyatrosu’na kaydolur. Ortaokul bitince Uğur Dündar, Kemal Sunal gibi geleceğin usta oyuncuları ve Toktamış Ateş gibi geleceğin başka ünlü isimleriyle aynı okulu okuyacağı ve ömür boyu sürecek arkadaşlıklar kuracağı Vefa Lisesindedir artık.

1960 yılında İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nda (Dârülbedâyi) profesyonel sanatçılığının ilk adımlarını atarken, 1961 yılında da İstanbul Belediyesi Konservatuarı Tiyatro Bölümünü kazanır. Böylece 1960-63 yıllarında birçok yönetmenle (rejisörle) çalışma olanağı bulur.

1963’te Şehir Tiyatrosu’ndan ayrılıp ilk özel tiyatro çalışmalarını yapmaya başlar. Daha sonra Münir Özkul ve Muammer Karaca tiyatrolarına girer. Dönemin çok tutulan Karaca Tiyatrosu’nda üç ayrı oyunda rol alır ve bu zamanda Sadık Şendil’e asistanlık yapmaya başlar. Kitapta yaşam öyküsü boyunca gördüğümüz şeylerden biri de şiir yazmayı hiç bırakmamış olmasıdır. 1963-64 yılları arasında sanat dergilerinde şiirleri çıkar. Hayatında önemli bir yer edinmiş olan kişilere, olaylara, yaşadıklarına şiirler yazmayı ihmal etmemiştir. Küçüklüğünden beri şiir yazma tutkusunu devam ettiren şair Gezen’in 74 adet şiirden oluşan Şiirim Geldi Bırakın Beni adlı albümü de vardır.

1964’te askere gider ve bahriyeli olarak yaptığı askerliğinde oyun yazma denemelerine başladığı gibi öyküler ve besteler yazmaya da devam eder. Askerlik dönüşü 1966’da Ulvi Uraz Tiyatrosu’na girer ve bir sezonda çıkarttıkları üç oyundan ikisine yardımcı yönetmenlik de yapar. Bu dönemde artık mesleğini tam anlamıyla öğrenmeye başlar. Daha sonra Gülriz Sururi- Engin Cezzar Tiyatrosu’na geçer. Buradaki oyunda yaptığı bir hatanın bedelini onur kırıcı bir şekilde ödeyince istifa eder.

Acı Bir Deneyim: Halk Oyuncuları
1967’de ilk eşi Gün İrk ile evlilik aşamasındayken işsiz kalsa da eşinin desteğiyle kısa bir süre sonra evlenirler. Tam bu zamanda Tuncel Kurtiz, Aydın Engin, Tuncer Necmioğlu ve Umur Burgay’dan ortak bir tiyatro kurma teklifi alır, kabul eder ve Halk Oyuncuları’nı kurarlar.
 
Ekibi kurunca ilk başta zorluklar yaşasalar da bir süre sonra kesintisiz oyun günleri başlar, eşi Gün İstanbul’da, kendisi Ankara’dayken ve böylesine zor bir zamandayken yoğun çalışmalarla yine de çok kazançlı bir dönem geçirirler. Günde üç kez tam dolu oynamalarına rağmen sezon sonunda ekip arkadaşları ondan ayrılmasını ister ve kazanç yapamadıklarını söyleyerek parasını vermezler. Bu nedenle bu unutamayacağı acı deneyimi için, “Sosyalizmi sevmeme ama bazı sosyalistleri pek sevmememe neden oldu” der.

1968 yılında işsizlikle geçen çok zor bir sezonun ardından İstanbul Tiyatrosuna çağrılır. Burada oyunculuğun yanı sıra sanat sorumluluğunu, kadro yapımını ve oyun seçimini de üstlenir. Aynı zamanda saat 18:00 oyunlarını hesabına alır ve Oğuz Aral ile birlikte “İstanbul Tiyatrosu Altı Oyunları” adı altında ortak bir tiyatro kurarlar ve Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı oyunu için çalışmalara başlarlar.

Geceleri İstanbul Tiyatrosu’nda oynarken; “Hayatımın değişmeye başladığı yıllar” demesine sebep olacak olan Sadık Şendil’in ünlü oyunu Çılgın Yenge’den bir başrol teklifi gelir.

“Ben Tiyatroyu Bırakmadım ama Tiyatro Beni Bıraktı”

Tiyatro hayatının kayıp yılları diye adlandırdığı bir zaman dilimi de yer alıyor hayatında Gezen’in. Tiyatroda kendi şartlarına göre sunduğu teklifleri kabul edilmeyince, başka sahneden gelen teklifi kabul eder ama bu tiyatro değil gazino sahnesidir. Gezen bu noktada; “Ben tiyatroyu bırakmadım ama tiyatro beni bıraktı” der ve ilk kez gazino sahnesiyle tanışır. Bu yıllarda sinemadan gelen bir başrol teklifini de kabul eder ve bundan sonra art arda gelen sinema teklifleriyle yoğun bir dönem yaşar. Gazino sahneleriyle artık yeni bir hayat biçimi başlamıştır. Günler güzel geçse de sahneye çıktığında yaşadığı o bahar havası eksik olmuştur artık hayatında. Sahne, film, televizyon çalışmalarıyla geçtiği 1970 yılında, tek evladı olan kızı Elif dünyaya gelir.

Bir Arkadaşın Fikrindeki “Gelecek”
1982 yılında İstanbul Belediyesi Konservatuvarı ve İstanbul Üniversitesi Devlet Tiyatrosu Konservatuarında Türk Tiyatrosu Öğretmenliği yapar. Bir gün yazar Kandemir Konduk ile yolda yürürken onun bir projesini dinlemektedir. Bu, gelecekte büyük bir mizah sayfası olacak olan “Güldürü Üretim Merkezi”nin fikridir. Konduk, fikrini heyecanla anlatırken Gezen bu fikri aslında hemen beğenip benimsemiştir. Bir yandan onu dinlemeye devam ederken bir yandan yönlendirmeleriyle Konduk’u notere getirir ve hemen orada “Güldürü Üretim Merkezi/ Müjdat Gezen- Kandemir Konduk Ortaklığı” kurulur. Yıllar geçer ve GÜM eki yıllandıkça, Güneş, Hürriyet ve Milliyet gazetelerinde ek olarak çıkmaya, önemli tirajlar elde etmeye başlar. Bir arkadaş fikrindeki geleceğin görülmesiyle ortaya çıkan Güm eki Aziz Nesin, Haldun Taner, Savaş Dinçel, Kandemir Konduk, Ümit Yaşar, Altan Erbulak, Ahmet Üstel, Halit Kıvanç ve Müjdat Gezen gibi ustalardan oluşan bir daha kurulması çok zor bir ekibi bir araya getirmiş, basın tarihinde daima takdirle hatırlanacak bir başarıya ulaşmıştır.

“MSM Benim Son Çocuğum”
29 Ekim 1991 tarihinde Müjdat Gezen Sanat Merkezi’ni kurar. MSM hakkında: “Benim de hayatımda gururlanacağım konu varsa ki gururu pek sevmem, bir tanesi MSM’ dir. MSM, benim zannedersem son çocuğum.”  Ardından 1992 yılında hep kurmak istediği MSM ormanını Belgrad Ormanı içinde bir yangın bölgesine kurar. 1993 yılında da “Müjdat Gezen Sanat, Eğitim ve Kültür Vakfı” adıyla vakıf haline getirilir. MSM’ nin tanıtım broşüründe de yer alan Gezen’in vasiyetnamesine göre burası, sanat merkezi ve eğitim vakfı dışında hiçbir biçimde kullanılmayacak, ömür boyu eğitime adanacaktır.

MSM’nin beş temel ilkesi: Özgün, Özgür, Soru Soran, Doğal ve Ömür Boyu Eğitimdir.

Tatsız Anılardan 12 Eylül Ateşi
Tiyatrocu kişiliğinin yanı sıra muhalifliğiyle de tanınan Gezen’e göre mizah, tabiatı gereği muhaliftir ve sıkıntılı bir toplumun ürünüdür. Bunu da politik ve hiciv tiyatrosu olarak tiyatroya taşımaktadır. Oynadığı oyun ve sıkıyönetime karşı takındığı tavırlarından dolayı iki kez cezaevine girer. 1977 yılında yazdığı Çizgilerle Nazım Hikmet kitabının basımının üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen, yakın dostu Savaş Dinçel’le birlikte tutuklanırlar. Kitapta değil de kitaba dava açanlarda kabahat bulununca 20 günlük hapishane hayatından sonra dava düşer.

Nam-I Diğer Vefalı
Dostlarına, ailesine, ülkesine ne kadar düşkün olduğunu hep belirten Gezen; “her zaman başta insan gelir”, “insan biriktirin” der. İşinin onun için en büyük aşkı olduğunu söylese de işini insandan önde tutmayı doğru bulmaz. Yine: “Meslektaşlarım benim kardeşimdir” diyen Hipokrat’ın sözünü, ilkelerinden biri olarak benimser. Ustalarına vefa borcunu ödemek için 1982 yılında Ustalarım adlı bir kitap yazdığı gibi halkına olan vefa borcunu da MSM’yi açarak ve ücretsiz eğitim yaparak ödemeye çalıştığını söyler. 2001 yılında maddi durumu pekiyi olmayan yaşlı sanatçı dostları için bir huzurevi kurar. Kadıköy’deki iki dairesini de kız ve erkek öğrencilerine çok düşük bir parayla kiralar.
2006 yılında da Müjdat Gezen Tiyatro binasını İstanbul’a kazandırır.

Ustalara Ustalık Yakışır
“Oyuncu olarak bir rolü omuzlayıp gitmeyi severim, sırtına binip gitmeyi değil” diyen Gezen’in sevmeden oynadığı için başarısız kabul ettiği bir iki rolün dışında tüm rollerini çok severek yaptığını söyler. Müzikal bir oyun, film, televizyon veya sahne parodilerinde şarkı söylemesi gerektiğinde de özel dersler almıştır. Kanlı Nigâr müzikalinde rol gereği şarkı söylemek için bona, solfej ve usul dersi aldığı gibi.

Leyla’sının Gözünden
1988’de evlendiği Leyla (Turgut) Gezen’e, eşiyle aralarındaki mutluluk reçetelerinin ne olduğu sorulur. Bunun Müjdat Gezen’le karşılıklı uydukları bir reçetelerinin olduğunu söyler: “Eğer karşındaki ateş ise, sen su ol!” Ayrıca şimdi daha iyi olsa da Müjdat Gezen’in geçmişte ileri derecede simetri ve hastalık hastası takıntısı varmış. En çok sevdiği şeylerin biri de bir yerden eve gelmesiymiş.

Gençlere Tavsiye İstemeden Olmaz
Kasım 2007 yılında seçilmiş Birleşmiş Milletler UNICEF İyi Niyet Elçisi olan, “En sevdiğim yanım, düz bir adamım, kendim gibi adamım” diyen Gezen’in tavsiyelerinden bazıları:

“Üç şeyi sen yöneteceksin, o seni değil.

1. Şöhret: “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” Bu berbat bir laftır.
2. Para: Benjamin Franklin’in çok sevdiğim bir sözü vardır; “Para her şeyi yapar diyen, para için her şeyi yapar”
3. İçki- Sigara: O kötü kokulu küçücük, zararlı şeyin sağlığını mahvetmesine ve seni ele geçirmesine neden izin veriyorsun?”

“Mesela “hata bende” demeyi öğrenirlerse hayatla ilgili çok sorunları kalmayacağını da söylüyorum.”

“İyi bir aktör heyecanlanmasını bilen aktördür.”

“Yaşamın içinde bazen avantajlıymış gibi görünen tehlikeli durumlar vardır. Mesela 1-0 galip olmak tehlikeli bir durum olarak gelir bana… Her zaman berabere kalmayı beklemek gerekir. Karşıdan mutlaka bunun bir ödeşmesi gelecektir.”

“İyi yapılan her şey sanattır, politika sanatı bile vardır.”

“İnsanı insana insanla anlatan şeyleri severim, o da tiyatrodur.”

Sümeyye M. Doğan 

Anahtar Kelimeler: müjdat gezen



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları
Dahası





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir