Oyunun yönetmeni Yelda Baskın, eseri şöyle anlatıyor:
““Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım” düsturuyla biçimlendirilmiş bir toplumda, birey olmasına izin verilmemişlerin hikayesi… İşte, bu bizim hikayemiz.
Haldun Taner klasikleşen bu eserinde; iktidarların görev bilincini suistimal ederek, milli ve dini duyguları kullanarak “sıradan” insanı nasıl sömürdüğünü hicvediyor. Vicdani, Efruz karakterleri üzerinden…
Vicdani ve Efruz oyunda sadece iki karakter değil aynı zamanda iki sınıfın temsilcisi…
Haldun Taner, sınıfsal farklılıkların insan hayatını nasıl şekillendirdiğini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.
Oyun boyunca değişen tarihsel ve toplumsal olaylar yirminci yüzyıl Dünya’sının ve Türkiye’sinin panoramasını çiziyor.
Güncelliğini yitirmeyen bu eser, sadece geçmişi anlatmıyor, bugünü anlamak için bizi geçmişimizle buluşturuyor.
Shakespeare nasıl “Çürümüş bir şeyler var” diyorsa,
Molière yaşadığı toplumun ikiyüzlülüğünü ve gülünçlüğünü nasıl aktarıyorsa,
Haldun Taner de çürümenin, ikiyüzlülüğün, birey ve toplum olamayışımızın izlerini sürüyor.
Biz de Haldun Taner’in kılavuzluğunda bu iz sürmeye eşlik ediyoruz.
Komedinin ve trajedinin iç içe geçtiği oyunumuzda…
Toplumsal eleştiriyi dozunda yapabilmek ne büyük marifet, dili bu denli iyi kullanabilmek, kendi insanını böylesi tanıyabilmek… Bizler içinse bu büyük usta ile buluşabilmek, ne mutluluk!
Yazılışının altmışıncı yılında Haldun Taner’in “Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım” oyununu Şehir Tiyatroları’nda iyi bir ekip ile çalışabildiğim için bahtiyarım.”
Anahtar Kelimeler: gözlerimi kaparım vazifemi yaparım
0 Yorum