Diktat". İç savaş sonrası ayrı saflarda çarpışmış iki kardeşin yirmi beş yıl sonra karşılaşmalarını ve hesaplaşmalarını anlatıyor.
"Val: Nasıl olur da birbiri ardına gelen kelimeler, birbirleriyle toplanan sayılar, ardı ardına sıralanan tarihler ve insanın sözü ve insanın bilgisinin sınırları ve insanın duyguları, böylesine insanlık dışı şeyleri içinde barındırabilir, nasıl olur da bunu ölçüp biçer ve ifade ederler?"
Her öldürülen çocuk benim çocuğum
Her öldürülen baba benim babam
Her öldürülen anne benim annem
Her ölen kardeş benim kardeşim
Tüm vücudum delik deşik
Ne kafam var
Ne kolum
Ne bacağım
Bi Tiyatrom kaldı!
Işıl Kasapoğlu / Yönetmen Ekim 2004
“Val: Nasıl olur da birbiri ardına gelen kelimeler, birbirleriyle toplanan sayılar, ardı ardına sıralanan tarihler ve insanın sözü ve insanın bilgisinin sınırları ve insanın duyguları, böylesine insanlık dışı şeyleri içinde barındırabilir, nasıl olur da bunu ölçüp biçer ve ifade ederler?”
(Diktat, sf. 46)
Merdivenlerden tiyatro salonuna doğru inerken tam tepemizden Onat Kutlar’ın gözleri bir fotoğrafın içinden bize bakacak. Yerimizi bulma telaşı içinde biz, görsek de görmesek de dondurulmuş bir anın içinden o hep, bize, hepimize bakıyor olacak.
“Diktat”ı izledikten sonra basamakları çıkarken, o fotoğraf arkamızda kalmış olsa bile biz onu göreceğiz. Özümüz ona, onun gibi öldürtülerek, öldürttürülerek, bir kurmaca neden uğruna, can vermek zorunda bıraktırılmış olan tek tek, yığın yığın insana dikilmiş olacak.
Enzo Cormann ile Işıl Kasapoğlu, üstleri kapatılmış utançlarla, ölü çukurlarıyla yüzleşmeye doğru uğurlayacaklar bizi.
Kapıdan çıkarken belki birden katili görürüz. “Adsız ve suratsız celladın, nefret ettiğim, tiksindiğim, benzerimin, insan kardeşimin, sonunda benim kimliğime bürünmesini nasıl önleyebilirim” diye düşüne düşüne gideriz.
Gider miyiz ? Kim bilir ?
Ama Enzo Cormann’ın üfürdüğü küllerin derimizin gözeneklerinden geçip hücrelerimize nakşolacağı kesin.
Bu arada Onat Kutlar’ın gözlerinin içi nasıl da gülüyor. Her şey bir yana hakiki bir tiyatroyla karşı karşıya olduğumuzu bilir gibi.
Nükhet İzet
0 Yorum