
Duncan Macmillan'ın " People, Places, Things / İnsanlar, Mekanlar, Nesneler " adlı oyununu izlerken " Christin F. ", " Morfin ", hatta" Bay Alkolü Takdimimdir ", " Guguk Kuşu ", " Eroinle Dans " geldi aklıma.
İnsanlar, nesneler, mekanlar aynı kalabiliyor, değişebiliyordu ya tepkilerimiz ? Yalnızlığımız ? Güçsüzlüğümüz...aradığımız, bulduğumuz, ıslaladığımız çıkış yolları ? Terk ettiklerimiz, terkedilmişliğimiz...hayal ve hayat kırıklıklarımız ? Kaybettiklerimiz, evet kaybettiklerimiz ?
“Biz sınırlara inanmayız. Biz öncülüğe inanırız. Biz vizyona inanırız. Herkese imkansız görünse de biz evet diyoruz. Yaşamak ne güzel şey. Denizde yüzmek, gökyüzüne bakmak, güneşi teninde hissetmek…Bir dağa tırmanmak ya da bir tanecik merdiven çıkmak. Sevmek ve sevilmek. Ne güzel şey…
Şimdi benim! Şimdi sensin! Şimdi biziz! Bu ise sadece bir başlangıç.” İnsanlar Mekanlar Nesneler geçmişin yüklerinden kurtulmaya çalışan bir insanın hikayesi. Nina’nın, Emma’nın, Sarah’nın veya şimdilik Sarah’nın hikayesi.

Kim bilebilir?
Korkularımızın üstüne gidebildiğimiz, gerçekle yüzleşebildiğimiz ve en önemlisi kendimizi sevebildiğimiz sürece varız.
Eğer bir varoluş savaşıysa hayat, ve eğer varoluş ailede başlıyorsa, bazen tüm bağımlılıklarından kurtulman gerekir. Annenden bile. “Çakal sadece aşağı baktığında düşer. Yani aslında havada koşabiliyor ama ne zamanki aşağı bakıyor ve düşmesi gerektiğini anlıyor işte o zaman yer çekimi devreye giriyor. Benim ruhsal aydınlanmam bu.”

" İnsanlar, Mekanlar, Nesneler " mi ?
Sadece ve sadece 'son derece sarsıcı bir tekst, kusursuz bir yapım, üst düzey oyunculuklar ve reji, teknik ekip....evet, her açıdan master class bir iş', demek istiyorum.
Doğru, sahnede olup biteni izlerken düşünüyor, sorguluyor, yüzleşiyor, tedirgin oluyor, dehşete düşüyorsunuz.Korkuyorsunuz da.
Selçuk Borak'ın yaşar kıldığı baba karakterini, hatırlıyorum şimdi.Hayatta kalan tek çocuğuyla ödeşme, onu kabul etme, reddetme, bağışlama, yargılama, sevme, nefret etme karmaşası içindeydi.Ne yapacaktı, ne yapmamalıydı, bilemiyordu.Kabuğu kırık istakoz gibiydi.Canı yanıyordu.
Merdivenlere yöneldi bıkkın, öfkeli, çökmüş, başında, omuzlarında taşıyamayacağı bir ağırlıkla ilk adımını attı.Zorlukla iniyordu basamaklardan.Hem tanık, hem sanık, hem yargıç, hem savcıydı kendi içinde.Hesapların kapanmayacağını biliyordu.
Nina’nın, Emma’nın, Sarah’ın gerçekte kim olduğu önemli miydi ? O'da tıpkı " A Streetcar Named Desire"in Blanche'ı gibi, örselemeyen bir elin sıcaklığını özlememiş miydi ? Yoksa bir martı mıydı ? Belki hiçbiri.Ya da hepsi..
Merve Dizdar, Nihal Koldaş, Selçuk Borak'ın resital tadındaki, benzersiz yorumlarını izlemenizi özellikle öneririm.
" İnsanlar, Mekanlar, Nesneler " gerçek bir tiyatro hadisesi bana göre...bakalım siz ne diyeceksiniz ?

İNSANLAR, MEKANLAR, NESNELER
Yazan: Duncan Macmillan
Yöneten - Çeviren: İbrahim Çiçek
Oyuncular: Merve Dizdar, Nihal Koldaş, Selçuk Borak, Kerem Arslanoğlu, İsmet Bora Akın, Ferhat Güneş
Sahne ve Kostüm Tasarımı: Ceyda Balaban
Işık Tasarımı: Yakup Çartık
Ses Tasarımı-Müzik-Performans: Ömer Sarıgedik
Koreografi: Taner Güngör
Projeksiyon Tasarımı: Okan Temizarabacı
Yapım: IdPro, Zorlu PSM
Yürütücü Yapımcı: Omnia Yapım
Yardımcı Yönetmen: Şimal Yalçın
Omnia Yapım Koordinatörü: Zeynep Balkan
Zorlu PSM Yapım Koordinatörü: Şevval Çakır
IdPro Yapım Koordinatörü: Gizem Önürme
Prodüksiyon Amirleri: Buğra Üstün, Ali Yalçın
Reji Asistanı: Ayşe Özce Çınar
Yapım Asistanları: Ekinsu Köse, Okan Eken
Oyun Asistanları: Aslı Sancar, Kağan Kurtaş
Kostüm Realizasyon Ekibi: Efe Arslan, Eylül Kıvılcım, Semanur Zafer
Ensemble: Aslı Sancar, Ayşe Özce Çınar, Can Arpat, Cansu Eğri, Emre Ünal, Gülfem Demircioğlu, Kağan Kurtaş, Kerem Sert, Sabah Şimşek, Sanem Adar, Selcan Dal, Şimal Yalçın, Yeşim Ayten, Zeynep Aybar, Zeynep Hacıhaliloğlu
Anahtar Kelimeler: İnsanlar, Mekanlar, Nesneler, insanlar mekanlar nesneler
0 Yorum