
İstanbul’da ilk gece bu güzel oyunu BO sahnesinde seyretme şansına sahip olmuştum..
Önceden yapılan bir yurt dışı kutlama programım nedeniyle Güney AFRİKA'ya hemen gittiğim için oyunla ilgili tüm güzel şeyleri paylaşmam içimde kalmıştır..
.
Tüm bu duygu düşünceler içinde Cape Town' daki otelimin penceresinden baktığım da gördüğüm manzara bu duygumu daha da pekiştirmiştir.
Yıllarca çok merak ettiğim’ Masa Dağı’ bir tablo gibi karşımda dururken üstünü kaplayan yoğun bulutlarında bir örtü gibi dağın üstünü örttüğünü görmem beni yeni-
den İstanbul’a ve oyuna geri götürmüştür.
Bulutların, Masa Dağı'ndan hemen hemen hiç ayrılmadığını da ertesi gün yerel rehber İle dağa çıkarken yaptığımız sohbet esnasında öğrenmem de ayrı bir şans olmuştur.
Bulutlar ,Masa Dağı ve Türkiye’ye dönmem beni yeniden oyuna ve masa başına taşımıştır.
‘Bakarsın Bulutlar Geçer ‘ adlı oyun Özen Yula metni ve rejisiyle önce İstanbul seyircisi İle mart ayında buluşmuştur.
Oyunda Betül ve görmediğimiz hiç bir zamanda göremeyeceğimiz Orhan ve bir emaneti sahibine ulaştırma çabası içinde tanıdığımız Kaya,Bu oyunun üç kişi yerine, iki kişi arasında oynanacağını da seyirciye merhum koca’nın salon duvarında asılı resminin vurgusu ile işaret etmiştir.
Sakin ,yaşanmışlığı olan Betül ile Orhan'ın yaşadığı eve gelişi ile de oyunda geri dönülmez çok zor bir duygu karmaşasını da Kaya kendiliğinden başlatmıştır.
Düşünülmesi aslında zor olan ama küçük dokunuşlar la zaman, zaman yazar tarafından oyunculara bir ikram gibi bulutların gidebileceği zor olsa da sunulmuştur.
Çözülemez ve olamaz gibi görünen olaylar, oyun akışı içinde yerli yerine oturarak önemli yaşam motiflerinin yeşerebileceğini de ortaya koymuştur.
Durağan ,yeniden yeşermez gibi görünen evden, yeni bir yaşamın başlaması bulutları bile rahatsız etmiştir.
Söz konusu olan emanet ya da içinde kişiye göre yorumun saklı olduğu zarf! Belki de okunması hiç istenmeyen belki de istenilen emanetin çoktan ulaştığı mesajın algılandığı bir ortamda yazılan, yazılmak istenen en doğru mesaja verilen cevapsızlığın, cevaba çevrildiği an ve anlar olmuştur.
Bir çok şeyin bittiği sanılan bu evden ,yeni bir yaşama doğru çıkış bulunması ve bulutların kendiliğinden hareketlenmesini sağlayacak duygusal bir gücün etrafta yeniden dolaşması çok şeyi değiştirmiştir.
Oluşan olumlu atmosfer artık bulutları da iyice ötelemiş ,bilinmeyeni taşıyan emanetin uzlaştırıcı yapıyı ortaya çıkartırken Betül ve Kaya da beklenmeyen gel- gitleri de beklenmeyen şekilde oluşturmuştur.
Muhafazakar bir yapının temsilcisi olan Betül rolünde genç bir sanatçı Selen ÖZTÜRK ,Ankara Devlet Konservatuarı kökenli olup ,Dingin oyunculuğu ile tüm sözcüklerin hakkını vererek abartıdan uzak küçük, küçük renklerin oluşturduğu bir bütüne varmanın tadını seyircisine de çıkartma fırsatını oyunculuğu ile tanımıştır.
Kaya rolünde ise Kenan Ece, oyunda bulutların dağılması ile mücadele de bulunurken sınıfının tüm özelliklerini üzerinde taşıyan bulutları dağıtmaya kararlı ve görünür de çekingen kimliği ile Betül'ün oyunculuğunun da ortaya çıkmasını sağlayan çok iyi partner olarak alkışlarımıza hedef olmuştur.
Betül ve Kaya birbirlerini sahne de çok iyi tanımış iki oyuncu, İki kişilik oyunun tüm sorumluluğunun fazlası ile bilincinde olan bu iki oyuncu, Ölüm ve yaşam gerginliğinde mevcut ortamın olası derinliklerinde olası en iyi dengelerle oyunculuk sanatının ahengini kurmayı da başarmışlar ve bu sayede bulutları da sonunda öteleyebilmişlerdir.
Dekor -Kostüm Tasarımını gerçekleştiren Bahar Uyandıran'ın küçük yerlerin zevkini gösteren, özellikle yeni oluşumda ön plana çıkan parlak ve simli perdeler ile dantel örtülerin kullanım düzeni ile Orhan'ın resminin duvar da konumlanması belki de yeni Orhan olacak Kaya'nın benzerliğini de seyirciye vermesi başarılı bir seçim olmuştur.
Oyunun yazarı ve yönetmeni Sevgili Özen Yula'ya ise Türk Tiyatrosu adına, benim, hepimizin,tiyatroyu seven herkesin adına teşekkürüm olduğunu biliyorum.
Bu dönemde tiyatro yapmanın zorluğu ise Sevgili Yula’ya güzel bir armağan olmuştur.!
Son sözüm ise dostlara, Dostlar bu oyunu seyretmelisiniz! Bakarsınız sizin, bizim hatta onların bile bulutlarının da belki dağılmaya ihtiyacı vardır. Belli mi olur???
Füsun BALKAYA
30-NİSAN-2014
Anahtar Kelimeler: bakarsın bulutlar geçer
0 Yorum