
" Ortalık öyle kızıldı ki intihar etmekten vazgeçtim. Zincirlerimden kopmak, özgürce ve sıradan bir hayat sürmekti tek istediğim. Ama bir şeyler beni engelliyor sanki. Hiçbir tesadüf beni normal yollara sürüklemiyor.
Yoksa ben mi davet ediyorum olan biten bütün gariplikleri?
Bir otel odasında neden düşünüyorum ki bunları. Normalde böyle şeyler insanın evinde gelir aklına herhalde. Ev mi?
Neresidir evi insanın?
Kendini mutlu hissettiği yer mi?
Korkmadığı, güvende hissettiği, yalnızken bile kalabalıklar içinde olduğunu düşündüğü yer mi?
Nerden geliyor böyle düşünceler aklıma. Delirmeye mibaşlıyorum dersin? Kime sordun deli? (Kendi kendine gülmeye başlar). Cevap veriyorum. Cevap yok. (Gülmeye devam eder. Bir süre sonra sessiz ama isterik bir gülmeden ağlamaya geçen bir süreç devam eder.) Dur dur ne yapıyorsun yalnız değilsin. Hiç tanımadığın bir adam var içerde. Hiç tanımadığım mı? Yalan bu. Her kıvrımını bütün detaylarıyla bildiğim bir adam. Asıl yalan bu. Bütün kıvrımlarını bildiğin biri belki de asıl hiç tanımadığın biridir.
Allak bullak ettin beynimi. Şimdi bu halde çıkmak sokağa. Karda deli gibi koşmak. Bir çocuk gibi saçlarımı savurmak, kaymak, düşmek, düştüğüne gülmek. Soğukta hiçbir şeyi dert etmeden, kimseye aldırmadan eğlenmek… Ama olmuyor işte. Kurduğumuz ve sonra taptığımız düzen izin vermiyor buna…"
Bir kadın, bir erkek...bir otel odası.Kirli pencere camından içeriye süzülen, soğuk, donuk kış güneşi.
Yüzleşme, yarım, eksik kalmış, yeterince söze dökülememiş iç duyguları, konuşulamayanları konuşma zamanıydı artık.
Odaya bir sessizlik çöktü.Bir süre öylece birbirlerine bakmadan sustular.
Duvarda lacivertten eflatuna dönüşen gölgeler...
Deniz Salman gözüpek bir ruh çözümlemesine imza atmış.
Kadının çocukluğu, yağan kar taneleri gibi soğukta üşümüş bir kuşun titremesiydi. Kendi varlığının yokluğuna yoksunlaşmış iki kol...
Onlar, yan yana gelişi en büyük hata olan, başkalarının hayatlarında kaybolmuş iki ruh... Ancak şaşırtıcı bir şekilde aynı yerden yaralarını sararlar.
“Hayat oradan oraya savursa da, tek dayanağımız yine bizdik.”
İçine çektiği nefesle aydınlanan çocukluğu ve kalbinde çiçekler açtıran o ruh... Bu, mutsuzluğa mutluluk olan, zorunlu bir bağın, yüzleşmelerle dolu şiirsel hikayesidir.
Yalnızlık büyüdükçe, ruhlar birleşir.
En büyük hatan, aynı zamanda tek dayanağın olabilir mi?
Kurallar vardı, önerilen, dayatılan hayatlar ve bir dizi düş kırıklığı.Her ikisi de uçurumun kenarında yaşamaktan yorulmuştu aslında.O halde...
" Titreye Titreye Yağıyordu Kar ve Dilsizdi Gece " de Dilan Şahin ile Deniz Salman'ın başarılı oyunculukları izlenmeye değer.
KÜNYE :
Yazan : Deniz Sakman
Yöneten : Uğraş Atay
Oyuncular : Dilan Şahin / Deniz Salman
Yönetmen Yardımcısı : Burcu Pınar Cingi
Özgün Müzik : Ulaş Kurugüllü
Görsel Afiş-Tasarım-Uygulama : Zehra Salman
Dekor Tasarım Uygulama : Saffet Kurtulmuş
Kostüm tasarım uygulama : Dilek Salman
Işık Tasarım Uygulama: Zafer Metin
Anahtar Kelimeler: Titreye Titreye Yağıyordu Kar ve Dilsizdi Gece
0 Yorum