Hristo Boytchev’in modern tiyatro literatürüne kazandırdığı, varoluşsal sancıları absürt bir mizahla harmanlayan Titanik Orkestrası, Cabaretto Bodrum Oyun Çıkarma Atölyesi’nin nitelikli prodüksiyonuyla sahneye taşınıyor. Terk edilmiş bir tren garının paslı yalnızlığında geçen eser, zaman kavramının yitirildiği, bekleyişin bir yaşam biçimine dönüştüğü tekinsiz bir atmosfer sunuyor. Yönetmen Furkan Tuğrul Akbulut, metnin felsefi katmanlarını ve kara mizah ögelerini dengeli bir reji matematiğiyle ele alarak, sahne üzerindeki durağanlığı içsel bir gerilime dönüştürmeyi başarıyor. Akbulut’un rejisi, karakterlerin sıkışmışlığını fiziksel eylemler ve estetik bir sahne diliyle görünür kılarken, metnin alt metnindeki "yok oluş" temasını seyirciye didaktik olmayan, sezgisel bir yolla aktarıyor.
Bu distopik istasyonun sakinlerine hayat veren oyuncu kadrosu, karakterlerin psikolojik derinliklerini sahneye taşımada yetkin bir ensemble performansı sergiliyor. Kendini bir orkestra şefi, "Maestro von Metonyan" olarak tanımlayan Meto karakterinde Yiğit Sabuncuoğlu, karakterin sanrıları ve otoriter kırılganlığını incelikli bir oyunculukla yorumluyor; Sabuncuoğlu, Meto’nun trajik liderlik arzusunu ve içsel çöküşünü, beden diline yansıyan bir gerilimle sahneye taşıyor. Onun karşıtı olarak, demiryolu kurallarına sıkı sıkıya bağlı Luko rolünde izlediğimiz Veysel Uğur, karakterin gerçeklikle kurduğu takıntılı bağı ve rasyonel direncini, son derece doğal ve inandırıcı bir performansla dengeliyor. Veysel Uğur, Luko’nun düzen tutkusunu, oyunun kaotik yapısı içinde sağlam bir dayanak noktası olarak konumlandırıyor.
İstasyonun en naif ve hüzünlü figürü olan, kaybettiği ayısının yasını tutan Doko karakterine hayat veren Tayfun Oral, rolün gerektirdiği fiziksel komedi ile dramatik yoğunluğu başarıyla harmanlıyor. Oral, Doko’nun sarhoşluk ve yas arasında gidip gelen zihin dünyasını, seyircide empati uyandıran samimi bir yorumla sunuyor. Bu erkek egemen dünyanın ortasında, aşkı ve kurtuluşu arayan Lyubka rolünde Şerare Niktag Uğur, karakterin dişil enerjisini ve hayatta kalma içgüdüsünü güçlü bir sahne duruşuyla sergiliyor. Şerare Niktag Uğur, Lyubka’nın hem kurban hem de savaşçı yönlerini, zengin bir duygusal skalada işleyerek oyunun dinamizmini ayakta tutuyor.
Oyunun dramatik yapısını değiştiren, trenden atılan sandığın içinden çıkan gizemli illüzyonist Harry rolünde ise Kadir Bakadur, sahneye girdiği andan itibaren oyunun atmosferini değiştiren bir enerji sunuyor. Bakadur, Harry’nin manipülatif zekasını, şovmen kimliğini ve felsefi derinliğini, karizmatik ve akıcı bir oyunculukla birleştirerek, "illüzyon" temasını oyunun merkezine yerleştiriyor. Yiğit Sabuncuoğlu’nun tasarladığı dekorun yarattığı klostrofobik ama şiirsel mekânda, Cabaretto Yapım imzalı kostümlerle tamamlanan bu prodüksiyon, seyirciyi 28 Şubat akşamı Cabaretto Bodrum sahnesinde, gerçeğin ve hayalin sınırlarının silikleştiği sarsıcı bir deneyime davet ediyor.
Anahtar Kelimeler: titanik orkestrası
0 Yorum