MAKALELER

Patron Kim? - Akla Kara Tiyatro

2013.02.17 00:00
| | |
2345

Goldoni, halk tuluat (doğaçtan yaratım) tiyatrosundan yola çıkışla “Commedia dell’Arte”ye edebi karakter kazandırması sonucu...

AK’LA KARA’da Bir Commedia Dell’Arte Uyarlaması: Patron Kim?

 

“Arlecchino İki Efendinin Uşağı – Arlecchino Servitore Di Due Padroni”, burjuva komedyasının başlıca temsilcilerinden İtalyan oyun yazarı Carlo Goldoni (1707-1793)’nin 1753 yılında yazdığı oyunlarından biri. 

Goldoni, halk tuluat (doğaçtan yaratım) tiyatrosundan yola çıkışla “Commedia dell’Arte”ye edebi karakter kazandırması sonucu, İtalya’da burjuva komedyasının, özellikle de duygulu komedyanın kurucusu bir yazar. 

Bir diğer anlamıyla “Commedia dell’Arte”nin reformisti. 

GOLDONI’NİN YAPITI
Goldoni, yapısı açısından 17. yüzyılın Venedik’inde geçen konusuyla sapasağlam bir temele sahip olan oyununda, paranın en geçerli “değer” olduğu, ilişkileri paranın belirlediği, aşkların bile alınıp satılabildiği bir dünyayı anlatır. Tema olarak, Venedikli yaşlı, zengin ve cimri tüccar Pantalone, Bolognalı doktor, hizmetçi kız ve uşaktan oluşan bir ana kadronun etrafında dönüşür. 

Aynı eseri Savaş Özdural almış, 1980’li yılların Beyoğlu’suna uyarlamış. Uyarlayınca, ikiz erkek kardeşi sevgilisi tarafından öldürülen Begüm’ün ailesine borcu olan mafya babasından alacağını tahsil etmek için erkek kardeşinin kılığına girmesi, sevgilisi Furkan’la ayrı ayrı kaçtıkları için bir yandan birbirlerini ararken, bir yandan da gerçek kimliklerini herkesten saklamak zorunda kalışlarını konu edinmiş. Goldoni’nin eserindeki içeriğe ve inceliğe nedense pek itibar etmemiş. 

Uyarlamada, iki sevgili birbirlerinden habersiz Tufan’ı kendilerine yardımcı olarak tutunca işler karışıyor, keman, gitar ve bongodan oluşan trio’nun müziğiyle söylenen şarkılar ve danslarla 80’lerin havasının sahneye taşınması amaçlanıyor. 

Doğrusunu söylemek gerekirse, (şayet hedeflenen amaç sadece buysa) amaca da ulaşılıyor, ama “neden 80’ler” sorusu akla takılıyor. 

ALİ GÖKMEN ALTUĞ’UN REJİSİ 
Oyunu sahneye koyan Ali Gökmen Altuğ oyuna hem alegorik, hem de gerçekçi yönden yaklaşmamış, ama tempoyu genel anlamında yüksek tutarak izlenmeye süreklilik kazandırmayı başarmış. Dar sahne olanaklarını iyi kullanmış. Interaktif bölümler ekleyerek oyuna ivme kazandırmış. Sinan Saraçoğlu’nun değişen perdelerden oluşturduğu akılcıl, ama hayli uyduruk sahne düzeninden; Serpil Coşkun’un sarı ton ışıklarından ve Gülçin Mutlu-Pelin Turancı ikilisinin zevkli kostüm tasarımları ya da seçimlerinden de sanırım kendisine yardım sağlamış. 

Gelgelelim, Tokatlıyan Otel’in 1980’de Beyoğlu’nda işi ne? 

Metin-Lefter salonlarının esprisi ne? 

Tufan karakterinin bira, rakı, vermut karışımını içip, püskürtmesinde komiklik nerede? 

Durup dururken “Türkan Saylan” adını anmak… 

Neyse! 

OYUNCULUKLAR
Doğrusunu söylemem gerekirse, oyuncu kadrosunun tamamı, oyunun seyirciye geçmesi için elinden geleni yapmakta. 

Savaş Özdural, Tufan karakteri yorumunu, keşke olay örgüsü içinde klasik fabl ile birleştirseymiş! Yoksa uslanmaz yalancı, plan kurmayan ya da düşünmeyen, okuma yazma bilmeyen, ama pek güzel mektup okuyan klasik Arlecchino karakterine biraz olsun yaklaşmış. 

Diğer rollerde Lütfi Birses, Taylan Atlıhan abartısız oyun verirlerken; Pelin Turancı, Simla’ya gayet nesnel yaklaşıyor. Bilinçli ses kullanımı, diyalogları doğru ve akıcı kullanması ve temponun düzeyine olumlu katkısı gözden kaçmıyor. 

Ilgın Angın Kıvılcım’da, Mustafa Dinç ise Sinan’da rollerini tam dozunda köpürtüyorlar. 

Bahadır Vatanoğlu Furkan’a metinde olmayan “gag”lar katarak iyi ediyor, Furkan’ı oldukça sevimli hale getiriyor. 

Deneyimli oyuncu Nazan Diper görevini yaparken, Levent Ünsal fevkalade sevimli bir mafya babası ve hayli tipik bir Metin karakteri oluşturuyor. 

ROLLE İLİŞKİ İÇİNDE OLMAK
Ece Uslu ise, özellikle Ferit karakteriyle kapsamlı bir ilişki içinde… 

Komedide amacın sadece güldürmek olmadığını biliyor Ece Uslu. 

İzleyiciyle arasındaki ortak paydayı hem Ferit, hem de Begüm karakterine can verirken arıyor, buluyor, yansıtıyor. 

Görselliğe yaslanmıyor, fiziksel gücü yeğlemiyor, oyunculuğunu dil ile bütünleştiriyor.

Eee… 

Dolayısıyla benden de “bravo”yu hak ediyor. 

Anahtar Kelimeler: patron kim, Akla Kara



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir