| Hangi tirat? | NINA - Bastığım toprağımı öpüyordunuz? |
|---|---|
| Orijinal Adı: | Çayka |
| Oyun Türü | Oyun |
| Yazar: | Anton Çehov |
| Çeviren: | Nihal Yalaza Taluy |
NINA - Bastığım toprağımı öpüyordunuz? Vurmanız, öldürmeniz gerekirdi beni!
MARTI
Anton Çehov'un dört büyük tiyatro oyunu kabul edilenler arasında ilk yazılmış olanıdır. 1895'te yazılan oyun, dört ana karakter arasındaki romantik ve sanatsal çatışmalar etrafında geçer. Bu karakterler, saf bir kız olan Nina, sönmekte olan yıldız Irina Arkadina, deneysel oyun yazarı oğlu Konstantin Treplev ile ünlü ve pek kültürlü olmayan yazar Trigorin'dir.
Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Mart%C4%B1_(oyun)
TİRAT
Tirat bir tiyatro oyununda oyuncuların yazı ya da konuşmada bir kez söylediği parça. Bir düşüncenin kesintisiz gelişimi; uzun ve tumturaklı konuşma olarak da tanımlanabilir. Genellikle başrol oyuncusunun yaptığı uzun konuşmadır.
NINA -
Bastığım toprağımı öpüyordunuz?
Vurmanız, öldürmeniz gerekirdi beni!
(Masaya doğru eğilir.) O kadar yorgunum ki...
Biraz dinlensem! Dinlenebilsem...
(Başınıkaldırır) Bir martıyım ben...
Yo, değil... Aktrisim... öyle değil mi?
(Arkadina ile Trigorin'in dışarıda gülüşünüduyar. Silkinir, kulak kesilir.
Sol kapıya koşarak anahtar deliğine gözünüyaklaştırır.) O da burada demek... iyi...
Tiyatroya inanmıyordu; hayallerimle alay ederdi hep.
Ona bakarak ben de inancımıyitirdim; maneviyatım kırıldı...
Aşk üzüntüleri, kıskançlık da bir yandan...
Yavrum için korkuyordum hep... Miskinleştim, küçüldüm, oyunum manasızlaştı...
Sahnede düzgün yürüyemiyordum; ellerimi ne yapacağımı bilemiyor, sesimi idare edemiyordum.
İnsan kötü oynadığını hissedince ne acı duyar, bilemezsiniz!
Martıyım ben.. Yo... Değil de... şey, siz o sıralar bir martı vurmuştunuz, hatırlar mısınız?
Yaa!.. Böyle işte... Gelmiş bir adam, durup dururken, laf olsun diye, yok etmiş kuşcağızı...
Tam küçük hikaye konusu...
Gene de söylemek istediğim bu değildi.
(Alnınıuğuşturur.) Ne diyordum?..
Evet, sahneden bahsediyordum.
Şimdi öyle değilim artık: gerçek bir artist oldum.
Şevkle, coşkunlukla oynuyorum. Kendimden geçiyorum sahnede...
Oyunumu, herşeyimi gerçekten güzel, gerçekten değerli görüyorum artık.
Buraya geleli beri her yanıdolaşıyorum. Hem yürüyor, hem düşünüyorum; ruhumun günden güne nasıl kuvvetlendiğini duyuyorum.
Siz bir şey söyleyeyim mi Kostya, bizim işlerde, sahne olsun, yazıolsun, ün, yaldız, kurduğumuz hayaller değil, sabırlıolmak önemli; buna iyice inandım. Kaderine katlan, inancını yitirme...
Şimdi acı duymuyorum artık, ödevimi düşündükçe hayattan korkmuyorum.
0 Yorum