Aynı mahallede doğup büyüyen iki arkadaş; Efruz’la Vicdani.Doğdukları andan başlayıp yaklaşık 45-50 yıllık hayat hikayeleri üzerinden Osmanlı’nın son dönemleri de ve Türkiye Cumhuriyeti anlatılır biraz da.Geçmişin sayfaları da olsa bahsedilen hiçbir farkı yoktur aslında şimdiki zamandan. Sadece takvim yapraklarındaki sayılardır değişen.
Firuz’un oğlu Efruz güzü açık, işini bilen tayfasındandır.Sevilir girdiği her ortamda, çünkü insanları nasıl idare etmesi gerektiğini bilir.Yalanın tadını almıştır bir kere ve öğrenmiştir kapıları hemencecik açtığını.Ee, ne de olsa Firuz’un oğludur. Vicdani’ye gelince “Vur ensesine al lokmasını” tabir edilen, etliye sütlüye karışmayan ve her şeyden önce vatanı için yaşayan birisidir.ne demiş Tefik Fikret “Vatan için ölmek de var fakat borcun yaşamaktır”. İlke edinmiş bu sözü kendine, görmez bu yüzden gözü etrafında dönen dolapları.Bu iki arkadaş zaman zaman kesişen hayatları ile büyüyüp giderler.Ve her karşılaşmalarında Efruz gemisini yürüten kaptan, Vicdani de bu gemide garip bir yolcu.Gün olur devran döner, başlar değişir ayak olur, ayaklar baş ama Efruz’la Vicdani bizimde bildiğimiz yine iki arkadaş.
Anahtar Kelimeler: gözlerimi kaparım vazifemi yaparım
0 Yorum