Oyun Beckett’in 1956 – 1975 yılları arasında yazdığı dört kısa ana oyun ve 1981 yılında tasarlanmış, bedensel bir performans parçasından oluşturulmuş, tematik bir kolajdır.
AÇILIŞ VE ARA OYUN
Quad
Oyun, matematiksel olarak yazılmış bir danstır. Bazı basımlarında bedensel bir kanon olarak da tanımlanan parça, dört kişinin, dört köşeden bir şablon yaratmasıyla oynanır.
Bu dörtlünün tanımladığı alan, sahnedeki kolajın da geçeceği sınırı temsil etmektedir.
Kadro;
Merve Ayteş - Sena Sonat - Sercan Şekerci -Ela Gülhan
ANA OYUNLAR
Sözsüz Oyun 1
Sahnede oynanan oyun birçok gönderme ve mecaz içerir. Kadro, sahneye fırlatılan bir kişi ve onun gölgesinden oluşmaktadır. Bu kişinin oradan kurtulmasına engel olan sessiz ve görünmeyen bir güç sahnedeki kişiyle bir çeşit deney yapmaktadır. Oyun boyunca sahneye çeşitli nesneler gönderilir ancak tüm nesneler, karakter tarafından efektif şekilde kullanılması öğrenildiği an geri alınır. Sonunda sahnedeki kişi oyunu oynamayı reddedecektir.
Kadro;
Ela Gülhan – Anıl Çalım
Ben Değil
Sahnede yalnızca ağzı ışıklandırılmış olarak oturan oyuncular yer alır. Ağız, her seferinde, izleyicinin duyamadığı bir ses tarafından dile getirilen bir soru ve bir yanıta dönüştüğü, dört kriz anı ile belirlenmiş olan monoloğunun tümünde, “Ben” dememek için umutsuz bir uğraş verir.Ağız, yetmişli yaşlarda, ailesi tarafından terkedilmiş, travmatik tecrübelere sahip bir kadına
aittir. Zaman zaman yaşadığı krizler dışında dilsiz olan bu kişinin hayatından, dört farklı anın tekrarını duyarız. Yüzü çimenlere gömülü bir an, Süpermarkette ayakta dikildiği bir an, Croker’ın tarlasında bir akşamüstü ve mahkeme salonundaki dakikaları. Tanrı tarafından cezalandırıldığına inanan bu kişi için çözüm gibi görünen şey, bağışlanmaya ihtiyaç duyduğu anı bulmak, bunun için olanları tekrar hatırlamaktır.
Kadro;
Sercan Şekerci - Merve Ayteş - Sena Sonat
Sözsüz oyun 2
Parça bir çuval, içerisindeki kişi ve ona ait objelerle oluşturulmuştur. Günlük rutinine başlayan karakter, yüzünü yıkamak, giyinmek, yemek yemek ve işe gitmek gibi işler yapacak ancak bu konudaki amacına, onu ilerleten şeye dair tüm olguları seyirciye yükleyecektir. "Beckett, Albert Camus'nün ‘Sisyphos Söyleni’ kitabını okurken, insanın tüm çabasının nafile, hayal kırıklığıyla dolu ve saçma oluşuna ilişkin bir sembol keşfetti. Klasik mitolojinin en büyük günahkârlarından biri olan Sisyphos, ebedi bir ceza olarak, sürekli aşağıya geri yuvarlanan bir kayayı, bir tepenin zirvesine tekrar tekrar çıkarmak zorundaydı. Ebedi bir canlanma-faaliyet-dinlenme döngüsüne katlanmak için doğmuş olmak da, bu kişinin cezasını çektiği günahtır."
– Jeremy Irons
Kadro;
Merve Ayteş
Adımlar
Oyunda May karakteri, annesinin sesiyle bir söyleşi sürdürerek, hareket etmektedir. Toplamda dört sahneden oluşan oyun, May’in ve annesinin seslerinin, giderek birbirine karışması ile
sürer. Sonunda May’in kendisi dair hiçbir şey kalmaz. May, aslen seyircinin gördüğü bir ruh halinden fazlası değildir. Annesinin 90 yaşında ve sağlık durumunun kötü olduğunu anlarız ancak annenin bir hayal ürünü olduğunu hissetmek, May’in sanrılarının yarattığı diyalogları işitiyor olmak, Beckett’in çalışmalarını bilenler için oldukça kolaydır.
Kadro;
Selin Eresin
Anahtar Kelimeler: bedensel anlatım
0 Yorum