Kahramanların Düşüşü, Sofokles’in tragedyasını, savaştan sağ çıkan ancak savaşın dışında nasıl yaşayacağını artık bilemeyen bir adamın çağdaş hikâyesine dönüştürüyor. Bir zamanlar Yunan savaşçılarının en büyüğü olan Aias, kendisini aşağılanmış, reddedilmiş ve savunmaya yardım ettiği değerler sisteminin içinde sıkışıp kalmış halde bulur.
Yapım, onun dünyasını bir kafesin içine yerleştiriyor — savaşın, erkekliğin, disiplinin ve şiddetin hüküm sürdüğü; silahlar sustuktan sonra bile içinden çıkmanın kolay olmadığı bir alan. Savaşların yeniden milyonlarca insanın hayatını şekillendirdiği bir dönemde AIAS, kahramanlık anlatıları çöktüğünde geride ne kaldığını soruyor: Askerlerin, ailelerin ve toplumların hayatında travma, utanç ve şiddet nesilden nesile aktarılırken ne olur?
Bu, antik bir kahramanın hikâyesi değil; kahramanların düşüşünü anlatan, yoğun, fiziksel ve derin bir insanlık hikâyesi. Aynı zamanda savaşın, sözde sona erdikten sonra bile insanın içinde neler bıraktığına dair bir performans.
0 Yorum