Dünya tarihinin varoluşundan itibaren insanlık, sınıflı bir sisteme mahkûm edildi. Kölelik adını verdiğimiz ve birinin diğerinden daha aşağıda olduğuna işaret ettiğimiz bu sistemin çarkları dil, din, ırk gibi biçim farklılıkları ile süslendi. Bir pembe yanaklının bir siyahiden üstün bir tarafı varmış gibi…

Bir derenin iki ayrı bucağı gibi, insanların bir kısmı tepeye çıktı, bağırdı; ‘Çalış, köle!’ Diğer kısmı sustu. Yapacak bir şey yoktu. Başladı çalışmaya. Aşağıdaki çalıştı, yukarıdaki doydu. Aşağıdaki çalıştı, yukarıdaki güçlendi. Aşağıdaki çalıştı, yukarıdaki büyüdü. Gün geçtikçe güçlenen bu açgözlü sistem zamanla toplumun kabul ettiği, ‘ne yazık ki hiç yadırgamadığı’ ve hatta eksikliği dâhilinde yoksunluğunu çektiği bir güç haline geldi.

Gelişen teknoloji, insanların ihtiyaçları ve sömürgeci düzenin dayattığı zorundalık ve mecburiyet ilkeleri, ilkel dönem köleliğini modern bir boyuta taşıdı. O halde şu soruyu sormalıyız; Modernize edilmiş kölelik ilkel kölelikten daha mı kabul edilir? İnsanı tüketen, yaşam kalitesini aşağıya çeken bir çalışma temposu ne kadar tasvip edilebilir? Ve en önemli soru; Kölelik dendiği zaman akla gelen ürkütücü, rahatsız edici kareler işçi dendiğinde niçin akla gelmez? Hâlbuki iki terimin içeriği de birbirine pek benzer. Karın tokluğuna ve hatta yarı aç yarı tok karna uzun ve zorlu çalışma saatleri… Tek fark kırbaç ve küfürler mi? Psikolojik şiddet, bir kamçısının sırttaki nahoş izi gibi ruhta yara açamaz mı? İşte Dario Fo, ‘Japon Kuklası’ adlı eserinde emek sömürüsünün köleleştirilmiş birey üzerindeki etkilerini anlatırken Dario Fo’nun derdine ses olmayı amaçlayan bizler, grotesk üslup anlayışından yararlanarak işe koyulduk. Grotesk üslup temelinde karanlık bir dünyayı komik unsurlarla sahneye aktarmak olarak açıklanabilir. Bu üslup ve aynı zamanda sahne üzerinde göstermeyi tercih ettiğimiz mekanik oyuncu tekniği ile teknolojinin kölelik uygulamasını tarihe gömmediğini aksine köleliği destekleyen bir yapılanma olduğunun altını çizdik. Aynı zamanda teknolojinin bireyleri mekanikleştirdiğinin eleştirisini yapmak ve doğuştan sahip olunan insani yaşam haklarının teknoloji bağımlılığı vasıtasıyla nasıl gasp edildiğini göstermek istedik. Bireylerin hayatlarını kolaylaştırma mottosuyla yola çıkan teknolojik girişimlerin aslında bizleri nasıl birer modern köle haline getirdiğine ışık tutmaya çalıştık. Dario Fo’nun gerçeğe dayalı bu oyununun temelini oluşturan ‘enerji veren haplar’ın yanı sıra teknolojiyi bir metafor olarak kullandık ve bireyi tüketen emek sömürüsüne karşılık ‘Kendinizi şarj etmeyi unutmayın!’ dedik. Altını çizmek istediğimiz bir diğer nokta ise, ‘Verilen imkanlar dahilinde ne kadar insan olabiliyoruz?’ sorusuna cevap aramaktı. İşçiysek ezilen taraftayız. Hak arayan, hak talep etmek isteyen…

Peki ya patronsak? Elimize bir kırbaç verildiğinde onu kullanmayı reddedecek kadar erdem sahibi miyiz? Kapital sistemin maşası olmaya ne kadar yakınız? Japon Kuklası ekibi olarak biz de sizlere kapitalist sistemin çarklarına sıkışmış bireyi delirtme noktasına getiren ve kapitalist sistemin maşasını sopalama fırsat yakaladığında bu fırsatı bir güzel değerlendiren, işçi kadın Armida’nın bu öyküsünü tuhaf, şaşırtıcı ve gülünç ögeleri karşı karşıya getirerek komiği yakalamaya ve size aktarmaya ve sizleri tebessüm ettirmeye çalışacağız.

Emek sömürüsünün birey üzerindeki etkisini, çevresel faktörler ve teknolojik gelişmelerle destekleyerek sarsıcı bir dille anlatan ve bizim de sizlere “kaldırın başınızı telefonlarınızdan!” dediğimiz bu oyunda zaman zaman gerilecek, zaman zaman üzülecek, durumun korkunçluğunun farkına vararak şaşkına döneceksiniz ancak bilmelisiniz ki Dario Fo’nun da söylediği gibi “Gerçek bir öykü…”

YAZAN: Dario Fo - Franca Rame
ÇEVİRMEN: Egemen BERKÖZ
YÖNETMEN: Mustafa KAYABAŞI
DRAMATURG: Evren Nazım ARAT
DRAMATURGİ EKİBİ: Batuhan ÜÇLER - Ceren CÖMERT - Hale BİLGİÇ - Işılsu METİN - İkbal ACUN
OYUNCULAR
Armida: Goncasen ÇOBAN
Müdür: Baran A. ŞAHİN
Birinci İşçi: Elif KALE
İkinci İşçi: Aybers KAYAN
Üçüncü İşçi: Selin DENDEŞER
Dördüncü İşçi: Ceren KESİM
Beşinci İşçi: Berfu HALİSDEMİR
Altıncı İşçi: Oğuzhan ŞAHİN
Yedinci İşçi: Ege ERDOĞ
Patron: Mustafa KAYABAŞI
Doktor: S. Berkan KÖSE
Doktorun Karısı: Ceren KESİM
SAHNE TASARIMI: Esra YILMAZ - İrem ÇELİK - Naciye SOYLU - Umut FİLİZ
MÜZİK – ORKESTRA: Batuhan ÜÇLER – Fatih NALBANTOĞLU – Taşkın YILDIZ
AFİŞ – FOTOĞRAF: Ece ÇALIŞ ZEĞEREK – Soner ARIK
BASIN YAYIN: Şifa KAYABAŞI
Anahtar Kelimeler: japon kuklası, Süleyman Demirel Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, sahne sanatları bölümü
0 Yorum