-Apartman girişindeki lambayı sen mi kırdın Bülent?
-Hangisini?
-Otomatik yanan, sensörlü lamba.
-Hayır.
-Komşu görmüş, yalan söyleme. Süpürge sapıyla kırmışsın dün gece.
Önüme baktım.
-"Neden kırdın?"
Cevap yok
-"Hasta mısın evladım? Söyle bana, neyin var, neden kırdın lambayı, yapma böyle."
-"Kırdımsa kırdım, ne olacak! Çok mu değerliymiş?"
-"Lamba senden değerli mi evladım, lambanın .... koyayım, lamba kim? Yöneticiye de dedim. Lambanızı ......! kaç paraysa veririz. Sen değerlisin benim için."
-"Beni görünce yanmıyordu baba."
-"Nasıl ya?"
-"Görmezden geliyordu, yanmıyordu. kaç sefer yok saydı beni."
-"E beni görünce de yanmıyordu bazen, böyle el sallayacaksın havaya doğru, o zaman yanıyor."
-"Hadi ya! Sahiden mi?"
-"Evet. Ucuzundan takmışlar.Bizimle bir alakası yok!"
Babama sarıldım, yıllar sonra.

İletişim Yayınları
19. baskı - Kasım 2015, 143 sayfa
Anahtar Kelimeler: edebiyat, emrah serbes, erken kaybedenler, günün alıntısı
0 Yorum