
DÜŞLEM
Şehirdışı Tiyatrosu
Yasar Nezih Eyüboglu, "DÜSLEM" adli oyununda çevre, doga, insan ve hayvan sevgisini, pantomim sanatinin düs gücünü harekete geçiren eglenceli bir biçimde islemektedir. Oyun, çocuklarin, genglerin ve yetiskinlerin merakla ve keyifle izledigi eglenceli bir pantomim gösterisidir. Gösterinin final bölümü, çocuklarla birlikte gerçeklestirilen interaktif bir pantomim sovuna dönüsmekte ve izleyicilerde unutulmaz izler birakmaktadir.
PUSUDA
Trabzon Umut Tiyatrosu
Her insanin hayatinda, iyilik ve kötülük arasinda kaldigi bir dönüm noktasi vardir. Bu karardan sonra tüm yasami geri dönülmez bir sekilde degisir. "Pusuda", bu kararin arkasindaki deger yargilarini rahatsiz edici bir hikâyeyle sorguluyor.
AŞK OLSUN ARKADAŞLAR
Prof.Dr. Üstün Dökmen
5. ETHOS Ankara Uluslararasi Tiyatro Festivali onur ödülü sahibi ve kadim bir ETHOS dostu olan Prof. Dr. Üstün Dökmen bu yil da 16. ETHOS tiyatro festivalinin ana temasi üzerinden ironi yüklü mizahi bir üslup ana temasi Tiyatro ile gerçeklestirdigi konferanslar serisini sürdürecek. Üstün Dökmen Festivalin sanatinda ask kavramini merkeze alarak yapacagi konferansta hep birlikte, sevilen tiyatral üslubu ile ask olsun diyecek ve "Ask Olsun Arkadaslar" ile isaret edilen olgular üzerinden aydinlanmalar yasayacagiz.
KADINLAR KONUŞURSA
SUI GENERİS
Oyunda anlatılan kadın hikâyelerinin tamamı gerçek yaşamdan alınmıştır. Üçüncü sayfa gazete haberleri olarak okuduğumuz ama üzerinde hiç düşünmediğimiz ve -ne acıdır ki- artık kanıksadığımız üç kadının, üç yürek burkan hikâyesidir bu oyun! Biri mülteci, diğeri konsomatris olan iki kadın ve onları kimsesizler mezarlığında yıkayan bir gassal kadın... Şiir gibi bir buluşma... Yarı düş, yarı gerçek... Yaşarken konuş(turul)mamış kadınlar... Peki, ya ölüyken konuşabilseydiler? Acaba neler anlatırlardı?
BİZİM KARACAOĞLAN
ANAMUR HEM TİYATRO TOPLULUĞU
Oyunda, 17. yüzyılda yaşadığı kabul edilen ve göçebe Türkmen obalarında yetişmiş Karacaoğlan’ın, bitmek bilmeyen bir aşkla bağlandığı ağa kızı Sanem'e olan sevdası ve onunla birlikte yaşadığı kaçış öyküsü anlatılır.
ÇIKIN EVİMDEN
TİYATRO ACTOR STUDIO
Büyük usta Aziz Nesin'in "Toros Canavarı" eserinden esinlenerek, günümüzde de maalesef hâlâ gündemde olan kiracı-ev sahibi çelişkisini, bir dönemin Yeşilçam havasının o güzel renk ve tonlarıyla süsleyerek mizahi bir dille anlatıyor. Oyun, 1979 yılında başlayıp 1980 yılında sürpriz bir finalle sona eriyor.
AKLIMDAKİ KADINLAR
Çankaya Beledeiyesi Or-An Semt Tiyatrosu
Oyunda, iliskilerinde sorunlara bogulmus takintili yazar Jake'in, gerçek yasaminda bulamadigi mutlulugu ve dengeyi hayal dünyasinda yarattigi kadinlarla kurma ve yönetme çabasi üzerinden kadin-erkek iliskileri ve sorunlari ele alinir. Jake, hapsoldugu iç dünyasindan kurtulmaya çalistikça, yeni karakterler yaratmaya ve zihnindeki kargasayi büyütmeye devam eder. Jake'in hayal dünyasi, kendi hatalari, yapamadiklari ve içinde ukde kalanlardan olusur. Her karakter, Jake in sorumluluk almaktan kaçtigi duygulari temsil eder ve onu bu duygularla yüzlestirir. Peki, Jake iç huzuruna ve mutluluguna kavusabilecek midir, yoksa benliginden daha da mi uzaklasacaktir? Her insanin hayatindaki tercihleri, duygularini ve yasamini sekillendirir. Ancak bazi tercihler, insani zihninde uçsuz bucaksiz bir yolculuga fikarir. Isin tuhaf yani, bu yolculuk bazen hiç bitmeyebilir...
THE BODY OF A WOMAN AS A BATTLEFIELD / SAVAŞ ALANI GİBİ KADIN
SANDRO AKHMETELI DRAMA THEATRE
Yirminci Yüzyılın Sonunda Avrupa'nın Yüzü'nü gözler önüne seriyor. Trajedinin ana hatları, Kate ve Dora'nın diyaloglarında şekilleniyor: Küçük ulusları ne bekliyor? Gelecekleri nasıl olacak? Kadın bedeni ne zaman bir savaş alanına dönüşür? Bu çarpıcı oyunda, Bosna Savaşı'nın karanlık günlerinde, travmanın gölgesinde iki kadının hayatlarına tanık oluyoruz.
SEVİMLİ TAVŞANLAR
ÇAN TİYATROSU
İki afacan tavşan, Dişlek ve Ponpon, dünyayı tanımak üzere bir gün evlerinden ayrılıp ormana girerler. Ancak dünya, bekledikleri gibi değildir. Karınlarını doyurmak için çalışmaları gerekmektedir. Oyunun kötü karakteri olan Tilki ise çalışmadan para kazanmanın yollarını ararken, Dişlek'i kandırıp kendine ortak eder. Ancak Dişlek, kısa sürede yaptığının yanlış olduğunu fark eder ve orman halkına durumu anlatır. Sonunda tilkiyi yakalarlar.
DEĞİL
ESKİŞEHİR HALK SAHNESİ
DEĞİL" adlı oyun, bir maden "kazasını", madende bulunan işçi oğlundan haber almaya çalışan yaşlı bir adam üzerinden konu alıyor. Oyun, yazarın Soma, Karadon, Ermenek ve Kozlu gibi kömür madenlerinde yaşanan facialara ilişkin raporlar ve yaşanmış olaylardan hareketle yazdığı üçleme (Değil - Linyit Yanığı Demirden Odalar) oyunlarından biridir. Fareler! - Çıkışırdım; 'Ekmeğinden verme farelere!' - Meğer fareler dolaşıyorsa madende, gaz-maz yok demekmiş. Madende çalışırken fareleri görünce kendini güvende hissedermiş... Ekmeğinden koparır bırakırmış farelere. Doğru düzgün yemek yiyemezdi ki madende; tepelerinden sürekli toz akar, kömür dökülürmüş...
Dzheregelia. Divych-Dolya / UKRAYNA HALK ŞARKILARI EŞLİĞİNDE RİTUEL GÖSTERİ
HE FIRST ACADEMY THEATRE FOR CHILDREN AND YOUTH
Çeşitli Ukrayna bölgelerinden gelen, çok sesli yapısıyla zengin, büyüleyici ve kadim bir Ukrayna şarkısı... Beyazlar içindeki mükemmel Ukraynalı kadın imgesi, Ukrayna'nın sonsuzluğunu, verimliliğini, çağrısını ve derinliğini temsil eder. Bu performans, savaşta oğullarını ve kocalarını kaybetmiş annelere ve dul kadınlara adanmıştır.
KO’CHKI /ÇIĞ
JIZZAKH REGIONAL MUSICAL DRAMA THEATER
Dört bir yanı büyük dağlarla çevrili bir köyde, yerel halk yüksek sesle konuşmaz ve yüksek sesle gülmez, çünkü ses dalgalarının çığa neden olabileceğine inanırlar. Bu alışılmadık durumda, toprak kayması riski yılın dokuz ayı boyunca devam eder. Yalnızca üç ay boyunca köy sakinleri bağırabilir, silah ateşleyebilir, düğün kutlayabilir ve bebek doğurabilir. Ancak kaderin bir cilvesi olarak, köyde bir aile, çığ tehlikesinin arttığı bir dönemde bebek beklemektedir. Oyunda, bu masum bebeğin dünyaya gelirken hem hayatını kurtarmak hem de köyü çığ tehlikesinden korumak için bir çözüm arayışı, çeşitli çatışmalara yol açar.
PESTİ İZDİVAÇ
ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ŞEHİR TİYATROLARI
Pişekâr, Nazır Bey’in konağında Kavuklu Hamdi’ye bir iş bulur. Konakta büyük bir plan yapılır ve bir izdivaç için kaç kişinin bu plana dahil olabileceğini siz düşünün! Ortalık yine karışacak. Geleneksel Türk Tiyatrosu formunda yazılan oyunumuz, seyircilerimizin de dahil olduğu eğlenceli sahneleri ve şarkılarla süslenerek sizlere sunuluyor. Bu güldürüye hazır mısınız?
YALANCI MAYMUN
ÖZGÜR SAHNE
Ormandaki hayvanlar aracılığı ile yalancılık, dürüstlük, sevgi ve arkadaşlık bağları anlatılıyor.
TÜRK ŞİİRİNDE AŞK
MESAİ DIŞI TİYATRO
‘Türk Şiirinde Aşk’, tiyatroda şiir ya da şiir tiyatrosu olarak adlandırılabilecek bir sahne gösterisidir. Mesai Dışı Tiyatro (MDT), tarihin ilk dönemlerinden itibaren çeşitli medeniyetlere sahne olmuş Anadolu topraklarında yaratılan şiiri, Anadolu insanının duyarlılıklarını, duygularını, düşünüş ve duyuş biçimlerini, şiirin dili ve tiyatronun doğasında var olan aksiyonla kronolojik bir düzende sahneye taşıyor. Mitolojiden Aprin Çor Tigin'e, Yûsuf Has Hâcib'e, Mevlâna ve Yunus Emre'ye, divan şairlerinden sultanlara, halk ozanlarından Nazım Hikmet ve diğer birçok şaire kadar uzanan bu topraklarda üretilen şiirin sesi, müzik, şarkılar, türküler, dans ve slayt gösterileriyle izleyicilere ulaştırılacak. Şiire, aşka ve tiyatronun sürekliliğine saygıyla...
FERHAD İLE ŞİRİN
ÇANKAYA BELEDİYESİ 100.YIL SEMT TİYATROSU
Nâzım Hikmet'in 1948 yılı haziran ve ekim ayları arasında Bursa Cezaevi'nde yazdığı 'Ferhat ile Şirin' adlı oyunu, halk edebiyatında çeşitli biçimleri bulunan ve Orta Asya'dan Anadolu'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada bilinen, nesiller boyunca sevilen bir aşk öyküsüdür. Şirin'ine kavuşması için Demirdağ'ı delip pınar suyunu şehre akıtması şart koşulan Ferhad'ın mücadelesi, giderek toplumsal bir ülküye dönüşür. Nâzım Hikmet, bu destansı eserinde, insanın aşkı için mücadele etmesinin yanı sıra kahramanın vatana ve halka olan sevgisine de büyük önem vermiştir.
AS IF WE WOULDN’T / SANKİ YAPMAZMIŞIZ GİBİ
HE FIRST SUBURBAN THEATER – PULSE THEATER LAZAREVAC
Bir erkek ve bir kadın tanışır; aşkları filizlenir. Ancak, üçüncü bir etken ortaya çıkar ve onları engeller. Bu engeller ortadan kalktığında her şeyin yoluna gireceği düşünülse de, çift ayrılır. Bu hikâyeyi diğerlerinden ayıran temel fark, iki ana karakterin tüm diyaloglarının yalnızca 'Evet' ve 'Hayır' kelimelerinden oluşmasıdır. Aşklarının yükselişi ve düşüşü sadece bu iki kelimeyle anlatılır: başlangıçta karşılıklı 'Evet', ve sonunda her iki taraf için de kesin bir 'Hayır’.
DELİ KADIN
ARTFOLİ
Mine Söğüt’ün unutulmaz öykü derlemesi "Deli Kadın Hikâyeleri," toplumun baskıladığı, kurumların kısıtladığı ve kuralların dışladığı; farklı oldukları için yok edilen, güçsüzlüğe, delirmeye ve cinnete terk edilen kadınları anlatıyor.
BABA DIŞARI ÇIKMA
TİYATRO ÖZGÜN DENEME
Oyun, 20. yüzyılın son çeyreğinde Balkanlarda, Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'nin parçalanmasından önce baş gösteren, Yugoslavya'nın etnik iç savaşa sürüklenmesi ile birlikte katliamların yol açtığı toplumsal ve bireysel travmaların bir aşk öyküsü içinde, kurgusal bir şekilde ele alındığı bir çalışmadır. "Baba Dışarıya Çıkma" yazar/yönetmen Yeşim Eyüboğlu'nun "Cinnet Misafirleri" adını taşıyan öykü kitabında yer alan ve aynı adı taşıyan öyküsünün Tiyatro Özgün Deneme'nin Öykü-Tiyatro Araştırma Labaratuvarı"nda yürütülen çalışmaları aracılığı ile sahneye uyarlanmış biçimidir.
EVLİLİKTE UFAK TEFEK CİNAYETLER
Timiyatro
Evlilik üzerine bir oyun olan "Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler", "kentli" ve "orta sınıf" çoğunluğun "normal" dünyasının sınırları içerisinde geçer. Suç işlemek için seri katil olmaya gerek yoktur; bir kadınla bir erkeğin evliliğinde yeterince suç bulmak hiç de zor değildir. "Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler", tüketmek yerine çoğaltmayı, yok etmek yerine var etmeyi, öldürmek yerine yaşatmayı vurgulamaktadır.
İKİNCİ BAHAR
Çankaya Belediyesi Maltepe Semt Tiyatrosu
İki kuşak: İdeallerini ve hayallerini çok çalışmak ve çok para kazanmak üzerine kuran bir genç kuşak ile solmuş çiçeklerin kendine özgü kokularını geç de olsa fark eden diğer kuşak. Yaşamımız anlamını yitirmeye başladığında, gerçekten ölmeye başlarız ve bu, kaç yaşında olduğumuzla alakalı değildir. Aşk, romantizm, komedi..
Anahtar Kelimeler: ethos ankara uluslararası tiyatro festivali
0 Yorum