MAKALELER

Sekizde Sahne, Adela ve Özlem Erben

2024.01.13 00:00
| | |
3229

Oyun yazarı Özlem Erben ile tanışmam " Adela " ile olmuştu.Sonrasında İzmir'de açtığı Sekizde Sahne'den haberdar oldum.

Oyun yazarı Özlem Erben ile tanışmam " Adela " ile olmuştu.Sonrasında İzmir'de açtığı Sekizde Sahne'den haberdar oldum.

- İlk okuduğumda hayran kaldığım " Adela " ile başlamak istiyorum söze. Gerçekte kim bu özel kadın ?

- Adela’nın yaşamla ve insanla kurduğu ilişkiyi rahatlıkla çok nahif bir yerden okuyabiliriz. Ama onun kadar güçlü ve iradeli kalabilir miyiz bilemiyorum. Tiyatro ve sahneyle arasında oluşan organik bağ ile anne olarak oğlu ile kuruduğu ilişki birbirine çok yakın aslında. Hassas, incelikli, özenli ve tutku dolu. Adela, henüz küçük yaşlardan beri oyuncak bebekleri çok seven bir yürek. Tiyatroya giderken bile birini yanında götürmek isteyecek kadar sevgi dolu bir çocuk. Sahne aşkı ile annelik iç güdüsü iç içe geçmiş onda. İkisi de onu tamamlayan değerler. Erken yaşta oğlunu kaybetmesi, ölüm korkusunun karşısında bir meydan okuma gibi sanki. Adela’nın yaşamla kurduğu ilişki tam da burada ironikleşiyor. Her geçen gün artan oğul özlemi ile ölüm korkusu arasında arafta yaşamını sürdürürken, acılarından sıyrılabildiği ve özgürleşebildiği tek yer sahne olmuş. Adela uçaktan çok korkuyormuş bir de. Halbuki ruhunun derinliği yüreğini kanatlandırmış bile. En çok da bu sayede kimse onun gibi gülemez ve kimse onun kadar samimi bir yerden anlatamaz masalları.

- "Adela"nın aldığı ödüller de var değil mi ?

- Evet. Devlet Tiyatrosunun repertuarına alınan Adela bana iki ödül bahşetti. Erhan Gökkücü Oyun Yazarlığı Yarışmasında Özel Ödülün sahibi oldu. Sonrasında Ustalara Vefa-Sanata Destek Lions Çukurova Bölgesi Tiyatro Ödüllerinde bana Yılın Oyun Yazarı ödülünü getirdi.

 

- Böylesi duyarlıklarla dolu bir eserin henüz sahnelenmemiş olması sizce  neden ?

- Oyun çağdaş olduğu kadar geleneksel tiyatronun dil, anlatım ve biçimsel özelliklerini de içeren melez bir yapıya sahip. Dolayısıyla Adela’yı sahneleyecek yönetmenin hem geleneksel yapıya hem de çağdaş oyun yapısına hakim olması elzem. Elbette bu sahnelenmemesine bir neden değil. Bilemiyorum. Adile Naşit’in Adela olarak anılması, köklerinin ermeni oluşu, yaşadığı dönemin içinde bile alışılmışın dışında, “özgür ve mücadeleci” bir kadın olarak varoluş mücadelesini sürdürmesi çoğunluğun bildiği Adile Naşit’in pek bilinmeyen ya da açık edilmeyen kıymetli yönleri. Bununla birlikte feminist bir perspektife sahip Adela’nın yaşamı. Kadın olmanın yanında kadın bir sanatçı olmanın getirdiği zorlukları sırtlanıyor, ortaya koyuyor oyun. Ataerkil dünyanın kadını değil Adela. Buna toplumun kuşkuyla baktığı kadın oyuncu olma durumu ve gayrimüslim olma hali eklenince o bir “öteki” aslında. Kadın bir yazar olarak elbette böylesine mücadeleci böylesine hayat dolu bir kadını yazmadan edemezdim. Tanımlanmış dünyanın Adela’yı sadece Adile Naşit aynasından göstermesi, onun adına konuşan bir makine gibi işlemesi rahatsız etti beni. Adile Naşit’i değil Adela’yı anlatmak istedim. Dolayısıyla yüreğini ortaya koydum, ruhundan okudum onu. Zira kadınların herhangi bir sebep yaratılarak ikinci plana atılmasına, gölgede kalmasına, onlar için belirlenmiş çemberlerin içinde kalmaya zorlanmalarına karşı çıkan bir kalemim var. Adela da belli bir tanınmışlık kisvesi içine sıkıştırılmış mesela. Balmumundan yapılan heykeli bile öyle. Bu çok rahatsız edici. Sadece sahnede değil hayatta da var olmuş büyük acılar yüklenmiş, pek çok zorluğun üstesinden gelebilmiş özgür ruhlu bir kadın o. Asıl fotoğrafın görülmesi korkutucu geliyor belki de. Ama Dersaadet’in sokaklarında ve sahnelerinde büyümüş, bu kadar zorlu bir hayat sürmüş bu muhteşem kadının sadece Yeşilçam Çemberi içine hapsedilmesi çok acı. Açıkçası Adela’nın olduğu gibi sahnede hayat bulması, onu anmanın en dürüst ve en vefalı yolu olacaktır Bence bu şeref en çok Adela’nın daha on dört yaşında adım attığı andan itibaren rol almaya başladığı, ışığının parladığı İstanbul Şehir Tiyatroları eski adıyla Darülbedayi sahnesine yakışır. Belki bir gün… Umarım benim hala nefes aldığım zamanlarda diyelim. 

- Bir sosyal medya paylaşımınız beni çok etkilemişti. Şunları yazmıştınız : " Yeni yılın hemen eşiğinde, hala yaşamın akışında kulaç atacağımı düşünerek "Sekizde Sahne" yi doğurdum. Bir evladım daha oldu. Aşımı aşına, emeğimi emeğine, ruhumu ruhuna katacağım yepyeni bir varoluş yolculuğu... Eşlikçimiz de olacak elbet koşar adım uzaklaşanımız da. Diyeceğim şu ki insanım, kendimi tanımlayabildiğim tek iş Tiyatro! Ne güzeldir ki onun sınırları yok, sonsuz üretken bir evren bu. Sizi de Sekizde Sahne gezegenine beklerim. Çayım, kahvem, anne kekim ve sevgim var..." Bu satırları okurken, Yıldız Kenter'in Kenter Tiyatrosu için verdiği çabayı düşündüm bir an. Sekizde Sahne ne zaman açıldı ?

-Yıldız Hoca, bu topraklarda yetişmiş nadir ruhlardan biri. Bir sahne inşa etmeye başladığım an onu çok daha iyi anladım. Bir ara güç toplamak için belgeselini yeniden izledim. Kararımdan hiçbir zaman kuşku duymadım. Yanlış anlaşılmasın. Sadece aldığım bu kararın ne kadar yerinde bir çılgınlık olduğunu kendime  hatırlatmak istedim. Bu topraklarda tiyatrolar her daim ayakta kalma savaşı vermiştir. Ama öyle ama böyle. Neden bir sahnenin daha şansı olmasın diye düşündüm. 2023 yılı Temmuz ayı itibariyle Sekizde Sahne’nin fizibilite çalışmalarına başladık. Eski bir binayı yeniden hayata döndürdük. Onu butik bir sanat merkezi haline getirdik. Bu süreç tamamlandığında sahnemizi 22 Aralık’ta açtık. Sekizde Sahne, içinde fotoğraf, resim, eskiz gibi çağdaş eserlerin sahnelendiği fuayesi, aynı zamanda sinema salonuna dönüşen sahnesiyle multidisipliner bir sanat alanı olarak hayat buldu.

- Şöyle bir düşünceniz var sanırım " yerli yazarlara, hem de sahne deneyimi yaşamak isteyen oyuncu adaylarına alan açmak "  bunu biraz açıklar mısınız ?

- Sekizde Sahne, tam olarak yeni yazarlara, oyunculara, tasarımcılara eserlerini kitlesiyle buluşturabileceği bir sahne olma misyonu ve motivasyonu ile açıldı. İzmir, alanında nitelikli eğitmenlerin bulunduğu bir Güzel Sanatlar Fakültesine sahip bir kent. DEÜ Güzel Sanatlar Fakültesi, her yıl iyi eğitim almış yazarları, oyuncuları, tasarımcıları, film yönetmenlerini ve senaristleri mezun ediyor. Bir şehrin göbeğinde güzel sanatlar fakültesi varsa o şehrin sanatçı adaylarını İstanbul gibi başka bir kente göçe zorlamayacak alana ihtiyacı olmalı diye düşündüm. Şimdilerde DEÜ GSF Dramatik Yazarlık ve Dramaturgi öğrencilerinin yazdığı kısa oyunları çalışıyoruz. Sekizde Sahne’nin repertuarına aldık hemencecik. Yeni yazarların yolculuğunda onlar için bir eşik olmak, seslerine ses olmak istedik. Sekizde Sahne’nin profesyonel kadrosu DEÜ GSF Sahne Sanatları mezunu. Elbette aramızda oyunculuk mesleğinin hakkını veren alanda yetişmiş değerli oyuncularda da var. Önceliğimiz şehrin güzel sanatlar fakültesinde yetişmiş / yetişen yazar-oyuncu ve tasarımcı arkadaşlarımızı seyirciyle buluşturmak.

Bunun yanında merdiven altı verilen oyunculuk ve yazarlık eğitimlerinden oldum olası rahatsızım. Sekizde Sahne’de alanında uzman, akademi mezunu eğitmenlerle, oyuncu ve yazar adayları için eğitim atölyeleri açtık. Bir iletişim biçimi olarak tiyatronun pek çok kişi için sosyalleşme köprüsü olduğunun farkındayız. Sekizde Sahne Amatör Tiyatro Topluluğunu kurduk. Rol dersleri ile oyun çıkarma sürecinin iç içe olduğu bir çalışma yöntemi geliştirdik. Sosyalleşirken öğrenmenin keyfine varıyoruz. Elbette tiyatro sanatı ve sahne etiğiyle beslenerek yapıyoruz bunu.

-Sahi neden "Oyuk ", bu oyunu seçme nedeniniz neydi ?

- " Oyuk ", Sekizde Tiyatro’nun ilk oyunu. Ataerkil düzende kadın olma meselesine farklı bir pencereden bakan bir oyun. Kadını, kurban olarak göstermekten ziyade varoluş mücadelesi veren ve eylemlerinde irade ortaya koyan bir yerden okuyor. Oyunun Zeliha’sı da patriyarkal toplumun ötekileştirdiği bir kadın karakter. Kızına dayanan bir motivasyonla direnmeye ve hayatı için yeni bir sayfa açmaya karar verdiği an bir anti kahramana dönüşüveriyor. İşte tam burası, incecik bir çizgi. Zeliha’nın eylemlerini haklılık ve haksızlık noktasından okumaktan ziyade onun eyleme geçmesine odaklanıyoruz. Tiyatro işaret eder, bak, burada fark etmediğin bir şey olabilir! İşte bu yüzden Oyuk. Sekizde Sahne’nin açılış oyunu ise Canfeda Çıkmazı. Başka bir öteki hikayesi. Meto ve İnstagram Kızı’nın aşkları, mahallenin arebeske meze olmuş sakinleri, evlerin çatılarına çöken kara dumanlar. Bilinen bilinmeyen ne varsa Falcı Bacı’nın fallarından taşıyor sahneye. Toplumun gözlerini kapattığı getto dünyasının içinden bakıyoruz aşka ve yaşama. Kim bilir belki biz de kendi gettomuzdayız.

- Aslında salkım saçak röportajlar bayılırım, laftan lafa, konudan konuya atlamak hoşuma gider...şunu sormak istiyorum; neredeyse son 20 yıldır alternatif mekanlarda binbir zorlukla tiyatro yapılıyor.Siz bir tiyatro sahnesi açtınız kimbilir ne zorlu bedeller ödediniz...biraz bundan bahsetseniz...

- Hem de nasıl…. Alternatif yani bağımsız tiyatro kurmak çok kolay ama onu yaşatmak inanılmaz zor. Salon kiraları, tiyatronuzda emek veren sanatçıların yevmiyeleri, sigorta derken ayakta kalmak için alternatif yollar aramaya başlıyorsunuz. Yeri gelmişken söylemek isterim. Yerel yönetimlerin ve Şehir Tiyatrolarının ayda bir de olsa şehrin bağımsız tiyatrolarına ücretsiz olarak sahnelerini açmaları ne güzel olurdu. Belediyelere bağlı birçok sahne var mesela. Şehrin vergisini ödeyen alternatif tiyatrolarına dönüşümlü olarak ayda bir kez dahi olsa ücretsiz sahne tahsis edilmesi yerel yönetim tüzüğüne ve ahlakına da çok uygun. Öyle değil mi? Sekizde Sahne’ye gelince. Bir karar vermem gerekiyordu. Sahne kiraları çok pahalı olduğu için ve sanatçı arkadaşlarıma düşük yevmiye vermek istemediğim için. Ya Sekizde Tiyatro’yu kapatacaktım ya da bir taşınmazımızı satıp sahne açacaktım. Eşimle konuştum. Her zaman olduğu gibi yanımda olduğunu söyledi. Yirmi yıllık birikimi sahne için harcadık. Biraz da borçlandık. Öyle güzel dostlarımız insanlarımız var ki. Ocak ve Şubat aylarının takvimi konuk tiyatro ekipleri ile dolup taştı. Ne mutlu bize. Dayanışma var oldukça, sahne de ayakta kalır diye düşünüyorum. Zira biz insanlar göçeriz. Mekanlar hepimizden fazla yaşar. Biz kurduk, umarız bizden sonra da başka tiyatro emekçilerinin varlığıyla sahne kapılarını açmaya devam eder.

- Repertuarınızı nasıl oluşturacaksınız ?

 - Biz yeni metin ve yeni modern metinlerden bir repertuar oluşturuyoruz. Postmodern öğeler içeren oyunlar, metinlerarası yöntemler kullanılarak yazılmış metinler ilgimizi çekiyor daha çok. Bununla birlikte, DEÜ  GSF Dramatik Yazarlık ve Dramaturgi öğrencilerinin kısa oyunlarına da yer vereceğiz sahnemizde. Konuk ekiplerin sahneleyecekleri oyunlar da bizim için önemli. Mesela sulu güldürüye sahnemizde alan açmayı düşünmüyoruz.

Anahtar Kelimeler: özlem erben, sekizde sahne, adela, dersaadet yokuşu, izmir



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir