MAKALELER

Evet, Maviydi Bisikletim...

2024.02.29 00:00
| | |
1926

"Maviydi Bisikletim", günlerce ne kelime, senelerce belleğimizde kalacak bir piyes olmuş....

Herşeyden önce belirtmeliyim ki; Dinçer Sümer'in yazdığı, Ersin Umulu'nun yönettiği, Çağrı Büyüksayar'ın yaşar kıldığı " Maviydi Bisikletim ", günlerce ne kelime, senelerce belleğimizde kalacak bir piyes olmuş.

Çağrı Büyüksayar, hemen hiç abartıya kaçmayan, kusursuz yorumuyla sahne üzerinde gerçekleştirilen her detayın bir manası olduğunu vurgularken, izleyiciyle doğru bir duygusal bağ kurmuş.Belli ki canlandırdığı karakteri çok iyi tartmış, tanımış.Ve hepsinden önemlisi dördüncü duvarı yıkıp geçmiş.Bir klişe değil, karakter yaratmış.Zor, hayli tuzaklı bir rolde olabildiğince doğal, yalın, denetimli, etkili, yüreğe işleyen bir oyunculuk sergilemiş tıpkı " Fındıkkıran ", " Tersine Dünya ", " Gül'e Ağıt ", " Oscar "da olduğu gibi.

Ersin Umulu'ya gelince...

" Medea ", " Bir Yıldız Seç Kendine ", " Yedi Tepeli Aşk ", " Dört Kişilik Bahçe " , " Bak Bizim Şarkımız Çalıyor ", " Maskeliler ", " Oscar "ın ardından bu defa " Maviydi Bisikletim "i yönetmiş.

Bilirsiniz, tekste geçen olaylara ve karakterlere üstünkörü bakmayan, derinlemesine inen bir yönetmendir Ersin Umulu.Sahne üzerindeki durumları, oyuncuların doğallığını, duygu yelpazesi içindeki gidiş gelişleri, estetik uyumu her zaman ön plana çıkartmış, tekstle içsel bağ kurmayı ve izleyiciyle ortak bir hayalde buluşmayı her defasında, eksiksiz bir biçimde başarmıştır.

Yönetmen ( Umulu ) ve oyuncunun ( Büyüksayar ) " Bak Bizim Şarkımız Çalıyor " ile başlayıp, " Oscar " ile devam eden beraberliği bu defa da " Maviydi Bisikletim "de yeni ve bambaşka bir doruğa erişiyor.

Son dönem sahnede şiddet ve en galiz küfürlerinin havada uçuştuğu, pek çok in your face ( yüze vurumcu ) tarzı tiyatro örneklerini izleyip, " Maviydi Bisikletim" in nezahat dolu, estetik, latif, izleyiciye yepyeni duyarlıklar armağan eden, adeta, nasıl tanımlasam şimdi, aurasıyla, metni, dekoru, rejisi, nüanslı, zengin oyuncu performansı, ışığı, kostümü, müziği ile sarıp sarmalayan, kalitesi yüksek, rüzgarı güçlü, üst düzey bir eser oluşu bende mutluluk hissi uyandırdı. İçimi aydınlattı.Oyun boyunca alkış avcılığı yapılmıyor,  hemen her repliğe, en az iki, üç küfür, argo sözcük yerleştirilmemiş, daha ne olsun ?

Gerçek tiyatro sanatını özlemiş seyirci bu oyunu izlediğinde nane şekeri yedikten sonra üstüne su içmişcesine ferahlıyacak, mutlu olacak, eminim.

Bazı oyunlar vardır, izlediğiniz zaman onu adeta yaşarsınız...


perde iner, biter.Oyunlar vardır yıllarca kalbinizin, beyninizin bir yerinde sizinle birlikte yaşamaya devam eder." Maviydi Bisikletim " işte, o oyunlardan biri.

Kuliste Ersin Umulu ve Çağrı Büyüksayar ile konuştuk.

 

- " Dinçer Sümer’in hayatından yola çıkarak otobiyografik bir sahneleme yaptım, " demişsin.Bu süreçten konuşsak...

Ersin Umulu - Böyle bir isteğim vardı...öncelikle Dramaturg Hatice Yurtduru ile birlikte, Dinçer Sümer'in 
“Bir Düş Müydü O İzmir” romanından seçtiğimiz kısımları, oyunlaştırdık ve bu bölümleri “Maviydi Bisikletim " in metnine ekledik.

- Bunda amacın neydi ?

Ersin Umulu - Herşeyden önce, yönetmen, oyuncu, yazar ve akademisyen olarak 
tiyatroya emek vermiş bir tiyatro adamının hayatını kendi kaleminden kendi dilinden 
aktarmaktı, diyebilirim. Yaşamındaki kırılma noktalarını, İzmir'e olan sevgisini, meslek 
aşkını, bir mavi bisiklet çerçevesinde toplamaya çalıştım.Dinçer Sümer'in  duygu dolu şiirsel dili zaten o kadar etkileyiciydi ki.

- Ve Dario Moreno...

Ersin Umulu - Evet, Dario Moreno ezgileriyle 1950'lerin İzmir’ine, anılara yolculuk yapıyoruz oyun boyunca. Bilirsin, anılardır 
bir insanı yaşatan ve bu anılardır anlatılarak gelecek zamanlara aktarılan…

- Ve eskiye dair kitaplar, aynalar, iskemleler, konsollar...

Ersin Umulu - Hikaye aslında bir masalla başlıyor.Antikacıların, eski kitap, plak, film afişi satan mağazaların olduğu bir sokak, düşün.Keman çalan, gölgelerde kalmış bir kız...bu oyunda yer alan aynalar, kuklalar, örneğin şu kukla, bilirsin " Macbeth "de kullanılmıştı, tüm nesneler daha önce sergilenen oyunlardan...depodan seçtik özenle ve buraya taşıdık.

 

- Sahnede kuklalar, son derece etkileyici bir dekor var..

- İzleyici, sahnede modern bir meddah ile karşılaşıyor.Ve ona oyun boyunca gölgeler, dediğin gibi, kuklalar arada şarkılar eşlik ediyor. 

- Biraz daha açsan..

- Aslında, tıpkı yaşamdaki gibi… Çok kültürlülüğü, toplumsal 
değişimi ve savaşın izlerini ilk aşkın kırılganlığıyla, coşkusuyla bir aile öyküsü içinde anlatıyoruz.Duyguların besleyip çoğalttığı çağrışımlar, yaşanmışlıklar, anıların istilasını beraberinde getiriyor ister istemez.İzleyiciler salondan gözyaşları içinden ayrılıyor genelde.Sanırım oldukça naif ve hüzünlü bir oyun oldu.Hiç yaşanmamış, gizli saklı tutulmuş, yaşanmasına izin verilmemiş duyguları ortaya çıkartan bir oyun da, diyebilirim.

- İzmir senin için ne ifade ediyor ?

Ersin Umulu - İzmir'de üniversite yıllarımı geçirdim...bir gönül bağım var bu şehirle.

- Çağrı Büyüksayar desem...

Ersin Umulu - Yönetmene teslim olmayı bilen, son derece yetenekli, disiplinli bir oyuncu.Sadece şunu söylemem bile yeterli olacaktır aslında.Prova saat 12'de mi başlayacak, o saat tam 10'da gelmiş çalışmaya tek başına başlamıştır...

Şimdi daha iyi anlıyorum Çağrı Büyüksayar'ın 2017 yılında Ersin Umulu ile ilk çalışmaya başladığı (" Bak Bizim Şarkımız Çalıyor "da back vokal ve dansçıydı.) andan itibaren, belki de yıllarca sürecek bir işbirliğinin harcı atılmış...o sinerjide, ortak dilde buluşulup, uyum sağlanmış.

- Yirmi küsur yıl sonra bu rolü Erdal Özyağcılar'dan emanet almak nasıl bir duygu...ve Osman, diyorum sadece...

Çağrı Büyüksayar - Öyle büyük bir Usta'dan sonra " Maviydi Bisikletim " de rol almak gurur verici olduğu kadar çok ağır bir sorumluluğu da beraberinde getiriyor elbette.Çok çalıştım.Tüm enerjimi bu oyuna verdim.

Belki İzmir'in plakasını çağrıştıracak ama tam otuz beş provada çıkarttık piyesi.

Ben eskiye ait filmleri, şarkıları, evleri, eşyaları, nice yaşanmışlıkları beraberinde taşıyan eskinin o kokusunu çok severim.Eski kitap kokusu örneğin...oyunumuz da, Osman'ın bir sahaf dükkanının tozlu rafında, vaktiyle annesinin
kendisine okuduğu masal kitabını bulmasıyla başlıyor.

- On bir farklı kimliği  canlandırıyorsun...her biri değişik yaş, cinsiyetten on bir kişi, kolay değil.

Çağrı Büyüksayar - Osman, Nurhayat, dede, Celile Abla gibi...ama asıl bir sandalye çevresinde okul talebesi Osman, okul müdürü ve Nurhayat'ın yüzbaşı dayısı arasında geçen bölüm zordu benim için, çapaksız bir oyunculuk gerektiriyordu...

- Sonuç kusursuz olmuş.Peki izleyicilerden gelen tepkiler nasıl ?

Çağrı Büyüksayar - Çok duygulanıyorlar...hatta biri oyun sonrası şöyle yazmış :" Önyargıyla gelmiştim.Beni hiç bilmediğim 1950'li yılların İzmir'ne ve Osman'ın hayatına götürdünüz." 

Sahi, şimdi geldi aklıma, Nurhayat'ın gözleri ne renkti ? Mavi mi ?

" Maviydi bisikletim. Alman malıydı. Hey yavrum hey, kuşlar gibi uçardı. Elden düşme değil, acentadan almıştık. Didonu elimde, Hisarönü’nden dönerken eve, deliler gibi sevinçliydim.
'Aslan babam' dedim, 'güzel babam sağol!'
'Sen asıl kardeşine teşekkür et,' diye gülmüştü babam.'O getirdi bunu sana."

1950'li yıllardan birinde, eski bir günbatımında İzmir'de...diyelim, sahaf dükkanlarının olduğu bir çarşıdaydık.Kukla dükkanı, antikacı, kitapçı...uzakta belli belirsiz bir keman sesi.

Lavanta mavilerine eşlik eden bir şarkı...

Orada burada film afişleri."Camille", "Dudaktan Kalbe", "Bekarlık Sultanlıktır", "Horoz Nuri", "Messalina"...

Muzaffer Tema, Mesiha Yelda,  Filiz Akın, Mualla Sürer, Yılmaz Duru, Vahi Öz, Robert Taylor, Greta Garbo fotoğrafları...

Gramofon, körüklü radyo, tozlu boy aynaları, plaklar...Yıldız Mecmuası.Çeşmeli Hasan Gazozu.

Birden indiriveren bahar yağmuru.

Osman'ın neden babasıyla bir fotoğrafı yoktu ? Evet, neden ?

Peki ya, kalbinin çavlanında bin parça olan, umutları, sevinçleri miydi sadece ? Hani babasıyla çay içtikleri o gün,  bir şipşakçı geçemez miydi sokaktan ? 

Nurhayat, Mesiha Yelda'ya mı benziyordu biraz ?

Necdet Koyutürk'ün " Papatya " tangosu...iki adım sağa, bir adım sola.

Sahi, Nurhayat'ın gözleri ne renkti ? Mavi mi ? Konstantinos Kavafis'e mi kulak versek acaba :

Bu bulanık anıyı anlatmak isterdim
Ama silinmiş nerdeyse bir şey kalmamış
Çok eskiden çok, ta gençlik yıllarımdan
Bu bulanık anıyı anlatmak isterdim
Bir giysiydi sanki yaseminler ağustosta bir akşam
Gözlerini hatırlıyorum biraz sanırım maviydiler..(*)

Yapım : İBBŞT  Dramaturg: Hatice YURTDURU  Müzik: Sinan Arslan  Dekor - Kostüm Tasarımı: Ayşen Aktengiz 
Hareket Düzeni: Özge MİDİLLİ Işık Tasarımı: Murat İŞÇİ Efekt Tasarımı: Yunus NALCI
Yönetmen Yardımcıları: Gülsüm ALKAN, Buğra Can ILDIRIŞIK, Asrın Gurur KUYUCAK Dış Ses: Esin Umulu
Suflör: Özer KÖSE
Dekor Uygulama: Cihan AŞAR
Kostüm Uygulama: Onur UĞURLU
Işık Realizatörleri:Levent AKIN, Uğur YILMAZ
Efekt Uygulama: Umut YÜZBAŞIOĞLU
Sahne Terzileri: Ziya YILMAZ
Sahne Kuaförü: Hüseyin BORA
Aksesuar Sorumluları: Ramazan TÖNGEL, Tunahan ALTUN
Sahne Teknisyenleri: Emrah ÖZTÜRK, İsmail AYDOĞAN, Yılmaz SALMAN
Fotoğraflar: Sadi AYAN
Afiş Tasarım: Aleyna YAŞAR
Broşür Uygulama: Koray GÜN

(*) Çeviren: Çapan C.

Anahtar Kelimeler: Maviydi Bisikletim



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir