MAKALELER

Ayla Algan Beklan Algan'a Kavuştu

2024.01.08 00:00
| | |
3603

Beklan Algan denebilir ki materyalistti. Bilim, akıl, mantık, rasyonalizmdi o...

AYLA ALGAN BEKLAN ALGAN'A KAVUŞTU, TÜRK TİYATROSU DÜNYA ÇAPINDA BİR OYUNCUSUNU VE HOCASINI KAYBETTİ

Beklan Algan denebilir ki materyalistti.  Bilim, akıl, mantık, rasyonalizmdi o. Önce eylem derdi her zaman bize.Yatatıcı Oyuncuda eylem/hareket ve beden onun öncelikleriydi. 

Ayla Algan ise, denilebilir ki idealistti. Metafizik, gizem, belirsizlik, sisler, doğurganlık, yaratıcılıktı o. Duygu ve çoşku idi. İnançtı, sabırı, emekti, ruhani olan, bir dişi Tanrı, günümüzde yeniden bedenlenmiş , insan bedeninde bir yarı tanrıça. 

İkisi , Materyalizm ve İdealizm ,  bir çeşit Aristo ve Platon , veya Nistche 'nin de dediği gibi , birbirini tamamlayan Apollon ve Dyonisos gibiydiler. 

1985-7 arasında Bilsak Oyunculuk Kursu' nda , sonrasında da İstanbul Şehir Tiyatrosu -Tiyatro Araştırma Laboratuvarı  (TAL) 'de bizim sanatsal anlamda manevi anne ve babamız oldular. 

Beklan Algan bir bilim adamı titizliği ile kendi tiyatro kuramını-felsefesini araştırma ve denemelerle oluşturma yolunda idi. Deneysel Tiyatro ve Deneysel Oyunlar onun çalışmalarının ve denemelerinin merkezindeydi. 

Her ikisi de hemen bütün Amerikan Sineması'nın ünlü oyuncularının yetiştiği Actor Stüdyo' da eğitim görmüştü. Beklan Algan ayrıca yaratıcılık ve tasarım eğitimi de almıştı. 

Ayla Algan ise yürüyen bir oyunculuk tarihi idi. Beklan Hoca, oyunculuk derslerini Ayla Hoca'ya devretmişti. Ayla Hoca da bildiği , öğrendiği her şeyi sakınmadan öğrencileri ile paylaşırdı. 

Tiyatronun ve oyunculuğun sadece güzel sanatların ve estetiğin konusu ve alanı olmadığını, oyunculuğun ve tiyatronun bütün bir uygarlık ve insanlık anlam ve değerlerini kucakladığını, tiyatro ve oyunculuğun felsefe - sosyoloji-psikoloji-antropoloji-mitoloji vb. diğer hemen bütün bilim ve sanat disiplinlerinin kültürü ile örülü olduğunu, öDTCF Tiyatro Bölümü'nden ve Tamer Levent' ten önce ben ilk kez Beklan ve Ayla Algan'dan öğrendim. 

Bilsak Oyunculuk Kursu'nun ders listesi bu konuda size bir fikir verebilir. 

Ayla Algan ile Bilsak Oyunculuk Kursu'nda tanıştım ilk kez.

Daha önce kendisini siyah beyaz televizyon döneminde TRT ekranlarından izlediğim Sarı Öküz türküsü ve Ah Güzel İstanbul filminden gıyaben tanıyordum.

1985-86 Yılı sezonunda İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde okuyor bir yandan da Bilsak Oyunculuk Kursu' nda tiyatro eğitimi alıyordum.

Kimler kimler yoktu ki o yıllarda bu kursta. Şehir Tiyatroları'ndan Erol Keskin, Beklan Algan ve Ayla Algan , İstanbul Devlet Tiyatroları' ndan Ahmet Leventoğlu, Levent Öktem, Nihat İleri , Müge Gürman. 

Özel Tiyatrolardan Macit Koper, Taner Barlas. Bunlar sahne ve oyunculuk hocalarımız.  

Ayrıca, Dünya Tiyatrosu Tarihi Sahne Tasarım Dersi' ne Metin Deniz , Mitoloji'ye Güngören Dilmen Kalyoncu, Antropoloji'ye Ahmet Güngören, Semioloji  Dersimize (Göstergebilim) Ahmet Senemoğlu , Estetik  Dersine Haluk Şevket Ataseven ve Psikoloji'ye Prof. Dr. Süleyman Velioğlu, Müzik Dersine de Yekta Kara ve Ergüder Yoldaş giriyordu.

Ergüder Yoldaş , hatırlanacağı üzere , Polonyo Sopot Müzik Yarışması 'nda altın madalya kazanan Ayla Algan' ın Kızılderili Katliamını anlatan şarkısının bestecisi idi.

Ayla Hoca, Bilsak ve TAL'deki oyunculuk kurslarında tiyatro ve oyunculuğun diğer sanatlardan , özellikle de müzik, dans, heykel/yontu, resim, edebiyat ve sinemadan o engin kültürel birikim ve donanımı ile bilgiler verir tiyatroda elleri gözleri bedeni kullanmanın önemi için Roden Heykellerinin resimleri ile bize sunumlar yapar , ayna-heykel-sergi-canlı estelasyon vb. ilgili egzersizler ve doğaçlamalar yaptırırdı.

Beklan Hoca ve Erol Keskin Hoca ile birlikte ,- anladığım-hissettiğim yada sonradan anlamlandırabildiğim kadarı ile-Ayla Hoca da, ülkemizin tek tiyatro kuramcısı olan İsmail Hakkı Baltacıoğlu'nun "Öz Tiyatromuz" teorisini hayata geçirmeye yönelik denemeler yapıyor oyunlar çıkarıyorlardı.

Baltacıoğlu'nun kuramına göre eksiltme yöntemi ile , tiyatrodan resmi - panoyu-dekoru ve diğer süssel yardımcı sanatları müziği heykeli edebiyatı, özel ışığı görsel ve işitsel efektleri, kostümü ve hatta metni-text-yazarı atınca geriye ham ve çok zengin bir yaratıcılık alanı açan sadece oyuncu (Öztiyatromuz) kalıyordu.

TAL'in çıkardığı ve Beklan Algan'ın yönettiği, Ayla Algan ve Erol Keskin'in oynadığı Troya I ve II oyunları bu denemelerin bir ürünüydü denilebilir.

Ayla Algan 'ın gerek derslerinde gerekse özellikle dönem oyunlarında en çok üzerinde durduğu konu , oyuncunun tek başına beş duyusu ile mekan açma (zaman ve uzam) meseleleriydi.

Ona göre bir oyuncu (yada oyuncu adayı - öğrenci) , beş duyusunu kullanarak ve seyircinin de bu beş duyusunu aktive ederek hiçbir yardımcı eleman  (dekor, kostüm vb.) kullanmadan , salt oyunculuk ile mekan ve mekânlar yaratabilir, yaşayabilir ve seyirciye de yaşatabilirdi.

Bize Stanislawsky'nin oyunculuk eğitimini , bir karakter yaratmayı ve bir aktörü hazırlar gibi bizleri de hazırlayarak öğretti. 

Bir karaktere girmek-bürünmek için içten dışa ve dıştan içe yöntemini uygulamalı göstererek ve yaptırarak, örnekleyerek anlattı. 

Bedeni kullanmada tıpkı kukla ve karagözteki bağlantı noktalarının santr'a (merkeze) alınması ve oraya kuvvet uygulayarak nasıl 3.Richard,Hamlet,Macbeth- yada Ophelia veya Jan Dark olabileceğimizi, tipleri ve karakterleri oynamada-yaratma ve yaşamada beden hakimiyetinin (kontrol) ve ustalığının bize kazandıracağı  meziyetlerin farkına vardırdı. 

Bir karakter yaratırken onu nasıl içselleştirebileceğimizi , karakterin çoşku ları ile kendi çoşkularımızı nasıl üst üste çakıştırabileceğimizi , Hamlet'e veya kızlar için Ophelia'ya uzun uzun  (kendi özgeçmişimizden ve Çoşku  Belleğimizden esinlenerek ve yararlanarak) bir uydurmaca özgeçmiş, anılar /hatıralar biyoğrafileri yazdırır , yaratıcılığımızı sonuna kadar zorlardı.

Hastalarını sanatla tedavi yöntemi  ile iyileştiren ve bunu bir bilimsel kuram olarak kanıtlamaya  ömrünü veren Bakırköy Ruh ve Sinir Hastahanesi Başhekimi Prof. Dr. Süleyman Velioğlu ile Varoluş  (Geistal) Psikolojisi üzerine çalışıyordu.

Bir gün hepimizi aldı Ayla Hoca Bilsak  Yılları, bu hocanın işlerine götürdü ve hepimize Roja Testi yaptırdı. Şu psikolojide mürekkep lekelerine bakarak bilinçaltı sağlığı hakkında bilgiler veren ünlü test. 

Ayla Hoca hep  "Bizim (Bir oyuncunun) yaratıcılıkta akıl hastaları - deli-çılgın diye anılan insanlara çok benzediğimizi, onlardan farkımızın bizim bilinçli olarak o dünyaya gidip geri dönevildiğimizi ve dilediğimiz zaman o dünyadan çıkabildiğinizi, delilerin ise çıkış yolu bulamayıp o evrende kapalı - kilitli kaldıklarını ", söylerdi.

Ayla Hoca bizlere kriz dersi de verirdi. Ona göre bir oyuncunun yeteneğini en iyi krizi sahnelerde sergileyebilirdi.

Onun için iki tane kriz çalışması çok önemli idi. Birincisi" En Korktuğunuz Hayvanlarla Kriz Doğaçlaması" idi.

Bir, iki, bin derken kreşendo (yükselme) ile on binlerce sinek yada arı yada böcek yada örümcek veyahut fare  (Orwel'in1984 Romanındaki gibi ; bilinçaltınızdaki en çok korktuğunuz hayvan her ne ise) onları yaratıp kendinize saldırtıyordunuz.

İkincisi ise bir Toplama Kampı Kriz Doğaçlaması idi. "İkinci Dünya Savaşı'nda,Hitler' in kurdurduğu Treblinka yada Autsuwitz Yahudi-Çingene  ve Kominist Toplama Kamplarından birindesiniz, sizi trenlere doldurup tıkıştırıp getirmişler. Size hopörlerden soyunmanız ve yıkanmak için duşlara girmeniz emrediliyor. Önce su geliyor altmış saniye ve siz o soğuk suyla duşta bile gülmeyi hatta kahkaha atmayı beceriyorsunuz. Fakat sonra birden su kesiliyor  ve duşlara zehirli gaz veriliyor yavaş yavaş ve nefes alamıyor krize giriyor, boğuluyorsunuz iki dakika içinde... "

Ayla Hoca ayrıca cresendo ve decresendo (yükselme ve düşme) doğaçlama - egzersiz çalışmasını Evet - Hayır oyunu ile göstermişti, öğretmişti hepimize.

Karşı cinsten İki oyuncu karşılıklı sahnenin iki ucunda duruyor. Sadece seçtikleri evet yada hayır sözünü kullanarak en nefes sesinden en doruktaki çığlığa kadar on adımda etep etap yükselerek geliyor, ortada karşılaşıyor ve sonrada yine etap etap on adımda geri sayarak başlangıç durumuna geri dönüyordu bu çalışmada. 

Drama derslerinin de temel özelliklerinden biri olan (yaşamın da elbette) farkındalık konusu da Ayla Hoca'nın en çok üzerinde durduğu bir diğer konu idi tiyatro ve oyunculukta. 

Ses, beden ve zihin akordu , kesintisiz oyunculuk, dikkat çemberi, imgelem/muhayyele/düş/hayal veya çoşku belleğinden anı duygu ve çoşkuların metne ve karaktere transferi , yani kısaca oyunculuk hakkında ne biliyor isek hemen herşeyi ona borçlu idik. 

Bir bakarsınız bir gün Amerika'dan Alen Stuvard, bir başka gün de Tiyatro Antropoloğu Ojen Barba yada Grotowsky'nin en önemli öğrencisi sizinle yan yana Alganların derslerini izliyor, bir bakardınız bu isimlerle bir atölye çalışması yada doğaçlama yapıyorsunuz. 

Ondan öğrendik zamanı hızlı yada ağır çekim oynayarak hızlandırmayı yada genleştirmeyi. Onlardan öğrendik tiyatroda an yaratmayı. Trajedi nin ikilemini , kim kazanırsa kazansın yıkımın zorunlu olacağını iki Yüce değeri temsil eden iki Yüce insanın çatışmasından. 

Ondan öğrendik suyun, havanın, ateşin ve toprağın içinde yürümeyi , bunları bedenimizde, tenimizde hissetmeyi. 

Biz onlardan öğrendik aslan yatağından belli olur diyerek , derslerden ilk önce bir saat erken gelerek ders mekanını havalandırmayı, silmeyi ve temizlemeyi, hazırlık sürecini, bir oyunun ilk akşamı  (premier) bir tepsi içinde mumlar yakarak gelmiş geçmiş bütün tiyatrocu ve aktörlerin ruhlarını anmayı, onlardan öğrendik sanat ve tiyatro bana ün şan para ersinden önce ben sanata tiyatroya oyunculuğa ne katacağım diye bakmayı. 

Size minnet , size şükran. 

Ayla Hoca şimdi Beklan Hoca'ya yeniden kavuştu. Doğru söylemiş Ayla Hoca, onların isimlerini  öğrencileri bizler yaşatacağız. 

Savaş Aykılıç.

Anahtar Kelimeler: ayla algan



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir