MAKALELER

Ziyaretçi - Adana Devlet Tiyatrosu

2010.11.14 00:00
| | |
2248

Sizce Nasıl?
1981 yılında kurulan Adana Devlet Tiyatrosu varlığıyla çok önemli olan devlet tiyatrolarımızın başında gelmektedir.

     ZİYARETÇİ'NİN DİYARBAKIR ZİYARETİ..
 
    1981 yılında kurulan Adana Devlet Tiyatrosu varlığıyla çok önemli olan devlet tiyatrolarımızın başında gelmektedir. Bu önemli kurumu “7 nci Orhan Asena Yerli Oyunlar Festivali” kapsamında Diyarbakır’da görmek sevindiriciydi.


 
    Festival sürecinde izlediğim en başarılı yapımlardan biriydi Ziyaretçi.
 
    Usta yazarımız Tuncer Cücenoğlu’nun 1994 yılında yazdığı bir oyun olan Ziyaretçi, özellikle “Barış için kadınların çabasının ne kadar önemli olduğu” evrensel bildirisiyle Diyarbakır izleyicisiyle buluşmayı bildi ve dikkat çekmeyi başardı.


 
    Çünkü “Barış”, “Umut”, “Sevgi” ve “Güven” özellikle bölgemiz halkı için en önemli gereksinimleri içeriyor. Nitekim özellikle iletisiyle izleyicilere artı bir enerji ve ışık yaydığını söyleyebiliriz Ziyaretçi’nin.
 
    Dünyada ilk kez Tiyatro Ayna tarafından sahneye taşınan bu oyun, Tuncer Cücenoğlu’na “Lions En Başarılı Yazar Ödülü” nü de getirmiştir.


 
    Tanışmaktan onur duyduğum Cücenoğlu hocamın son kitabında*, Sayın Ataol Behramoğlu’nun yaptığı bir genel değerlendirmede de belirttiği gibi;
“Nefes alıp verir gibi bir doğallıkla yazıyor oyunlarını… Onun mizahında Gogol’den Aziz Nesin’e evrensel değere sahip bütün mizah ustalarında olduğu gibi, insan zaaflarının altının çizilmesi ve toplumsal sakatlıkların gösterilmesi hedeflenmiştir. Cücenoğlu gerçek bir tiyatro adamı ve az rastlanır bir yeteneğe sahip bir oyun yazarlığı ustasıdır.
 
    İşte böyle bir ustanın oyunudur Ziyaretçi.
 
    Adana Devlet Tiyatrosu’nun Ziyaretçi’sini Devlet Tiyatrosu rejisör ve aktörlerinden Mutlu Güney yönetmiş. Özellikle oyunun felsefi derinliğini kavrayıp, bu derinliği seyircinin daha kolay algılaması için de çaba göstermiş. Bunun için de etkileyici slaytlardan yararlanarak düş gücünü zorlamış seyircinin. Ayrıca iki bölümden oluşan metni hiç ara vermeden bitirmeyi de yeğlemiş. İyi de etmiş.


 
    Yönetmen Mutlu Güney oyuna “Azrail”in dünyaya gelişini görkemli bir şekilde anlattığı, uzay boşluğu ve yıldız kayması görüntüleri yerleştirerek fantastik bir girişle başlamayı seçmiş. Oyun biterken “anne” nin metinde oğluna anlattığı masalı, sözle anlatım yerine sinevizyondan savaş görüntülerini yerleştirerek sağlaması ise ortaya çok iyi bir finalin çıkmasını getirmiş. Yani Güney konuyu ustalıkla yakalamanın ötesinde kendinden kattığı teknik anlatım öğeleriyle de zenginleştirmiş oyunu.. Böylece de başarılı bir yönetmen tiyatrosu örneği olmuş uygulama. Kutluyorum Mutlu Güney’i.


 
    Oyunculuklara gelecek olursak. Ziyaretçi (Azrail) ‘de muzip, esprili bir kahraman yaratan Tunç Yıldırım, Kadın’da ruhsal ve bedensel çelişkiler içinde Ahenk Demir, Anne’de yalnızca duygu ve sevgisiyle var olan Sevinç Gediktaş oyunu alıp götüren, deyim yerindeyse sürükleyicilik katan başarılı oyunculuklar sergilediler. Özellikle Ahenk Demir, tiyatro oyunculuğunun yanı sıra film oyunculuğunu da aynı başarı ile gerçekleştirmekte olan bir oyuncu. Üstün performansı ile büyüledi hepimizi. Nitekim Lions “En Başarılı Kadın Oyuncu Ödülü’nü bu oyundaki başarılı performansıyla almış olması bir hakkın teslimi olarak göründü bize. Kutluyorum içtenlikle. Anne’yi canlandıran Sevinç Gediktaş da tek sözcükle mükemmeldi. Arada sırada, aslında çok genç bir oyuncu olduğunu fark eder gibi olsak da, 70’inin üzerinde birini canlandırmak zor olsa gerek. Bunu başardı, kutluyorum. Adam’ı canlandıran İsmail Dikilitaş’ın ise oyun boyunca hasta yatağında yatarak çaresizliğini yalnızca gözleriyle ve mimikleriyle anlatır olma zorunluluğu, oyunculuk sabrının başarılı bir uygulamasıydı diyebiliriz.
 
    Oyunun dekorunu gerçekleştiren Murat Gülmez için özel bir şey yazmaya gerek yok aslında. Sayın Gülmez işlevsel çevre düzeniyle başarıyı yakalamıştı doğal olarak.
 
    Işık, giysi tasarımlarıyla müzik için de kolektif bilincin oluşmasına katkı sağladılar dememiz gene bir hakkın teslimidir.
 
    Rumi’nin dediği şudur; “Gündüz ile Gece dıştan bakıldığında düşman gibi görünürler; oysa ikisi de bir tek amaca yönelmiştir; Ortak işlerini yüceltmek için sevgiyle bağlıdırlar birbirlerine…”
 
    Tıpkı anne ve oğul gibi.. Adam ve kadın gibi… Ve tüm insanlık gibi BİR… Sevgi kurtarır.. Barış kurtarır.

Anahtar Kelimeler:



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir