MAKALELER

Yüz - Stüdyo

2009.04.03 00:00
| | |
1447

Gabriel Garcia Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık romanından esinlenilerek yazılan 100 adlı oyunu nasıl sahneleyecekleri merak konusuydu. Ama 100, Türk tiyatrosunda eksikleri doldurmuş gözüküyor...

 Stüdyo, Türk tiyatrosunun yeniliğe ihtiyaç duyduğu bir dönemde kurulan ve ilk oyunlarını ancak sezon ortasına yetiştirebilen bir tiyatro grubu... Konservatuar mezunu gençlerin sezon içinde tiyatro sahnesine dahil oluşu başlarda kaygı yaratmıştı. Hatta oyun seçimleri bu kaygıları daha da fazlalaştırdı. Gabriel Garcia Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık romanından esinlenilerek yazılan 100 adlı oyunu nasıl sahneleyecekleri merak konusuydu. Ama 100, Türk tiyatrosunda eksikleri doldurmuş gözüküyor. 


     Varoluşçuluğu temel alan fikirsel açılımı, 100’ü sezonun en nitelikli gösterilerinden biri haline dönüştürüyor. 
 
    Oyunu yazan Diene Petterie, Neil Monaghan ve Christopher Heimann üçlüsü Marquez gibi karamsar, ıstırap dolu bir dünya yaratmaktan kaçınmışlar. Marquez’in karakterlerine yüklediği ‘lanet’ olgusundan sıyrılarak yaşam ile ölüm arasında umut dolu bir metin yaratmışlar. 
 
    Marquez’in ölümü bekleyen insanların acı dolu haykırışlarını tersten okuyarak, ölüme giden insanların 100 saniye ya da dakika içinde yaşama tutundukları en sağlam duygularını bulmalarını sağlamışlardır. 
 
    Bu duygu insanları ölümle sonsuzluk arasında geçecek sürede nasıl bir ruhla yaşayacaklarını belirlemektedir. Yüzyıllık Yalnızlık‘ta Albay Aureliano Buendia, Ursula, Melquiades birliktelik duygusunu, aile bağlılığını, yaşama tutunma gayretini sonuna dek savunsalar da ölüm gerçeğinden kaçamayarak, yalnız bir ölümü tatmışlardır. 
 
    Bütün güzelliklere rağmen lanet dolu ölümün izi onları bütünüyle esir almıştır. Oyunda ise Alex, Sophie, Ketu ve Nia ölümle yaşam arasında kalan ruhlarını nasıl bir sonsuzluğa doğru sürükleyeceklerini belirleyeceklerdir. 
 
    Başarılarla dolu hayatlarından geriye kalan ölümün gerçek yüzüdür ve onları mutlu sonsuzluğa sürükleyecek bir rehber beklemektedir. 
 
    Büyülü bir yerde onları sorgulayan rehber yaşanılan sahte/lanetli düzenin aksine gerçek benlikte geçirilecek sonsuzluk vaat etmektedir. Gerçek benlik duygusunu yakalayan her ruh, sonsuzluk içinde gerçek karakteri ile o mutlu anı yakalayacaktır.     Peki yakalayamayanlar? İşte burası da Marquez’in ölümü bekleyen insanları gibi karışık ve belirsizdir. Yüzyıllık Yalnızlık’ta ölüm bir son, 100’de ise başlangıç gibi gözükse de aslında her iki öykü için büyük bir çıkmazdır. 
 
    Ölerek lanetine ulaşan kişiler, öldükten sonra düşsel alandan çıkamayarak sonsuzluğa karışamayan ruhlar her iki öykünün de büyük çıkmazıdır. 
 
    Oyunu Aslıhan Evrensel yönetiyor. Ayrıca oyunun çevirisi de ona ait. Oyuna bir Marquez uyarlaması diyemiyoruz. Yönetmen sahneden lanet kavramını kaldırarak yerine sonsuz mutluluğu koymuş. 
 
    Oyundaki karamsar yapı, Yüzyıllık Yalnızlık’taki kötü ölümleri anımsatsa da, Evrensel inatla kötüden uzak durmayı tercih etmiş. Hatta oyuna ölümün, sonsuzluğa karışmadan önceki en güzel adım olduğuna dair bir yorum getirmiş. 
 
    Rehberi oynayan Fatih Sönmez seçim yapacak ruhları sonsuzluğa yolluyor. Oyunun başlarında rolünü kavrayamıyor ama sonlara doğru hem oyunu hem de Marquez’i çözümlemeyi başarmış. 
 
    Alex’i oynayan Murat Yılmaz onun çatışmalı ruh halini başarıyla aktarıyor. Sophie’de Zeynep Köse; Ketu’da Çetin Demir; Nia’da Deniz Arna seçimlerini başarıyla yaparak sonsuzluğa asıl benlikleriyle giden ruhları güzel bir performansla seyirciye sunuyorlar. 
 
    Grup içinde Murat Yılmaz ve Fatih Sönmez ikilisi daha ön plandalar. Çünkü onların olduğu bölümlerde Marquez çatışmalarını görüyoruz. Oyunun ışıkları ve dekor yapısı da çok başarılı. 
 
    Işıkta, Efe Sümer oyunun ufkunu açıyor. Aslıhan Evrensel ve Stüdyo grubu, tiyatromuza önemli bir hamle ile adım atarak, Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık eserini umut dolu bir bakış açısıyla sunuyorlar. Varoluşun ve yok oluşun sorgusu tiyatromuzda bu denli ayrıntılı işlenmemiştir. 
 
    100 her anlamda bütün kalıpları kıran anlayışa sahip. Ve bu gençler yenilik adına tiyatro dünyasına büyük bir açılım sunuyorlar. Marquez’in teatral yansımasını sahnelerde izlerseniz eğer, 2009 tiyatro sezonunda izlediğiniz oyunların ne derece boş kaldığını anlayacaksınız… 

Anahtar Kelimeler: Yüz, Stüdyo



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir