MAKALELER

Yeraltından Notlar - Ankara Devlet Tiyatrosu

2017.03.04 00:00
| | |
1766

Sizce Nasıl?
İKSV Tiyatro Festivalinde Ruslardan izlemiştim ilk kez.


“YERALTINDAN NOTLAR”LA İLK KARŞILAŞMAM


İKSV Tiyatro Festivalinde Ruslardan izlemiştim ilk kez. Yaklaşık otuz yıl önce izlediğim bu sahnelemeden aklımda nedense eserde geçen kadının oyunun bir yerinde , alacakaranlık bir ışıkta sahnede çırılçıplak kaldığı o an kalmış. O yıllarda bunu biçimci bir yönetmenlik şovu olarak algılamıştım. Öyle de olsa ,  yine de bunun , öze ilişkin denk getirilmiş bir trüx olduğunu düşünüyorum şimdi. Kral Lear’in ünvanlarından arındıkça ve giysilerinden soyundukça saf ve temiz insana erginlenmesi gibi , Rusların  yorumundaki  çıplaklıkta da bir bilgelik buluyorum bu günkü aklımla.


Oyunu seyreder etmez soluğu bir sahhafta  alıp bir solukta “Yeraltından Notlar”ın romanını da okuduğumu çok iyi anımsıyorum. İlk izlenimlerim , roman kahramanının cümle cümle birbiriyle çelişen iki sarkaç arasında roman boyunca gidip gelmesiydi.  O yıllarda biraz Hamlet’e benzetmiştim onun bu halini. Kararsızlık değil onun derdi oysa , gelgitler , çelişkiler , tutarsızlıklar , sözlerle eylemler arasındaki  farklılıklar , kısaca insanlık halleri işte…


Hiç kuşkusuz ki “Yeraltınlar Notlar” gelmiş geçmiş en felsefi aydın eleştirisidir denilebilir. Eli kalem tutan , eğitimli ve bilinçli devrim öncesi  on dokuzuncu yüzyılın  aydın sınıfının pasifliği , korkaklığı , “kaypaklığı” , deyim yerinde ise sosyal olaylara haksızlıklara karşı omurgasızlığı , çelişkiler ağında boğulması olanca açıklığı ile eleştirilir.


USTA İŞİ BİR  OYUNLAŞTIRMA  VE REJİ 
Usta işi diyorum çünkü Ergin Orbey’in el verdiği  “çıraklarından” yetiştirdiği bir sanatçı Erdinç Doğan.  Ergin Hoca’nın tiyatroda  çıraklıktan ustalığa geçiş beratı sayılan “kavuğunu” (manevi anlamda) verdiği çok yönlü bir tiyatrocu. Bir zamanların efsane TRT Çocuk programı “Susam Sokağı”nın ünlü “Kırpık”ını oynatan ve seslendiren oyuncusu…
OYUN İÇİNDE OYUN KURGUSU
Erdinç Doğan ,  sağlam bir dramaturgi ile romanı oyuna uyarlarken anlaşılan o ki ilk önce bütün bir oyunu “oyun içinde oyun” çerçevesine (konseptine) oturtmuş. Bütün oyun , oyun kahramanımız “yeraltı sakini”nin evdeki hizmetçi ve uşakları ile oynadığı bir oyunun provası  olarak çerçevelenmiş.


KURGUNUN  OLANAK TANIDIĞI İMKANLAR DÜNYASI
Bu çerçeve de , rejiye , oyunun konusu olan aydın kaypaklığı ve çelişkilerinin özellikle de halk ve özgürlükler ile eşitlik üzerine attığı uzun bir nutkun hemen ardından (bazan de hemen nutkun içinde ,arasında) bu hizmetçi ve uşakların hak ettikleri maaşlarını ödememesi hatta onları aşağılayarak tartaklaması gibi olağanüstü bir çelişkiler dünyası ve sınıflar çatışması olanakları sağlamış.


AÇIK BİÇEM-GÖSTERMECİ USLUP
Oyunun /eserin ana diyalektik çelişkisi olan “söylem ve eylem çelişkisi” böylece rejide de kabak çiçeği gibi açılarak bir güzel ortaya konmuş oluyor bu imkanlar dünyası konsept sayesinde. Reji , ikide bir özellikle kıdemli uşak Apollon’un haklı sınıfsal veya insani karşı çıkışları ve itirazları ile prova yarıda kesilerek izlediğimizin bir “oyun”/kurgu olduğu “gerçeği” hatırlatılarak yanılsama kutsanmak yerine bu büyük “oyun”un farkındalığının artırılması amaçlanıyor.


MURAT ÇIDAMLIDAN HUYSUZ HUZURSUZ MUTSUZ UMUTSUZ AMA NANKÖR , GURURLU VE KİBİRLİ , SÖYLEMLERİ İLE EYLEMLERİ TUTARSIZ BİR 19.YY. AYDIN  KOMPOZİSYONUYLA YÜREK KABARTAN BİR YORUM 
“Yeraltı sakinini” oynayan Murat Çıdamlı’yı ben rahmetli Erol Kardeseci’ye benzettim. Bir de Geoffrey Rush’a.  Çıdamlı’nın yüreğinde , bedeninde , sesinde , zihninde Shakespeare’in o sözünü ettiği o bir  fırtınaya ve ya bir  kasırgaya benzeyen çoşkunluğu  oyun boyunca her an patlayacak bir volkan gibi yüreğiniz ve göğsünüz  kabararak izliyorsunuz.
Hem onunla hemen özdeşleştiğiniz için ; onun çelişkileri sizinkiler olduğu için , onunla birlikte soluk alıp verdiğiniz için , insan olmanın zorluğu ile sürekli çelişkilerin bir ucundan diğerine savrulduğunuz için  ,aynı zamanda hem de  böyle genç  ve yetenekli  oyunculara sahip olduğunuz  için …  
Hizmetçi ve uşaklar , insan boyutundaki kuklalarla ya da kostüm veya askılı kostümleri kuklalar gibi yansılayarak /oynatarak oynanan oyunun provasını ve karakterleri hem çeşitlendirerek zenginleştiriyor hem de bu kuklaları oynatarak canlandırıyorlar.


ÇOK YÖNLÜ ÇAĞDAŞ OYUNCUNUN BİR PROTOTİPİ OLARAK SUAT KARAUSTA
Özellikle Apollon’u canlandıran oyuncu Suat Karausta , hem kostümü ile  romandaki kişilerden birini oynuyor hem de aynı sahnede (masada) sesini değiştirerek  başka bir kişinin kuklasını  oynatıp seslendiriyor.Bedenini bir cambaz gibi kullanması , oyundaki akordiyonu çalması ve şarkılar söylemesi ile rahmetli Nurhan Karadağ ( hocamız)ın “geleceğin oyuncusu işte böyle sadece boynunun üstü oynayan oyuncu olmayacak , dünya aktörleri ile rekabet edecek donanımda ; dramaturgi (tiyatro bilimi) bilen , bilinçli , akrobasi yapabilen ,  dans edebilen , şarkı söyleyebilen ve en az bir tane müzik aleti çalabilen , temel  oyunculuk tarzlarının ve tekniklerinin tümüne sahip yeni  kuşak tiyatromuzun yeni kuşak çağdaş oyuncusu” idealini ve kehanetini  gerçekleştiriyor sanki .(Not : DT kadrolu oyuncusu Suat Karausta ,konservatuvar eğitiminden önce bir yıl süre ile A.Ü.DTCF.Tiyatro Bölümü Oyunculuk Anabilim Dalı’na misafir öğrenci olduğunda , Nurhan Karadağ hocamız , gerçekten de bir gün Suat Karausta’nın arkasından bu sözleri etmişti , ben şahidim.) 


OYUNUN DİĞER GÖZDELERİ
Kahramanımızın aşık olduğu “Kız” rolünde Aslı Artuk Şener de oyunculuğu ile göz dolduruyor. Uşak Apollon’un  oğlu rolünde ve kukla da oynatan Berk Baykut da gelecek vaad ediyor. Petek Ocakçı  da hizmetçi , sokaktaki Rus Kadın ve Randevuevi  Sahibesi tiplemeleriyle akılda kalıcı kompozisyonlarıyla dikkatleri üzerine çekiyor.
YER ALTINDAN YER ÜSTÜNE “KAHRAMANIN YOLCULUĞU”
“Kahramanın Yolculuğu” ve “Propp’un Masalbiçimi” nin bize öğrettiğine göre , dünyanın bütün masallarında ve edebiyatında kahramanın beş temel hareketi var. Bunları bu oyuna uygularsak ; kahraman oyunun başında eksikliğini duyduğu (bilemediğimiz bir nedenle kaybettiği) sevgilisinin aşkının acısı ile kıvranmaktadır. 


MACERAYA /OYUNDA YÜZLEŞMEYE –HESAPLAŞMAYA DAVET
Kahramanımızın bu sevgiliye yeniden  ulaşması ve kavuşması için içinde bulunduğu bu “ağdan” , yeraltı kavuğundan kurtularak dışarı çıkması , sokağa-hayata karışması ve bunalımdan çıkması,kendisi ile yüzleşmesi , deyim yerinde ise “maceraya davete icabet etmesi,atılması” gerekmektedir.


KAHRAMANIN ÇAĞRIYI REDDİ
Kahramanımız tam da Cristopher Vogler ve Josef Chambell ‘in  kahramanın il olarak  “çağrıya red”  maddesine uygun olarak bu güvenli kozasını /yeraltı kavuğunu terketmeye yanaşmaz. Sonra  bu çağrıyı kabul ederek dışarı çıkar ama bu da ironiktir , bu yolculuk uşak ve hizmetçilerle oynanan bir oyunun provası düzleminde olduğu için aslında bir arpa boyu yol gidememiş , yeraltı “mağara”sından bir adım bile uzaklaşamamıştır.


KAHRAMANIN AKIL HOCASI VE KARŞIT GÜÇLER
Buradaki “akıl hocası” bilgeliği ile daha çok bir Shakespeare soytarısını andıran uşak  Apollondur. Onun sayesinde güçlenen ve donanan kahraman yola /maceraya koşar. Buradaki karşıt güçler ; 1.)kahramanımızın gururunu kıran kendisini yolda çarpıp ve  ezip geçen  subay , 2.)alayları ile gururunu inciten  eski okul arkadaşları ve3.)- kırılan gururunu tamir için bir başkasının gururunu kırmak zorunda olduğuna inandığı aşık olduğu kıza aşkını itiraf etmesine izin vermeyen- kendi gururudur. 
Oidipus ve  Lear gibi “kahraman”ımızın da başına gelenlerin tek sorumlusu kendi iç çelişkisi olan aşırı gururu ve kibiridir. Yeraltından Notlar “kahraman”ının da en sonunda yıkımının nedeni bu gereksiz gururu ve kibiri olacaktır. 


OLAYLAR ÖRGÜSÜ :
TEKERLEME-ÖN OYUN

Ortaoyununda tekerleme dediğimiz bir bölüm vardır ; burada bazen bir düş anlatılır bazen de çene yarıştırılır ; amaç ana hikayeye bir girizgah /yumuşak geçiş yapmaktır. Bu eserde de yazar , asıl öyküye kadar bu yeraltına sığınmasının nedenleri olan iç çatışmalarını , hayata ve eski dostlarına  kızgınlıklarını , kırgınlıklarını , isyanlarını tekerleme biçiminde anlatır.


ÇARPIŞMA VE GURURU KURTARMA
Asıl öykü bir ön öykü ile başlar. Bir subay yolda insanları ite ite kendine yol açmaktadır , kahramanımız uzun bir hazırlık döneminden sonra , cesaretini toplar ve bu subayın önüne dikilir. Subay , bizimkini çarparak yere serse bile kahramanımız gururunu kurtardığına inanır.


ESKİ ARKADAŞLARLA  HESAPLAŞMA
Bir başka gün eski okul arkadaşlarına rastlar ve zorla kendini birlikte içmeye davet ettirir. Arkadaşlarının alaylarına cevap veremez ve içine atar , kadehleri arka arkaya yuvarlar ve en sonunda iyice sarhoş olur ve patlayarak her şeyi mahveder.


VE AŞK
Daha sonra gittiği yerde bir genç kızla tanışır. Kıza adresini verir. Kıza aşık olduğunu kendi kendine  itiraf bile edemez. Kızı beklemediğine kendini inandırmaya çalışır. Sonunda kız gelir ama “beceriksiz” kahramanımız ne yapıp edip kendi aşağılık komplexsinden kurtulabilmek için kızı bir şekilde aşağılamanın ve kendisinden nefret ettirmenin bir yolunu bulur.


SAHNELEMEDE İŞLENİŞ :


KIRILAN KALP ODAKLI KURGU
Ben kendi adıma oyunda en çok tiyatro dili ile yapılan aşık kız ve kırılan kalbin cam kırılması efekti ile kurgulanması fikrini sevdim. Kahramanımızın oyun boyunca aşk acısı ile kıvranırken duyduğumuz cam kırılma efekti , finaldeki harika bir sürpriz ile parantez kapanıyor , döngü tamamlanıyor (burada hatta kahramanın  bu hasta ve çelişkili ruh yapısı ile  bu döngü , “kısır döngüye” bile dönüyor denilebilir). 


SAHNELEMEDE EN SEVDİKLERİM
En çok da uşak ve hizmetçilerle masanın üstüne konan bir sandalye , tekerlek görsel efekti  veren döndürülen bir şemsiye   , açık/göstermeci   biçimde /üslupta oynanan at arabası/fayton  sahnesine bittim. Rus şarkılarına ve finaldeki  ve selamda da devam eden rusyanın olmazsa olmazı “kar”a da…


ALKIŞLAR TASARIM EKİBİNE
Gereksiz süsden püsten arıtılmış  , sade ve  işlevsel  dekor tasarımı ile Kerem Çetinel ; Rus karakterlerini ve hayatını kostümleri ile yansıtmayı başaran kostüm tasarımları ile Çevren Sarayoğlu , özellikle sahne derinindeki tül perde arkasındaki rüya ışıkları ve oyunun diğer duruma ve ruha uygun başarılı ışık tasarımı ile Osman Uzgören , canlı müzik konsepti , yalın ama vurucu , hem atmosfer  sağlayıcı hem de dramatik etki yapıcı çarpıcı besteleri ile Onur Yüce , oyunna görsel bir şölen katan baştan sona canlanan bir tabloya dönüşen hareket düzeni ve koreografisi ile Burçak Işımer , dramaturg Şaziye  Dağyapan , Yönetmen Yardımcısı Hicran Yavuz , harika kukla tasarım ve üretimiyle Ayten Öğütçü ve Asistan Nazife Oğlakçıoğlu  alkışı hak ediyorlar.  


“Yeraltından Notlar” bu hafta Cevahir 2’de ve Martın üçüncü haftasında Üsküdar Stüdyo Sahnesi’nde…Kaçırmayınız…


Savaş Aykılıç.04.03.2017.

Anahtar Kelimeler: yeraltından notlar, ankdt, ankara devlet tiyatrosu



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

Görüş Bildir