Festival

Yeni Metin Yeni Tiyatro Festivali 5  ile açıyor!

Yeni Metin Yeni Tiyatro Festivali 5 ile açıyor!

2016.09.09 00:00
| |
0
|
2362

Sizce Nasıl?

Yeni oyun yazarlarının görücüye çıktığı Yeni Metin Yeni Tiyatro Festivali bu yıl“Peki ya Mutluluk?” temasıyla gerçekleşiyor.


GalataPerform yeni sezonu 'Yeni Metin Yeni Tiyatro Festivali 5' ile açıyor!

Yeni oyun yazarlarının görücüye çıktığı Yeni Metin Yeni Tiyatro Festivali bu yıl“Peki ya Mutluluk?” temasıyla gerçekleşiyor. Genç yazarların 8 aylık bir yoğun program sonrası yazdığı oyunlar profesyonel oyuncular ve yönetmenler tarafından sahneye konacak. Festival, 29 Eylül – 3 Ekim 2016 tarihleri arasında gerçekleşecek.


2011 senesinden beri devam eden Yeni Metin Yeni Tiyatro Festivali bu sene ilk defa bağımsız tiyatrolarla işbirliğinde gerçekleşecek. Altıdan Sonra Tiyatro, ikincikat, Talimhane Tiyatrosu, Emek Sahnesi gibi tiyatroların destek verdiği festivalde 2015-2016 sezonunda Galata Perform Oyun Yazarlığı atölyelerinde yazılan oyunlar okuma tiyatrosu olarak seyirciyle buluşacak. 

Festival açılışı, Fransız Kültür Enstitüsü işbirliğinde atölye çalışmalarına katılan Fransız oyun yazarı Ronan Cheneau’nun “Yamyamlar” adlı metninin 29 Eylül Perşembe günü Fransız Kültür Merkezi'ndeki oyun okumasıyla gerçekleşecek. 

Ayrıca, festival kapsamında Haziran 2016'da GalataPerform’un ağırladığı Amsterdamlı De Tekstsmederij kurumundan Hollandalı genç yazarların İstanbul üzerine ürettikleri oyunların da okuması yapılacak. 

Ödüllü oyun yazarı Ahmet Sami Özbudak’ın İstanbul’un Balat bölgesi için yazar adaylarıyla beraber oluşturduğu “Balat Projesi”nde yer alan ve Balat’ta okuması yapılacak olan 8 kısa oyun metni de şehre ve festivale farklı bir katkı sağlayacak. 

Festival kapsamında çıkan oyunların teması Ronan Cheneau’nun belirlediği “Peki ya Mutluluk?” kavramı etrafında şekilleniyor.Toplamda 10 yerli yeni oyun,8 kısa oyun ve 5 yabancı oyun okumasının yer alacağı festivalde yazarlarla söyleşiler ve etkinlikler de yer alacak.

28 Eylül, Çarşamba 

Galataperform
Saat - 20:00 
“Fikri’nin Vişne Bahçesi “
(sahnelenmiş oyun okuması & söyleşi) 
Yazan: Ülkü Oktay
Yöneten: Yeşim Özsoy 
Balat’ta bir evde yaşayan ileri yaşlardaki oyuncu Fikri, Çehov’un “Vişne Bahçesi” oyunundan bölümleri kendi kendine oynarken hayatı, geçmişi ve yaşadıklarıyla yüzleşir. 

29 Eylül, Perşembe 

Fransız Kültür Merkezi 
Saat - 19.00
'Yamyamlar' 
(oyun okuması) 
Yazan: Ronan Cheneau 
Yamyamlar adlı oyun, genç bir çiftin öyküsü etrafında şekilleniyor. Yazar Ronan Cheneau metni oluşturmadan önce merkeze ışık ve ses tasarımını koyarak “iyi kurulmuş metin” algısını alt üst ediyor. Dolayısıyla oyun metni yazılmadan önce bir sahne tasarımı fikri oluşuyor. Sıradan ve hayat tarafından şımartılmış genç bir çiftin yaşadığı geniş loft bir daire… Yönetmen David Bobee ile bir tasarım fikrinden yola çıkarak oluşturulan Yamyamlar, çiftin kendilerini yakarak intihar etmeleriyle başlar ve piyasa toplumu karşısında aciz olma durumuna keskin bir bakış atar. Çifti bu geri dönülmez eylemi yapmaya iten şeyleri yol boyunca izleriz. 

30 Eylül, Cuma

ikincikat
Saat - 19.00
“Çiçek Tangosu” 
(oyun okuması & söyleşi) 
Yazan: Salihcan Sezer
Yöneten: ikincikat 
Eski, görkemli bir sinema aktrisi olan, evinde senede bir gece açan çiçeğiyle yaşayan Fulya, Büyükada'ya, yıllar evvel ayrıldığı ve o gün bugündür unutamadığı büyük aşkı Ediz'in yanına taşınma hazırlıkları yapmaktadır. Ediz'in oğlu Ramazan, babasının ölüm haberi ile babasından kalan bir film senaryosuyla Fulya'nın evine gider. Fulya; Ramazan'a ''hoş geldin Ediz'' der, çatal kurabiye ikram eder. Birlikte senaryo üzerine çalışırlarken sırlar, hatıralar, hayaller ve hayaletler ortaya çıkacak; Ramazan’ın geçmişiyle, Fulya’nın gençliği birbiriyle çarpışacaktır. Bu çarpışma sonucu hisler doğacak, hisler izler bırakacak, izler şimdiki zamanla yarını değiştirecektir. 

Saat - 21.30 
“Çember”
(oyun okuması & söyleşi) 
Yazan: Cihan Çakan 
Yöneten: Şaziye Konaç
1 Haziran 1970 – 1 Haziran 1971… Türkiye tarihinde iz bırakan zamanlar: bir yandan ilk köprünün inşası, bir yandan 15-16 Haziran işçi ayaklanması ve 12 Mart Muhtırası, Deniz Gezmişlerin yakalanması… Mutsuz bir aile hayatından dolayı çocuk denecek yaşlarda Fransa’ya götürülmüş ve orada 68 hareketine katılmış Ferdiye Kuzguncuk’taki “Kemal Bey Konak”a yıllar sonra tam da böylesi bir zamanda geri döner. Yan konaktaki komşusu ve babasının yakın arkadaşı olan, bunamış emekli paşa Atıf Efendi’den ara ara çocukluk anılarını dinlerken “Kemal Bey Konak”a Denizleri kurtarmak için eylem hazırlığında olan üniversitesi öğrencisi Niyazi sığınır. Ferdiye Niyazi’yi konakta saklarken Atıf Efendi konakta bir devrimcinin olduğundan emindir ve ülke düzenini bozan devrimcilere bir şekilde ceza biçilmesi gerektiğinin kanısındadır. Bir yıl bir günlük sürede olaylar yaşandıkça “Kemal Bey Konak”ın da dâhil olmak üzere herkesin hikâyesi de yavaş yavaş “çıt” etmeye başlar. “Peki ya mutluluk?” teması merkeze alınarak yazılan “Çember” işte “çıt” eden bu hikâyelerin nasıl bir mutsuzlukla kuşatılmışlığın kesitidir.

 

1 Ekim, Cumartesi

GalataPerform
saat 13:00 
Hollandalı Genç Yazarların Oyun Okumaları 
(oyun okuması & söyleşi) 
GalataPerform’un 2015-2016 sezonunda ağırladığı Amsterdam’daki De Tekstsmederij kurumundan Hollandalı genç yazarların İstanbul üzerine ürettikleri oyunların okuması GalataPerform ekibi tarafından gerçekleştirilecek. 

Balat Bölgesi (mekan ilan edilecek) 
Saat - 16:00
“Balat Monologlar Müzesi”
(sahnelenmiş oyun okumaları) 
Proje Direktörü: Ahmet Sami Özbudak 
Yazanlar: Caner Kılıç, Yeşim Akyol Günay, Nihal Öztürk, Salihcan Sezer, Volkan Çıkıntoğlu, Serdar Kurt
Yönetenler: Ayfer Dönmez, Başak Kıvılcım, Lesli Karavil
Ödüllü oyun yazarı Ahmet Sami Özbudak’ın oluşturduğu ve Balat için yazılmış oyunlardan oluşan “Balat Monologları Müzesi” ayrı bir tat katacak. Balat’ta bir binada dolaşılarak aynı anda sergilenecek monologların gösteriminde seyirci farklı bir seyir deneyimi yaşayacak. 

Talimhane Sahnesi 
Saat - 19.00
“Ay Işığında Gökkuşağı”
(oyun okuması & söyleşi) 
Yazan: Serdar Kurt 
Yöneten: Çağrı Şensoy
Aynı gün içerisinde 3 kutlama: Doğum günü, mezuniyet ve evlilik… Neşe, Erinç ve Atınç, olup bitenden haberi olmayan Melis’e hayatının en mutlu ve en güzel gününü yaşatmak için aynı oyunda bir araya gelirler…
Neşe: “Ne çabuk geçiyor yıllar… Ebedi gençliğin sırlarına her zaman vakıf olacaksın. Parlak bir zekân olacak. Hayal gücün seni büyülü yerlere ulaştıracak. Doğum günün kutlu ve mutlu olsun…“
Erinç: ”Mezun olmak her şeyin bittiği anlamına gelmez…  Yaşadığın her gün çalışmana fırsat kalmadan sürekli sınavlarla doludur. Ama hiçbiri senden daha önemli değil…”
Atınç: “Varlığınla onurlandırdığın bu hayatı ömrünün sonuna kadar benimle paylaşmak istediğin için sana minnettarım.”

Talimhane Sahnesi 
“Son Tango”
(sahnelenmiş oyun okuması & söyleşi) 
Saat - 21.00
Yazan: Ayşegül Alpak 
Yöneten: Hümay Güldağ
Kanser olduğunu ve çok az zamanı kaldığını öğrenen kadın, iki aylık bebeğini aldırmak zorunda kalır. Son günlerini zorla hastane odasında geçirmek istemediğinden, bu durumu eşinden saklar. Gizlice kemoterapi alırken, kocasını aslında hiç tanımadığını fark eder. Kendiyle ilgili hayatında ilk kez karar veren kadın bu durumla yüzleşirken, hayatı ve yaşamı sorgular.
Başarı odaklı yaşayan adam, hâkim olabilmek için adaleti yok sayarak hukuk mücadelesini verirken, çocuğunu kaybettiğini ve karısının her geçen gün eridiğini fark etmeyecek kadar körleşmiştir. Kazandığı davalarla çocuğuna güzel bir hayat vereceğini umut ederken, doğmamış çocuğunun çoktan bu dünyayı terk ettiğini öğrenir. Oyun, "adalet, hukuk, birey mi kanser oldu yoksa insanlık mı?" Sorusunu sorarken, avukat bir adamla, iki aylık hamile olan eşinin trajik öyküsünü anlatır. 

 

2 Ekim, Pazar

Tatavla Sahnesi 
Saat - 13.00
“Minör Bir Aşkın Anatomisi”
(oyun okuması & söyleşi) 
Yazan: Caner Kılıç 
Yöneten: Ömer Akgüllü 
Oyunda bir adamın 3 farklı dönemi iç içe geçmiş metinler ve farklı bir sahneleme önermesi içirerek seyirciye ulaşmaktadır. Yazarın anlatımıyla “Bu oyun, Meta modernist bir çalışmaya adaydır. Postmodernizm sonrası akım olan meta modernizm, 2000’li yıllar sonrası kültür sanat hayatımızdaki, estetik bakışların değişikliklerin kavramsallaştırılması. Tam anlamıyla bir sanat akımı değil ama kısaca; doğanın uçları arasında salınım, ilginçlik, kökleri arama, yeniden anlatıcı, yeni samimiyet kavramlarını üzerinde çok duruyor. Ve tabi magical realizm veya spekülatif realizm (keza benim de kullandığım). Bu akımı anlama adına bir kaç örnek de; Wes Anderson, Miranda July tiyatroda Brüksel tiyatrosu akımın önde gelen örnekleri…” 

Tatavla Sahnesi 
Saat 15.00
“Rapunzel'in Düşüşü”
(oyun okuması & söyleşi) 
Yazan: Fatih Köse 
Yöneten: Eraslan Sağlam
Oyun, mutluluk kavramının, mutluluk beklentisinin ve mutlulukla uzaktan yakından ilişkili hiçbir şeyin olmadığı bir dünyada geçmektedir.  Hiçbir hikâyenin mutlu sonu yoktur. İnsanların mutlu olmak için uydurdukları ritüeller yoktur. Cennet kavramı yoktur. Renkler yoktur.  Bu dünyada bazı insanlar mutlu hissedebilmek için yasaklanmış bir yiyecek olan çikolatayı yerler. Yasaklılar listesinde, çikolata, müzik, kedi videoları gibi uzun bir liste vardır. Bu yasaklara uymayanlar tedavi için terapi merkezlerine kapatılırlar ve 'Depresan' tedavisi uygulanarak normal insanlara dönüştürülürler…

Kumbaracı 50
Saat – 18:00 
“Bir Meşrutiyet Faciası Yahut Gündüzlerimiz” 
(oyun okuması & söyleşi) 
Yazan: Volkan Çıkıntoğlu 
Yöneten: Celal Mordeniz
Oyunda 3 farklı karakter bir rüya oyununun içinde bulurlar kendilerini. Gerçeklerle rüyalar iç içe geçerken karakterlerin hikayelerini de bir gizem bulutunun arkasından algılamaya başlarız. Farklı bir sahneleme önermesiyle gelen metin sahnede atmosfer yaratma konusunda özel bir çalışma talep eder. 

Kumbaracı 50
Saat - 21.00
“Dosya 333”
(oyun okuması & söyleşi) 
Yazan: Tolga Çıklaçiftçi
Yöneten: Gülhan Kadim  
Başvurular için yapılan mülakatta randevuları tesadüf eseri ardı ardına gelen Furkan ve Kudret, aslında işlemedikleri suçlardan dolayı hapis yatan ve aynı hücreyi paylaşan iki kişidir. On ay hapiste kalıp sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırlar. Dava tutuksuz sürerken birine beraat kararı çıkar, diğeri için ise dava devam eder. İşin aslı aynı oranda konuyla alakasız ve suçsuzdurlar. Birbirlerine on ay destek vermiş bu iki kişi, kanun karşısında “eşit derecede haksız” suçlanırken, aralarını açan yine adalet(sizlik) sistemi olur. Yalnız biri beraat etmiştir. Kudretin mülakatı devam ederken Furkan kendininkine gelir ve karşılaşır ve öğle arasında bir buçuk saat toplantı odasında beklemeleri istenir. Baş başa kalırlar ve yaşadıkları tüm süreci tekrar hatırlayacakları, birbirlerini ve hukuk sistemini sorgulayacakları bir yüzleşme yaşanır. Memur geri döner. Kudretin mülakatını tamamlar. Üstüne Furkan anlatır. Memur ikisinin belgesel film projesini de beğenmiştir. Ama sorun şudur. Memur bu iki filmden yalnız bir filme destek verileceğini açıklar.


Hukuk sistemi ile savaşırken birbirlerine düşen iki insan, bir devlet kurumundan almaya ihtiyaç duydukları ödenek için de karşı karşıya gelmiştir.

3 Ekim, Pazartesi 


Emek Sahnesi 
Saat – 18:00
“Soğuk”
(oyun okuması & söyleşi)
Yazan: Şirin Gürbüz 
Yöneten: Emek Sahnesi
Bir hastanede bomba patlar. Genç bir adam, bir doktor ve hizmetli morgda mahsur kalır. Genç adamın hastaneye geliş amacı, babasını ameliyat eden doktordan intikam almaktır. Çünkü babası ameliyat masasında hayatını kaybetmiştir. Bunun için doktoru suçlar.  Ve şimdi o doktorla morgda baş başadır. Zaman ilerledikçe genç adam babası ile ilgili yeni bilgiler edinir. Ve orada olma amacı anlamını yitirmeye başlar. 

Emek Sahnesi 
Saat – 21:00
“Sığın (m)ak” 
(oyun okuması & söyleşi) 
Yazan: Seda Özelsoy 
Yöneten: Emek Sahnesi
Ne zaman başladığı, ne kadar süreceği belli olmayan bir savaş… Günümüzde yaşanan bölgesel savaşlar gibi. Ukrayna, Suriye, Libya, Yemen, Kürdistan, Kolombiya, Afganistan, Pakistan… Ülkeler, kültürler farklı belki ama yaşanan korku, sindirilmişlik, yalnızlık, güvensizlik hissi aynı. Bir sığınak... Evlerinin altındaki sığınağı, yukarıdan taşıdıkları eşyalarla yarım yamalak evleri haline getirmiş bir aile… Tuna, Meriç ve 6 yaşındaki oğulları Can… Tuna hayatını kaçakçılık işleriyle geçirir. Meriç savaş başladığında bir patlamada oğullarını kaybettiklerinden beri hiç dışarı çıkmamıştır ve oğlunun öldüğünü kabul etmeden yaşamına devam eder. Can’ın onlarla beraber yaşadığını düşünür. Onunla konuşur, isteklerini yerine getirir. Bir gün Gülay adında bir kadın ülkeden kaçmak için kaçakçı Adem’in parasını çalar. Ondan kaçarken kendini Meriç’lerin sığınağında bulur. Bir süre orada kalır. Ve rutini bozar. Kim aslında deli, kim normal? Normal? Başlı başına soru bu belki de. Mutlu olmak için “kurulu bir dünyada yaşamak” yeterli mi? Ya da o dünyayı kendin kurduğunda anormal mi oluyorsun?

4 Ekim, Salı 

GalataPerform
Saat – 20:30 
“Çika” 
(oyun) 
Yöneten: Hazar Sayar 
Oynayan: Zuhal Güreli

GalataPerform’un 2015-2016 Yönetmenlik ve Oyunculuk atölyesinden çıkan iki katılımcının ortak çalışması “Çika”, İstos yayınlarının “Fahişe Çika” adlı röportaj metninden uyarlandı. Oyun, Türkiye’nin kuruluş dönemi ve sonrasındaki sancıları bir Rum fahişenin hayatı üzerinden işliyor. 

Anahtar Kelimeler: galataperform, yeni metin yeni tiyatro

0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.

TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir