MAKALELER

Yedi Kadın - İzmir Devlet Tiyatrosu

2006.11.30 00:00
| | |
2260

Sizce Nasıl?
Barbara SCHOTTENFELD'in kaleme aldığı, çevirisi Sevgi SANLI'ya ait 7 KADIN sorunlarına çözüm arayan kadınların öyküsüdür.,,


 

TANRIM BENİ BAŞTAN YARAT : "YEDİ KADIN".

Merhemi kalmayan kel,başkasına ilaç satıyor!
 
Birbirlerini daha önce tanımayan yedi kadın, içlerinden birinin yönlendirmesiyle hem kendi iç seslerini dinlerler, hem de terapi arkadaşlarının seslerine kulak verirler… Değişmek için çok gayret gösterirler ve bir karara varırlar…
 
7 Kadın temelde yatan ana sorunun kadın-erkek çatışmasından öte “insan” olgusu üzerinde yoğunlaşması gerekliliğini vurgulayan, olayları son derece yalın ve mizahi bir tavırla anlatan bir müzikal komedi aslında.
 
 GERÇEĞİ SANALIN İÇİNDE ERİTMEK VE YENİDEN ŞEKİLLENDİRMEK:

İzmir Devlet Tiyatrosunun bu oyunda; temelde kadın sorunlarını ele alan,bunun için ise sıcak bir ortam yaratmak''Bizden biri,Bizim içimizden''olgusu verilmek için yapılan dekorda,kadınların kendi aralarında sorunlarını konuşup,tartışarak keyifli dakikalar geçirmesini beklenen oyunda soğuk rüzgarların esmesi, tamamen oyuncuların yorumlaması ile alakalı.
 
Çocukluğumdan beri kadınlar bir araya gelince neler konuştuklarını hep merak etmişimdir. Gerçekten dışarıdan bakıldığı gibi o, ona kocasını,alttaki komşusunu,magazin programlarındaki ünlülerin aşk hayatlarını,kadın sanatçıların takılarını,öğleden sonraki kadın programlarını,sanatçıların diyet tariflerini,diğer taraftan kocalarının onlara aldıkları pahalı hediyeleri vs vs. falan anlatan bir oyun beklerken, herkes birbirinden dertli yahu!
 
Öncelikle terapi yöneticisinin üzerinde çok fazla durmak gerekiyor. Daha doğrusu oyuncuların tamamının üzerinde durulması gerekiyor. Madem bu bir kadın oyunu ve kadın sorunları üzerine yazılmış bir metin,o zaman erkek niye yönetiyor desem haksızlık mı etmiş olurum? Yani kadın kadının halinden daha iyi anlar. Çok iyi kadın yönetmenler var!Özellikle bu tür bıçak sırtı oyunlarda sekiz kadınlı bir oyun olsa bence yorum daha muhteşem olurdu. Kadının iç psikolojisinden kadın daha iyi anlar diyerek sahne yorumlaması daha keyifli geçebilirdi. Bence bu önerim üzerinde düşünülmeli.Yada yönetmen yorumunu değiştirmeli.
 
Bu oyunda oyuncuları tek tek ele almamak lazım. Çünkü bir araya gelen bu kadınların genel sorunları ortak. Herkes bir şeylerden dertli. Diğer taraftan ,Psikoloji öğrencisinin sanki kadınları dövmek için sahnede bulunması gibi bir oyunculuk sergilemesi, iyice oyunu saçma bir hale getirdi. Altı yaşındaki çocuklar gibi davranması, devamlı burun kıvıran oyunlara dahil olmayan bir öğrenci! Yahu Allah aşkına duygu tonunun verilmemesi,mizanseninin uyumsuzluğu hiç mi hiçbir şey katılmaz mı oyuna? Seval Kip, Sevda Özgömeç, Alev Soysal, Aylin Önal, Canan Erener, Nalan Sünger, Neşe Zindan hiç mi hiç yaşayamadıkları oyunu, sahnede oynamaya/yaşatmaya kalkışmışlar,Bu ekip çok uyumsuz ve derhal dağıtılmalı. Oyunculuklara gelecek olursak hepsi sınıfta kaldı.
 
NE MESAJ VERİLMESİ GEREKİYORDU NE MESAJ ALINDI?

Oyunda verilmesi gereken mesaj (anladığım kadarıyla) kadın sorunları ve bunları çözmek için terapiye giden, 6 kadın ve tezini yazmak için orda bulunması gereken (onunda aynı sorunlar yaşadığı) psikoloji öğrencisinin hikayesi.
 
Kendi aralarında cesaretlenmeleri için oyunlar oynayıp,evlerinde de aynı şeyi uygulamaya çalışıyorlar. Yani kendi aralarında yaptıkları oyunlardan cesaret alarak,eşlerinin karşısına çıkıp,korkmadan,yılmadan istediklerini içinden geldikleri gibi söylemek. Buraya kadar her şey normalde; oyuncuların sanki terapiye değil de,altın gününe gelmiş gibi davranmasının bir açıklaması olabilir mi ayol!
 
En hararetli sorunlarında bile; hiç bir şey yok gibi davranması, duygu verilememesi,hadi çıkın oynayın da gidelim havası katmış.Terapi yöneticisinin kocasıyla ayrı yaşaması, ama gelen diğer kadınların ailevi sorunlarına yardımcı olması yazarın; aslında sorunlara merhem olurken,kendi yalnızlığını da çözebilmek! Zekice yazılmış bir metin!Aç açın halinden anlar hesabı!Betimleme harika ama , dinledikleri sorunlara tepkisiz kalması, kendi sorunlarını bastırmak için mi? Bu nasıl bir gerçeklik olgusu kavrayamadım. Aslında temelinde konu çok güzel,evrensel mesajlar ve tüm kadınları olduğu gibi erkekleri de ilgilendiren bir psikolojik metin.
 
YÖNETMENİN GÖRMESİ GEREKENLER

Öncelikle oyun üzerinde hiçte öyle uzun uzadıysa çalışılmamış. Araştırıp oyunu daha keyifli hale nasıl getiririz diye düşünülmemiş. Hızlı tren gibi geçip gidilmiş.Haliyle de devrilmiş. Üstelik buna müsait olan bir oyunda konu sundurulup uzamışta uzamış.Zaman geçmek bilmeyen bir duruma gelmiş. Genelde kadınların kendi aralarında oynadıkları oyunlar,gerçekte yapamayıp bir oyunmuş gibi sahnede canlandırılması gerçekliği o kadar bertaraf etmiş ki, oyun çok can sıkmış. Ya bu oyun iyice dramaturgu yapılıp yeniden sahneye koyulmalı,yada bir bayan yönetmenin görüşü alınarak yeniden yorumlanmalı! Yada yönetmenliği bir bayan yönetmene bırakması en mantıklısı. Bu oyun bu yorumla seyirciye keyif değil,kahır veriyor.
 
Oyun sahnedeyken,kayda alınan cdlerden defalarca izlemek zorunda. O müzikal havasından da bir an önce çıkmalı. Çünkü o kadar gereksiz yerlerde,saçma sapan figürlerden oluşan bir danstı ki,neşelendirmek isterken,sadece uykudan uyandırmaya yetiyor.
 
Candan Günay'ın kostümleri günlük kıyafetlerden oluşuyordu. Karakterleree göre uyumlu olduğu kanısındayım. Her terapide yeni oyunlar için seçilen kıyafetlerde, oyunculara gitmiş. İyi bir iş çıkarmış.Aynı usta dekorda da görev almış Perdeler tuhaf! Dekor sanki; saunalardaki özel bölmeler gibi yapılmıştı. Yahu ev dekorunda yanları oda göstermek için bir sunta yada medefe kullanmak akla gelmedi mi? Ama piyanisti perde arkasına gizlemek,piyanoyu kullanırken perdelerin kaldırılması göze hoş gelenlerden. Ama yan odalar için bu perde olgusu evden çok,otel odasını andırmış.
 
 Işık Tasarımında Hasan K.Yalman'ın özellikle; müziklerde; reosta ve black-outları anlamsız kaçmış. Hele hele renkli ışıklarıyla pavyon ışıklarını andırması da hayli ilginç gelenlerden.Renk seçimleri çok kötü!
 
Müzikten çok oyunun arkasına saklanan ve dans figürlerinde perdelerin kalkmasıyla ortaya çıkan, kırmızı gömleği ve uzun saçlarıyla eski jönleri andıran piyanist başroldeydi. Oyunun tek elle tutulur,gözle görülür harikası buydu.Zafer çebinin bu oyuna katkısı ne oldu anlamadım.
 
Bu oyun önem verilmesi,üzerine uzun uzun çalışması, özellikle dramaturgunun çok iyi yapılması gerekiyor. Yada derhal repertuardan kaldırılmalı! Eleştiriye kapalı bir yönetmenin başarıdan söz etmesi çok saçma olurdu.

Anahtar Kelimeler: yedi kadın, izmirdt, izmir devlet tiyatrosu, barbara schottenfeld, murat sarı



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir