MAKALELER

Yastık Adam-“Bana bir öykü anlatsana Katurian...”

2017.06.13 00:00
| | |
2697

Sizce Nasıl?
Şirin İnci, Entropi Sahne'nin Yastık Adam oyunu hakkında yazdı.

“Bir öykü yazarının yegane görevi öykü yazmaktır.” dedi Katurian. Hayatı boyunca onlarca öykü yazdı sadece birisi yayımlandı. Öykülerinin tamamını sadece abisi Michal’e okudu; Küçük Yeşil Domuz da dahil.

Yastık Adam, Martin McDonagh'ın, 2003 yılında yazdığı ve orijinal adı, The Pillowman olan oyunu. Oyun, Türkiye'de ilk olarak, 2008/2009 sezonunda Talimhane Tiyatrosu tarafından, 2012/2013 sezonunda da Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenmiş. (Maalesef iki tiyatronun da Yastık Adam oyununu izleyemedim.)

İrlanda Tiyatrosu’nun dünya çapında üne kavuşmuş olan tiyatro oyun yazarı, film senaristi, 1990’larda İngiltere’de ortaya çıkan “in your face” tiyatro akımının en önemli temsilcilerinden biri olan Martin McDonagh’ın (1970) “Yastık Adam” adlı oyunu 2016/2017 sezonunda, “Entropi, kuramını sarsan en önemli istisna yaratım sürecidir." şiarıyla 2015 yılında Yurdaer ve Dilara Okur tarafından kurulan Entropi Sahne tarafından sahnelendi. Öykünün içinde öykü; oyunun içindeki oyunla müthiş bir metin dediğim Yastık Adam’ı, ben de Kadıköy’deki sahnelerinde izledim.

Katurian'ın çaresizliği ve öykü sevdası; Michal'in saflığı ve deneyselliği; Ariel'in geçmişiyle gelen öfkesi ve mesleği, Tupolski'nin insanları ve akıl yürütücülüğü...

Anlatımı ve hikayesiyle rahatsız edici bir oyun olan Yastık Adam’da, her karakterin yaşanmışlığını dinlerken insanın -insanların- insana yaptıkları mevzubahis olunca “Her şey geçmişte kaldı” denilmiyor. Kaldı ki oldu bitti de değil yaşadıkları, bir başlangıçtan artarak devam eden olaylar zinciri; Martin McDonagh'ın yazdığı oyun, kurmacadan öte söylenecek daha nice şeyler var’ı çağrıştırıyor.

İki perde olan oyunun ilk perdesi, gözaltına alınan Katurian’ın (Mehmet TEKATLI) sorgusuyla başlıyor. Dekor, bir masa ve sandalye; köşelere yerleştirilmiş işkence için kurulan düzenek ve bir yataktan oluşuyor.

Algı seçiçiliğinden olsa gerek oyun başlar başlamaz vatandaş-polis arasında geçecek tanıdık bir hikaye zannettiğim oyun, dakikalar geçtiğinde beni yanıltıyor. İyi polis (Deniz HAMZAOĞLU) kimi yerlerdeki hal ve tavrıyla bizi gülümsetirken kötü polis (Fatih TOPÇUOĞLU) gerilimi artıran iç dinamiği ve işkenceye meyiliyle bizi geriyor. (Oyun boyunca en beğendiğim oyuncu Fatih Topçuoğlu oldu.) Sahneye Michal (Yurdaer Okur) de geldiğinde olaylar çözümlenmek yerine yeniden açılacak düğümler atılarak merak duygusu iyice artırılıyor.

“Neden bunu hayata taşımadın ha Michal? Neden? İçinde kan yok, jilet yok, parmaklar yok. Neden?”

İkinci perde; küçük yaşta istismara uğrayan bir çocuk, evladını kaybetmiş bir baba, ailesinden işkence gören ve abisi tarafından öldürülen bir zihinsel engelli ve bunları tarihe gömmek yerine, ailesini yerin dibine -kuyunun içine- göndermeyi seçmiş bir hikayeci olan Katurian’ın yaşanmışlıklarıyla edebiyatın bireyler üzerindeki etkisi, polisler ve yazar arasındaki diyaloglar ile işleniyor. Yazar, oyunda derin bir suçlulukla kendini suçlama ve koruma monologları türetirken nerede yanlış yaptığının cevabını arıyor ama en önemlisi bir edebiyat sevdalısı, edebiyata tutunmuş biri olarak, öykülerinin yok edilmemesini kendi yaşamından çok daha fazla önemsiyor. Ve öykülerin yaşadığı metaforu da oyun diline katılarak Küçük Yeşil Domuz (Deniz DEMİR) sahneye rengarenk giriyor.

''…bir polis memuru gelecek ve tüm öyküleri yakacak!”

Yazar Katurian'ın sıra dışı öykü anlatılarıyla gelişen oyun; gerçekle kurmacanın, masumla suçlunun, suçla cezanın iç içe geçtiği; iyilikle kötülük kavramlarının göreceliğini; en temel yapı taşı diye tanımlanan ailenin toplumsal yaşamı nasıl sarsabileceğini; polislerin iyiyken kötü, kötüyken iyi görünebileceğini; en masum insanın dahi katil olabileceğini, birini -birilerini- öldürmenin daha çok yaşanacak kötülükleri yok edeceğinden adilliği getirebileceğini; ailenin bireyin yaşamını (sonunu) belirleyip belirleyemeyeceği üzerine bir sürü şey söylüyor ve bunu yazar, kardeşinin trajik öyküsüyle birlikte polislerin hayat öykülerini vererek yapıyor.

Oyunun çevirisi Yusuf ERADAM’a ait. A. Bülent Acar’ın yönetmenliğinde sahnelenen oyun, oyunculukları ve öyküyü ön plana çıkaran rejisi ve sade dekoroylu iyi ama keşke daha gerilimli bir akış tercih edilseydi diye de düşünmeden edemiyorum.

İyi seyirler...

ENTROPİ SAHNE

Yazan: MARTİN MCDONAGH

Çeviren: Yusuf ERADAM

Yöneten: A. Bülent ACAR

Işık Tasarım: Mustafa BAL

Müzik: Okan YAŞARLAR

Kostüm: Meltem YILDIRIM

Yapım Koordinasyon: Muhammed ÇAKAY

Asistanlar: Mahmut EKER, Emre KARİP

Işık Kumanda: Soner ÇEVİKBAŞ

Ses Kumanda: Erdi GÖKSU

Afiş Fotoğraf: Aydan ÇINAR

Oynayanlar: Mehmet TEKATLI, Yurdaer OKUR, Deniz HAMZAOĞLU, Fatih TOPÇUOĞLU, Deniz DEMİR

Genel Sanat Yönetmeni: Yurdaer OKUR

 

Anahtar Kelimeler: şirin inci, yastık adam, yurdaer okur, entropi sahne



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir