MAKALELER

Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe - Ankara Devlet Tiyatrosu

2016.10.28 00:00
| | |
2239

Sizce Nasıl?
1922-2001 Yılları arası yaşayan Orhan Asena, Diyarbakırlı bir ailenin de oğlu olarak dünyaya gelmiştir.

 


Bir Fırtına Hikayesi: "YA DEVLET BAŞA YA KUZGUN LEŞE"


Orhan Asena ve …

1922-2001 Yılları arası yaşayan Orhan Asena, Diyarbakırlı bir ailenin  de oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Tıp tahsilini İstanbul da tamamlamış ve çocuk doktoru olmayı seçmiştir.

Yaşadığı yıllara onca başarı ,eser ve ödül sığdırmayı başaran Orhan Asena  ‘Devlet Sanatçı’ ünvanını da  1998 yılında almıştır.
Yazarın taht ve baht dörtlemesi adını alan dört oyununun üçüncüsü olan "Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe’’ adlı oyunda Kanuni Sultan Süleyman’ın oğulları Bayezid ve Selim arasındaki taht kavgası işlenmiştir. 

 

 

"Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe"

1958 Yılında başlayan yazım anlamındaki süreç bu oyun için tam yirmi iki yıl sürmüştür.

‘Devletin bekası her daim birincildir,asi olan yok edilir.’Düşüncesini vurgulayan oyunda,Şehzade Mustafa’nın ölümüyle başlayan ve Sarı Selime kadar uzanan süreçte enerjik,genel doğrularını kaybetmeyen,itaatsizlik gömleği zorla  giydirilen, dürüst, tecrübesiz, saray ve üst düzeyin kurban ettiği bir şehzadenin önlenemeyen haksız ölümüne  tarih seyirci olmuştur.

 

 

Sakin,iletişimi güçlü ve seçilmiş kimliğiyle  kardeşine karşı güdümlendirilmiş  Selim’in  ise taht başarısı yine tarih tarafından  değerlendirilmiştir.
Kanuni Sultan Süleyman da  görev ve sorumluluk bilinci ise babalık anlamını kaybettirmiş,Osmanlı yapısı  asla zedelenmemiştir.

 

 

Hürrem’in oyun süresince taşıdığı sorumluluk oğulları üzerine odaklanma olarak  iki oğlunun yaşamlarının  kesintisiz devamlılığına dair ,ölene kadar  mücadelesi duygusallık katmanında da  gösterilmiştir.

Sonuç ise  gene değişmezliğini iki şehzade arasında taht ve baht kavramında  korumuştur.

Tiyatro sezonu ve Türk Tiyatro yazarlarıyla açılış!

 

 

2016-2017 Tiyatro sezonunda seksenbir (81) ilde, TC. Kültür Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları Türk tiyatrosunun önemli yazarlarının eserlerini repertuara almış,bu nedenle de Orhan Asena usta ‘yla  tarihi oyun yapısında buluşmamız sağlanmıştır.

Orhan Asena’nın  ‘’Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe’’ adlı tiyatro eseri ödenekli ve ödeneksiz tiyatrolar tarafından çokça sahneye konulmuştur.

 

 

İçinde bulunduğumuz tiyatro sezonunda ise yeniden ‘Osmanlı devlet ve adalet anlayışını ,taht mücadelesini işleyen oyun Başkent- Ankara Akün Sahnede  yerini almaya başlamıştır.

Yazar evrensel kavramlar üzerinde durmuş, dün olduğu  gibi günümüzde  de tarih araç olarak  tiyatro da yerini korumuştur.
‘Tiyatronun tarihe teslimi değil , yararlanması’ görüşü daima öne yazar tarafından  da  çıkarılmıştır.

 


 
Sinan Pekinton  ile  yeniden ‘’Ya Devlet Başa…Ya…’’

Oyun  Orhan  Karataş dramaturgisine sadık kalmış ve  rejisör olarak Sinan Pekinton imzası da  görülmüştür.

Oyun da inanılmaz bir sakinlik  kılıf gibi etrafı kaplamış,oyuncuların da bu sakinlikten  yeterince etkilenmiş olduğu anlaşılmıştır.

Yazar Orhan Asena ‘yı aynı meslekten olan babam’ın Diyarbakır Asker Hastanesi Başhekimlik döneminde görev yaptığı ilde tanışıklığımız olmuştur. Oyun kitapçığında belirtilmesi nedeniyle dikkatimi çeken ’Hekimlik’ anlamında oyun da yaklaşımın  gerçekten fazla duygusal olduğu kanaatinin seyirci de oluşturduğu düşünce olmuştur.Aslında törenin değişmezliğinin  böyle bir kehanetle sahne de bile uzlaşamazlığını  hemen ! göstermiş olmasında asal  gerçek  gizlenmiştir.

 

 

Meltem Baytok  ve oyuncular üzerine notlar

Hürrem Sultan performansıyla seyirci tarafından ayakta alkışlanan Meltem Baytok vücut dili, Ankara Devlet Konservatuarı’na  özgü diksiyonu ve sahne enerjisiyle başarısını ilmek,ilmek güçlendirerek iki perde boyunca taçlandırmıştır.

Kanuni Sultan Süleyman  rolüyle Okan Şenozan genel sahne yapısına hakim olan sakinliğini ilk perde boyunca devam ettirdiği görülmüştür. 

Kanuni Sultan Süleyman’a özgü güç ve kudretin etkisinden oldukça uzak, yavaşlatılmış bir gücün ancak ılık rüzgarlarını kostümünün eteklerinde dolaştığını hissettiğimiz bir Kanuni Sultan Süleyman olarak seyirciyle buluşmuştur.

İkinci perde de biraz daha Osmanlı devlet ve adalet anlayışını öne çıkartmış, baba olmak duygusallığını ötelemeye çalışmış daha güçlü bir Kanuni Sultan Süleyman’ı, padişah’ı kısa sürelerle seyirci izleme şansını elde etmiştir.

Oyun boyunca performans da süreklilik sağlanamadığı gibi sesin duyulmadığı  seyirciye ulaşmadığı anların toplamının yüksek olduğu da bir başka  sıkıntı olarak hissedilmiştir.

Şehzade Beyazid -Cebrail Esen vucut dilini sahnede iyi kullanmayı başarmış olmasına rağmen oyuncunun en büyük sıkıntısı diksiyonda ortaya çıkmıştır.Sözcüklerinin çoğu özellikle  sesinin  yükselmesi gereken tirad sahnelerinde seyirciye  maalesef ulaşamadığı gibi ses renginin anlamını da oyuncunun süratle kaybettiği görülmüştür.

Rüstem Paşa –Engin Özsayın Osmanlının yönetim anlamında bozulmasının en önemli sebeplerinden biri  rüşvet olmuştur.Bu işlemi getiren ve yeleştirenin de Rüstem Paşa olduğu tarih sayfalarına işlenmiştir.Oyunda bu kimlik açık olarak sadece  görülmüştür.

 Lala Mustafa Ağa – Necmi Çavdarlı,Sokullu Mehmet Paşa-Mehmet Demiralp,Düzmece Mustafa-Eren Oray,Şehzade Selim-Ufuk Şener,Mihrimah-Meray Tunç,Neveser-Nazife Oğlakçıoğlu,Dulkadiroğlu,Pertev Paşa- Hasan İrfan Buzcu diğer rolleri paylaşmışlardır.

Genel olarak üstte isimleri yazılı oyuncuların ortak seyirci tespitleri farklılıkların ortaya çıkarılamamış olmalarıyla birlikte anlaşılamayan konuşmaları,kullanılamayan beden dillerinin görüntüsel olarak sahneye yerleşmişliği olmuştur

Sevgi Türkay ve dönem kostümleri ise seyirci de hayranlık uyandırmıştır. Asal renklerle birlikte  yumuşak renk geçişlerinin kullanımı haklı övgüyü Türkay’a getirmiştir.
Parlak renkleri ve aksesuarları sevdiğini bildiğimiz usta kostümcünün bu sefer aksesuarlarda kullandığı görsel tadımlılığı öne çıkaran vurgulayıcı detay çalışmaları, gerçekten tarih sayfalarını kostümsel anlamda en güzel şekilde örneklenmesin de sağlamıştır.

Can Atilla’nın yaptığı müzikler ise oyuna,oyunculara her katmanda başarıyı sağlamış ve alkışlarımızı almıştır.

Işık tasarımında Zeynel Işık atmosfer oluşumuna ve dekor tasarımına destek çalışmasıyla  tecrübesini  göstermiştir.
Hasan Dündar dekor tasarımında övgüye değer yalınlık  ve işlevsellik anlayışıyla başarısını ışık tasarımıyla pekiştirmiştir.

Bir etiketim var!

Tüm emeği geçen herkese teşekkürlerimi iletirken ,okuyucularıma ve de seyirciye davet çağırımın şimdilik bu oyun için  erken olduğunu da  görüşüm olarak yazmanın görevim olduğunu yukarıdaki nazik teşekkürüme İstanbul’a dönüş yolumda etiketlemek istedim.

Füsun Akmen Balkaya
21.10.2016/Akün Sahne-Ankara

Anahtar Kelimeler: ya devlet başa ya kuzgun leşe, ankaradt, ankara devlet tiyatrosu



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir