MAKALELER

William Shakespeare’den bir kavuşamama öyküsü; Romeo&Jüliet

2011.11.14 00:00
| | |
2075

Sizce Nasıl?
Tüm dünya çapında hem en çok bilinen tiyatro oyunu hem de William Shakespeare’nin en iyi bilinen eseridir...

 

Romeo&Jüliet - İzmir Devlet Tiyatrosu

 

Tüm dünya çapında hem en çok bilinen tiyatro oyunu hem de William Shakespeare’nin en iyi bilinen eseridir Romeo&Jüliet.Dünya’nın hemen her yerinde sayısız tiyatro tarafından sahnelenmiş,binlerce kişi Romeo&jüliet olarak seyirci karşısına çıkmıştır.Tam da bu nedenle çok riskli ve zor bu oyunu sahneye koymak,rol almak.Seyirci oyuna hakimdir,aklında daha gördüğü,duyduğu Romeo’lar,Jüliet’ler vardır.İzmir Devlet Tiyatrosu’nun sezon açılış oyunu olarak sahnelediği Romeo&Jüliet bu risklerin ve zorlukların altından başarıyla kalkabilmiş bir oyun.

 

 

En basit tanımlamayla iki düşman ailenin çocuklarının birbirlerini gördüklerini anda aşık olmaları ve kavuşamamalarıyla sonuçlanan trajik bir aşk öyküsüdür Romeo&Jüliet’te anlatılan.Elbette her Shakespeare oyunu gibi bu oyun da  içinde birçok öğeyi barındırmakta,yan hikayelerle desteklenmekte,imgesel anlatımlarla ve şiirsel söyleyişlerle seyirciyi düşündürmekte,anlatılandan kendine bir hikaye çıkarma şansını vermektedir.

 

 

Avusturalyalı yönetmen Malcolm Keith Kay türk tiyatro izleyicisinin yabancı olduğu bir isim değil.Daha önce ülkemizde sahneye koyduğu Marat/Sade,Mefisto,Üç Kuruşluk Opera,küheylan ve yine Adana Devlet Tiyatrosu’nda sahnelenen Romeo&Jüliet oyunlarıyla dikkatli izleyicilerin belleklerinde yer etmiş bir isim.Bunca bilinen bir oyunu sahneye koyarken yönetmen metni ele aldığında ölümsüz bir aşk öyküsü kısmına zarar vermeden iki aile arasındaki düşmanlık,kin,anlamsız kibir gibi hikayenin şekillenmesinde önemli etkisi olan duyguları ön plana çıkarmış.Aynı zamanda koreografi ve eskrim çalışmasını yöneten Malcolm Keith Kay’ın bu kadar yükün altına girmiş olması hayal ettiği şeyi bütün olarak sahneye taşımasına imkan verdiği gibi bazı noktalarda da dezavantaj olarak oyuna yansımış.Özellikle yoğun hareketlerin olduğu kılıç sahnelerinde bazı oyuncuların geri planda kalmasına,sahnede bir kargaşa yaşanmasına ve kavgayı sonlandıran kişiler olmaları nedeniyle çok daha görkemli görünmesi gereken kişilerin sönük kalmasına neden olmuş.Yönetmenin tercihleri doğrultusunda genel olarak dikkat çekici ve çağdaş bir yorumla sahnelenen oyuna en büyük katkıyı çevirmen Özdemir Nutku sağlamış.Shakespeare’in dilini şiirselliğini bozmadan ve pek çoklarının düştüğü ağdalı söylem hatasına düşmeden dilimize aktarmış.

 

 

Bir oyun söz konusu olduğunda hem seyircilerin hem de eleştirmenlerin dikkati başrol oyuncularının üzerinde yoğunlaşır.Bu oyunda da hem hikayeyi oluşturmaları hem oyuna ismini vermeleri nedeniyle Romeo&Jüliet her açıdan irdelendiler.

Romeo rolünde İzmirli seyircilerin çok yakından tanıdığı Tamer Yılmaz seyirciyle buluşuyor.Düşmanlığın dışında kalan,romantik,eğlenceli,muzip biraz da çapkın bir gençtir Romeo.Tamer Yılmaz karakteri oluştururken belli ki iyi bir inceleme sonucunda hiçbir nüansı atlamadan her halini birebir yaşadığı bir Romeo yaratmış.Bu değişimi ve hareketliliği beden diline,mimiklerine yansıttığı gibi sesiyle de hissettirmeyi başarmış.Oyun içinde zorlu bir fiziksel tempo içinde olan oyuncu başından son ana kadar herhangi bir düşüş göstermeden ritme uyuyor.Geçtiğimiz yıldan bu yana devam eden Henry ve Alice’in Gizli Yaşamı isimli komedi oyununda da rol alan Tamer Yılmaz her iki oyunu da izleyen seyircileri şaşırtacak bir değişim içinde.Bir oyunda orta yaşlı,zevzek,kararsız,mutsuz bir adam iken bu oyunda tam tersi bir karakteri ustalıkla canlandırıyor.Üstelik de fiziksel anlamda bambaşka bir görünüme bürünerek.Ki bu farklılığın sadece kostüm ve makyaj nedeniyle değil,genç bir delikanlı olan Romeo’yu içselleştirebilmek için oyuncunun  kişisel çabalarıyla oluşturduğu görülüyor.

Jüliet rolünde ise Birgen Johnson seyircinin karşısına çıkıyor.Aile içerisinde prenses edasıyla büyütülmüş,kirlenmemiş,saf bir genç kızdır Jüliet.Romeo’nun çapkın ve alaycı tavrı karşısında ilk başta bocalasa da saflığı ve güçlü aşkıyla onu kendine bağlamayı başarır.Oyunun en önemli iki karakterinden birini canlandırmasına rağmen sanki seyirciyle buluşmasını engellemek ister gibi önüne çok engel koyulmuş Birgen Johnson’ın.Yönetmenin tercihi doğrultusunda masalsı bir anlatımı güçlendiren kafes oyun boyunca Birgen Johnson’ı içinde tutarak seyirciden uzaklaştırdığı gibi oyuncuyu da oyunun dışında bırakmış.Yine Funda Çebi’nin döneme ve masalsı anlatıma uygun kostümleri Jüliet söz konusu olduğunda onu lirik dansçılarıyla oryantaller arasında kalan bir havaya bürümüş.Diğer göze batan bir nokta ise Birgen Johnson’ın saçları.Kostümüyle ve içinde bulunduğu dekorla birleştiğinde çok yapay olan sarı saçları da karakterin inandırıcılığını zedelemiş.Bu kadar dezavantajın içinde sahne üzerine indiği tek yer olan son sahnede sesi ve mimikleriyle seyirciyi etkilemeyi başarsa da  sonuç olarak çok zayıf bir Jüliet çıkmış ortaya.

Genel olarak uyumlu ve başarılı olan ekip içinde diğerlerinden sıyrılan iki isim ise Angelica rolüyle Zeynep Nutku ve Benvolio rolüyle Mehmet Demiralp oluyor.Zeynep Nutku, Jüliet ile baş başa kaldığında ve onu başkalarından korumaya çalıştığında iki farklı ruh haline bürünerek keyifli bir oyunculuk sergiliyor.Benvolio ise kararsız ve şaşkın halleri,Romeo ile atışmalarıyla Shakespeare oyunlarında var olan dram içindeki komik yanı ortaya koyuyor.

Savaş Çevirel sahne tasarımı ile belirli bir alanda sınırları zorlayarak koskocaman bir sahne oluşturmuş.Çeşitli yükseltiler,basamaklar,hareketli zeminlerle sahneyi sayısız parçaya bölmüş,mekan ve zaman geçişlerini çok iyi yansıtmış.Dekorun hareketli olması,bağlı olduğu zincirlerle bir mekanizma tarafından yönetilmesi nedeniyle geçişlerde oluşan sesleri bastırmak için de bu bölümlerde seyircinin dikkatinin dağılmasını engellemek amacıyla yönetmen müzik ve duman efektinden faydalanmış.Yönetmenin hayal ettiği masalsı ortam dekor,Abdullah Uyan’ın ışık tasarımı  ve Funda Çebi’nin kostümleriyle oluşturulmuş.Bu masalsılık içinde müzikaller dışında tiyatroda alışık olmadığımız şekilde oyuncuların mikrofon kullanıyor olmaları ilk başlarda seyirciyi biraz şaşırttı.Özellikle bir iki yerde teknik aksaklıklar nedeniyle olduğunu tahmin ettiğim oyuncuların sesinin fazla yüksek olması ve bir bölümde sesin tamamen iki yanlarda bulunan hoparlörlerden geliyor olması seyirciyi masal dünyasından kopardı.İyi bir teknik düzenlemeyle ses yüksekliği belirli bir seviyede sabitlenir ve salonda eşit dağılımı gerçekleştirilebilirse bu şekilde sahnelenen bir oyunda mikrofon seyirciyi rahatsız etmeyecektir.

Birtakım eksiklerin düzeltilmesi halinde Romeo&Jüliet çok daha başarılı hale gelecektir.Görkemli dekoru,uyumlu ekibi,çağdaş yorumu ile Romeo&Jüliet hem daha önce başka ekiplerden izlemiş olanlar hem de ilk defa izleyecekler için doğru bir tercih olacaktır.Özellikle kadrosu ve maliyeti sebebiyle küçültülmüş,değiştirilmiş,farklı yorumlanmış Shakespeare oyunlarının sahnelendiği bir dönemde Romeo&Jüliet seyirciye gerçek bir William Shakespeare keyfi sunacaktır.

Anahtar Kelimeler: romeo ve juliet, Romeo&Juliet



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir