MAKALELER

Vurgun Giresun Şehir Tiyatrosu

2017.03.30 00:00
| | |
1627

Sizce Nasıl?
Eski bir anlatının içindeyiz aslında. Mitoloji hikayelerinden dinsel temalara; sanattan bürokrasiye; insandan doğaya...

"Her birimiz için sadece bir hayat vardır: Kendi hayatımız."
Euripides

Eski bir anlatının içindeyiz aslında. Mitoloji hikayelerinden dinsel temalara; sanattan bürokrasiye; insandan doğaya... İki alıp bir veriyor, üçe satıyoruz. Savaşlar, güç gösterileri, katliamlar, tecavüzler; kendi hayatının dışındaki hayatları yok sayma meselesi... Tercih gibi gördüğümüz seçme kabiliyetimizin(!) birçok kavramı ardına sürüklemesi...


M. Ö. 480 yılında doğan Euripides, döneminin pasifisti, serbest düşünürü ve hümanisti olarak adlandırılır. Edebiyata en önemli katkısı oyunlarına gerçek karakterleri aktarmasıyla olmuştur. Halkın kahramanlaştırdığı ya da dokunulmaz kılınan krallar, kraliçeler, doğaüstü güçler; birer insan olarak zaafları ve erdemlilikleriyle çıkar karşımıza. En çok karşı çıktığı noktalardan biri de, Antik Yunan'da kadına verilen değerdir. Kahramanlarını çoğunlukla acı çeken kadınlardan seçmesi boşuna değildir.


M. Ö. 455’li yıllardan 2000’li yıllara geldiğimizde Neil LaBute’un kaleme aldığı, Türkçe çevirisini Rüzgar Can Ekin Turan’ın yaptığı, “Üç Oyun (Vurgun)” oyunu, tragedyaları anımsatan bağıyla iki monolog, bir diyalog kurgusu içinde çıkıyor karşımıza. “Vurgun” bir anlamda modern dünyanın, kapitalist düzenin, küresel sistemin tragedyaları. Her bir oyun kişisi de başına geleni kabullenmiş, eyleminden dolayı suçluluk hissetmeyen, iyi ya da kötü bir şey yaptığını düşünmeyen, olayları olduğu gibi aktaran -dramatikleştirmeyen- insanları... 


1963 yılında doğan Amerikalı yazar, oyunlarında insan doğasındaki kötülüğü, zaafları, acımasızlığı estetik bir biçimde ortaya koymayı amaçlarken karakterlerini yargılamaz; sadece olaylara karşı tutumlarını aktarır seyirci ya da okuyucusuna.

 
Geçtiğimiz yıllarda Türkiye’de ilk kez İstanbul’da BiTiyatro tarafından sahnelenen, yönetmenliğini İskender Altın’ın yaptığı oyunda, 2016 yılı TEB Ödülleri’nde Yılın Kadın Oyuncusu Ödülü’nü üçüncü oyunda oynadığı rolüyle Laçin Ceylan almıştı.


2017 Şubat ayında Giresun Şehir Tiyatrosu’nda, Doğan Turan yönetmenliğinde Rüzgar Can Ekin Turan’ın çevirdiği Vurgun oyununu genel provada Giresun’da izledim. 
20. yüzyılın başlarında, İtalya'da Birinci Dünya Savaşı’nın yarattığı karamsarlıktan, paracı düzenden ve sanayileşmenin yol açtığı yabancılaşmadan kaynaklanan "gerçekliğin çokluğu" ile düzenin "ikiyüzlülüğü"nü vurgulayan kara gülmece niteliğindeki oyunlar, grotesk biçem olarak adlandırılır. Doğan Turan da metnin yapısına uygun olan bu biçemi sahneye aktarmış. 4 kişilik kadrosuyla oyun; müzik ve ışıkla desteklenen rejisiyle, bir sandalye üzerinde oturan oyuncuların itiraflarıyla başlıyor.


Birinci oyunun adı: “İphigenia Orem’de”. Oyunla mitolojideki İphigenia arasında benzerlik var: İphigenia, Agamemnon ve Klytemnestre’nin kızıdır. Efsaneye göre Agamemnon, Truva’yı istila etmek üzere yelkenli gemileriyle yola çıkar. Truva’yı istila etmek onun için onur meselesidir. Birden rüzgâr kesiliverir. Kahin Kahkhas, güzel kızı İphigenia’yı tanrılara kurban ederse rüzgârın yeniden çıkacağını söyler. Agamemnon, Truva’yı almakla kızını kurban etmek arasında kalır ve sonunda kral, kızını kurban etmeye karar verip kızını Akhilleus ile evlendireceği vaadi ile şehirden ordugaha getirtir. Sonunda görevi uğruna kızını kurban eder. (Bir rivayete göre de Agememnon, kızını kurban edecekken Artemis, bir dişi geyik göndererek kızın yerine geyiği kurban ettirir ve İphigenia’yı Artemis, tapınağına rahibe yapar.) 


İlk oyunda bir iş adamı çıkar karşımıza; iş yaşamındaki başarısı ile aile babası olma arasında bir tercih yapmak durumundadır. Beş dakika televizyon izleyip geleceğim diyerek salona geçmesinin ardından kanepede uyuyakalır ve o sırada annesinin yanında uyuyan bebek, yorgana sarmalanarak nefessizlikten boğularak ölür. Ardından iş adamının anlatısı; sigorta, şirket, iş hayatı konusunda devam eder.


İkinci oyun, “Aziz Kazlar Çetesi”nde sıradan, yeni nişanlanacak olan genç çift, nişanlarını kutlamak için birkaç günlüğüne New York’a gider. Arkadaşlar arasında geçen, her şeyin mükemmel olması için çabalanan bu unutulmaz kutlama gecesinde bir eşcinsel, acımasızca üç erkek tarafından katledilir.


Üçüncü oyun “Medea Redux”te de mitolojideki Medea’nın izleri görülür. On üç yaşında öğretmeni tarafından tecavüze uğrayan genç kız, on dördüne kadar öğretmeniyle ilişkisine öyle ya da böyle devam eder ve hamile kalır. Ancak öğretmen, genç kızı hamileyken terk eder ve onu bir sürü çıkmazın ortasında bırakır. Genç kız çocuğu doğurur ve on dört yıl sonra oğlunu bir başkasıyla evlenmiş babasıyla tanıştırmak için yola çıkar. Tabii bu buluşmada türlü zorluklarla büyümüş genç kadın, öğretmenin sevindiğini görünce intikam almak ister. 


Gerçek hayattan alınan, üç farklı hikayenin anlatıldığı Vurgun’da, üç oyunun en temel özelliği; oyun kişilerinin yüksek sesle bir başkasına dahi itiraf edemeyecekleri hayatlarını itiraf etmeleri ve bu itiraflarda da suçluluk duymamalarıdır. Üçü de suçsuz kişileri öldürmüştür. Anlaşılmak, affedilmek, aklanmak gibi kaygılara girmezler ve bu duygularında samimidirler. 


Oyunculuk açısından, itirafları dinleyen seyirci açısından zor bir metin ancak Giresun Şehir Tiyatrosu bu zorluğu aşarak seyircisine itiraflarını hissettirecek güçte bir oyunla çıkıyor karşımıza. Özellikle Serkan Kayacık ve Leyla Turalı, bu travmatik samimiyeti genel provada seyircisine hissettiriyor. 
Emeklerine sağlık...
+17
Yazan: Neil LaBute
Çeviren: Rüzgar Can Ekin Turan
Yönetmen: Doğan Turan
Yönetmen Yardımcısı: Fikret Öğüd
Oyuncular: Eray Aktaş/ Duygu Aydın/ Serkan Kayacık/ Leyla Turalı
Ses&Efekt: Ziya Kostakoğlu
Dekor Tasarımı: Erdoğan Cüneyt Kamanoğlu
Işık: Engin Kaçmaz
Afiş Tasarım: Özgür Aydın – Erkan Kara

Oyun Başlangıç Müziği
Seslendiren: Trevor Morris
Şarkı: Voluspa / Vikings
Iphıgenia Operası
Beste: Christoph Willibald Gluck
Liberetto –Nicolas- François Guillard 
Müzik: Maria Callas
Aziz Kazlar Çetesi
Grup: Therion
Şarkı: Rise Of Sodom
Beste: Christofer Johnsson
Medea Redux
Beste: Luigi Cherubini
Libretto-François-Benoit Hoffman
Müzik: Maria Callas
Dans / Selam
Seslendiren: Trevor Morris
Şarkı: Taming The Tempest

 

Anahtar Kelimeler: vurgun, giresun şehir tiyatrosu



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

Görüş Bildir