MAKALELER

Vincent River - Craft Tiyatro

2012.04.30 00:00
| | |
1613

Sizce Nasıl?
Philip Ridley’ in kısa, etkisiz; fakat tiyatro izleyicisini cezbeden yapıtı ‘Vincent River’ Craft Tiyatro’da Türkiye prömiyerini gerçekleştirdi.

Bak, Ben Bir Katilim!
 

Philip Ridley’ in kısa, etkisiz; fakat tiyatro izleyicisini cezbeden yapıtı ‘Vincent River’ Craft Tiyatro’da Türkiye prömiyerini gerçekleştirdi. Oyunun temel yapısına geçmeden önce Craft Oyunculuk Atölyesi’nden kısaca bahsetmek istiyorum. Cihangir’de eşsiz deniz manzarası altında, dikkat çekici eğitimci kadrosuyla tiyatroya yeni bir soluk geldi. ‘İn Yer Face’ sahne tekniklerinin uygulanmasında şimdiye dek gördüğümüz sahnelerden farklı, alan itibariyle yeni oyunların önünü açacak bir anlayış artık bizlerle başbaşa! Sami Berat Marçalı gibi Türkiye Tiyatrosu’ nun başarılı genç yönetmeni Craft’ ın yeni oyununu yönetmiş, tiyatro sezonunun sonlarına doğru etkileyici bir çalışma bizlerin karşısına çıkmış! 
Philip Ridley eserlerinin tamamını okuyan; 2000 yılından başlayarak şimdiye dek İngiltere ve Türkiye’de yazarın sahnedeki tüm oyunlarını izleyen bir eleştirmen olarak ‘Vincent River’ neden ‘Uğrak Yeri’ olarak Türkçe’ye çevrilmiş bunu anlayamadım. Aslında fena bir isim de olmamış hani. 2000 yılında  Hampstead Theatre’ da oyun dünya prömiyerini yaparken ‘nehir’ kavramı üzerinden çokça tartışmalar yaşanmış, yazarın parlayan yıldızı bu oyunla zirve yapmıştı. Ayrıca oyunun kronolojisine baktığımız zaman, dünyanın en önemli oyuncuları  Lynda Bellingham ile İngiliz aktör Mark Alan karşımıza çıkıyor. Philip Ridley, eleştirisini yazdığım oyunlarında söylediğim üzere, ‘aykırı dünyanın fotoğrafını çekiyor, bunları sapıkça ruhundan taviz vermeden gerkleştiriyor!’ 

‘Vincent River’ da Ridley bir annenin acısını ‘gay’ bir çocuk üzerinden çizmiş. Oğlunu bilinmez bir mekanda, serserilerin elinde kaybeden anne, oğlunun ölümünden sonra kendisini devamlı takip eden genç cocuğu bir gün apansız evine alır. İşlenilen cinayetle çocuk arasında bağ olduğunu düşünen anne, çocuğun hayatıyla yüzleştikçe oğlunun tüm gerçeklerini öğrenecektir. Gecenin sessizliği içinde süren karşılaşma, tanışma öylesine noktalara uzanır ki, anne ile çocuğun yakınlaşması duygusal, cinsel argümanlar arasında yok olup gider. 

‘Mahalle Baskısı’ Ülke Dinlemiyor!

Konuda genel olarak şu yargıya varabiliriz; Anita, oğlunun acısını genç Davey üzerinden hafifletmeye çalışır. Anita’ nın oğlu Vincent, Davey’le homoseksüel bir ilişki içinde öldürülmüş, çevre sakinleri Vincent’ in cinsel tercihleri yüzünden Anita’ya başsağlığına gelmemiş. Anita yıllar önce kendisinden çok genç birisiyle evlenmesinden dolayı toplumla zaten sorunlu. Toplumsal yozlaşma içinde kendisine çıkış kapısı arayan iki karakterin duyguları çok ağır! Annenin geçmişten gelen kurallara karşı nefret olgusu oğlunun acısıyla aynı karede birleşiyor. 

Oyunda Türkiye Tiyatrosu’ nun usta ismiyle başarılı genç ismini harika bir performansla izliyoruz. Davey’de Barış Gönenen oyunculuğuyla ışık saçıyor. Sevgilisi Vincent’ in ölümünü izleyen, Anita’ nın hayatının altüst olmasına vicdanı dayanmayan asi karakterini her yönden eksiksiz oynamış. Eş cinsel ya da biseksüel insanın ruh halini oyuncunun doğru yorumu sayesinde anlamlandırıyoruz. Daha önce birçok oyunda izlediğim Gönenen, ‘Vincent River’ oyununda kendisini bütünüyle bulmuş. Böylesi roller o’nun için yazılmış sanki. İpek Bilgin’ in canlandırdığı Anita, usta oyuncunun bakışlarında, sözcüklerinde, bedensel eyleminde öylesine harkulade ete kemiğe bürünüyor ki, insan Anita’ nın asi ruhuyla beraber akıp gidiyor. Oğlunun homoseksüel olduğunu kabullenme sürecinde duygusal bir anne karşımızda dururken, bazen de olayları bile bile kendisini evine kapatan gaddar bir anne bize bakıyor. Şimdi ne desem bilemedim. Eleştirmen gözüyle iki oyuncunun da sahnede fırtınalar estirdiğini, bir hesaplaşmasının aslında toplumla yüzleşme anlamına geldiğini aleni biçimde izliyoruz. Sahnedeki iki isim hakkında düşüncelerim içiçe girmiş durumda. Genel olarak sözlerimi toparlarsam İpek Bilgin ve Barış Gönenen sahnede birbirne yakışan, performanslarıyla insanları an be an oyuna bağlı tutan canlı roller oynamışlar. Her ikisine de bravo! 

Son sözüm oyunun yönetmenine; Sami Berat Marçalı parlayan bir yıldız! Tiyatro camiası bu isme çok dikkat etsin. İlerleyen yıllarda çok büyük bir yönetmen geliyor. ‘Nesne-Sahne’ ilişkisini kavrayan, objelerin gücüne inanıp oyundaki duyguları kahve fincanlarına yükleyen yönetmen favkalade doğru bir iş gerçekleştirmiş. Ayrıca oyuncu seçimleri dört dörtlük... 

‘Vincent River’ Craft Tiyatro’da izleyecilerini bekliyor. Sezonun iddialı gösterisini muhakkak izleyin. 

Yaşam Kaya / yasam.kaya@gmail.com  

 

Anahtar Kelimeler: Craft Tiyatro, vincent river



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir