MAKALELER

Ve Tanrı Dedi ki - Persona Theatre

2009.02.04 00:00
| | |
1167

Sizce Nasıl?
Atina merkezli Persona Tiyatrosu, Avra Sidiropoulou’nın yazdığı ve yönettiği ‘Ve Tanrı Dedi ki’ adlı oyunla Garaj İstanbul’da dünya prömiyerini yaptı.

Atina merkezli Persona Tiyatrosu, Avra Sidiropoulou’nın yazdığı ve yönettiği ‘Ve Tanrı Dedi ki’ adlı oyunla Garaj İstanbul’da dünya prömiyerini yaptı. Yunan Tiyatrosu’nun Türkiye’de Türk oyuncularla yaptığı bu çalışma ilginç, bir o kadar da dikkat çekici idi. İstanbul izleyenin de oyuna karşı ilgisi üst düzeyde olunca ‘Ve Tanrı Dedi ki’ metafiziksel anlamda insanlarda derin sorgulamalar oluşturdu. 


     Oyun hayali bir düzlemde; zaman ve yer kavramlarının olmadığı her hangi bir anda geçer. Geriye dönüşü olmayan bir felaketin tüm anlamı, hafızayı, paylaşılmış geçmiş ve hayal edilen gelecek anlamında zamanı sildiği bir çeşit kıyamet sonrası, zamansız, mekansız, bir ortamda karakterleri görürüz. Bu kıyamet sonrası mekanda geriye sadece bir adam, bir kadın ve bir bebek kalmıştır. Kişisel ve kişiler arası geçmişlerin silinmesi yüzünden birbirleriyle iletişim kuramayan adam ve kadın varoluşlarının tek referansı olarak bebeğe tutunmaktadırlar. Tüm kaynakların tükendiği bu ortamda bebeğin beslenme zorunluluğu insanın savunmasızlığının yaşayan bir portresi haline gelir. İnsanın yaşama tutunma gayreti, duygusal yakınlaşmaları da beraberinde getirecektir. Hissedilen dünya ile ruhsal olarak çöken duyguların kesiştiği an insanın irrealist çözümlemesini de oluşturacaktır. 


     İnsanlık dünyada varolduğundan bu yana, nereden gelip nereye gideceğinin hesaplarını yapmıştır. Dünyadaki ilk insanlar hayata tutunabilmek için yüzyıllarca mağaralarda vahşi doğa ile savaşarak yaşamışlardır. İnsan kendi ırkını geleceğe aktarmak için var gücüyle uğraşırken, bir yandan da varoluşunun gizini araştırmıştır. Bağımsız düşüncelerle bu duygulara yönelmiştir. Saflık vardır benliğinde. Madde olduğunun farkına varmadan önce kafasını kaldırıp gökyüzüne bakmıştır. Güneşe, aya, yıldızlara, dünyaya, nesnelere, objelere ve kişilere tapınmıştır. Büyük bir boşluğun içinde yok olma düşüncesi insan için büyük bir korkudur. Bu korkudan kaynaklı, öldükten sonra yaşamlara inanmıştır. Eşyaları ile gömülmüştür. Sokrates’e, Platon’a ve Heraklitos’a inanıp idealar dünyasına; oradan da tek tanrıya, doğal olarak cennet/cehennem kavramlarına inandırmıştır kendini. İşin özü insanlar ölmekten korkmaktadır. Öldükten sonra neler olduğunu bilmediği için korkuların en büyüğünü içinde yaşamaktadır. Bunların bütün temeli yalnızlık korkusudur! 


     Oyunda da yok olma noktasına gelen 3 insanı görürüz. Kucağında bebekle nerede olduğunu ve nereye yol aldığını bilmeyen Teoman Kumbaracıbaşı ile yalnız başına kalakalan Derya Durmaz bilinmez bir düzlemde kesişirler. Konuşurlar. Tartışırlar. Birbirlerine karşı duygularını açarlar. Bebeğin saflığı ile birbirlerine yaklaşırlar. Varoluşun temelini sorgularlar. Bazı anlarda kendilerine inanamazlar. Yaşama tutunmak için tek umutları kendileri, birliktelikleri ve ellerindeki bebektir. 


     Oyun sevginin gücüne dayalı bir yakınlaşma öyküsü aslında. Yalnızlık korkusu içinde savrulan üç insanın dramı. Teoman Kumbaracıbaşı’yı Tiyatro Kedi’nin ‘Omzumdaki Melek’ adlı öyküde melek rolünde izleme şansımız olmuştu 3 sene önce. Rolünün hakkını çok güzel vermişti. ‘Ve Tanrı Dedi ki’ adlı oyunda da son derece başarılı. Öncelikle oyunun dörtte üçü İngilizce oynanıyor ve Teoman Kumbaracıbaşı aksanlı İngilizce’si ile metni şahane yorumluyor. Özellikle de bebeğin ağlama sahnesinde yaşadığı duygusal travmatik anlarda izleyenleri derin düşüncelere sürüklüyor. Derya Durmaz da, Teoman Kumbaracıbaşı gibi rolüne çok iyi adapte olmuş. Bebeğin beslenme zorunluluğunda o’nun olaya yaklaşımı konunun bütün yönlerini açığa çıkarıyor. Fakat İngilizce’sinde ciddi bir sorun var. Türkçe’yi konuşur gibi İngilizce’yi konuşmak bir defa dil çözümlemesi adına yanlış. Dil üzerinde biraz daha çalışmalı. 


     Varlık ya da yokluk… Yalnızlık ya da Birliktelik… Yaşama tutunmak ya da Hiçliğin içinde yok olmak… bu oyun, insanın bütün düşüncelerini altüst eden kavramları sorguluyor. Yunanlı Yazar ve Yönetmen Avra Sidiropoulou’ nın yaşam sorgulaması aslında hepimizin yaşama karşı nerede durduğunun bir göstergesi sayılır. Muhteşem oyuncularıyla, harika öyküsüyle ve şahane rejisiyle ‘Ve Tanrı Dedi ki’ sezonun felsefesi en ağır gösterisi. Oyun Avrupa’da gösterilerine devam ediyor. İstanbul’a bir kez daha uğraması tiyatro izleyeni için çok büyük şans olur… 

Anahtar Kelimeler: Ve Tanrı Dedi ki, Persona Theatre



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir