MAKALELER

Van Gogh - Tiyatro Gerçek

2010.02.22 00:00
| | |
2368

Sizce Nasıl?
"Bir hayalim vardı" cümlesiyle yola çıkan Hakan Gerçek, yıllardır birlikte olduğu Kenterler Tiyatrosundan ayrılarak "Tiyatro Gerçek" adıyla kurduğu tiyatrosunda,...

 

 

 

     Van Gogh'un yalnızlığı sahnelerde son buluyor...
 
    'Bir hayalim vardı’ cümlesiyle yola çıkan Hakan Gerçek, yıllardır birlikte olduğu Kenterler Tiyatrosundan ayrılarak ‘Tiyatro Gerçek’ adıyla kurduğu tiyatrosunda, W.Gordon Smith’in yazdığı ‘Van Gogh’ adlı tek kişilik ilk oyunuyla bu hayalini gerçekleştirip seyirciyle buluşturarak usta ressamın yalnızlığına son veriyor.

 


 
    Van Gogh’un yalnızlığı, acıları ve buhranları daha doğarken başlıyor.
 
    Usta Ressamdan bir yıl önce doğup aynı yıl ölen (1853) abisinin, adının ona verilmesi, ailesinde ‘yedek çocuk’ muamelesi görmesini sağlamış.

 


 
    Hep abisini hatırlattığı gerekçesiyle ailesi tarafından hiç sevilmemiş olması, usta ressamı yalnızlığa ve yoksulluğa yiterken, yaşadığı aşkları ve hayatı boyunca çektiği acılarla yaptığı resimler, fovistlere (tüpten çıkan renkleri doğrudan kullananlar) ilham kaynağı olmuştur.
 
    Usta ressam, her ne kadar divizyonizm ile yaptığı resimlerle empresyonizmde çığır açtığı söylense de, Van Gogh’un bir veya iki resmi dışında hiçbir resmi kendisi için yapmadığından ekspresyonist (dışavurumcu) olduğu daha net söylenebilir.

 


 
    Özelikle kendi resmini çizdiği porteler bir hayli ilginçtir. Bu portrelerde kullandığı renkler kendisinin o anki ruh halini yansıtmıştır. Üstelik kendini çizdiği her portrede başka bir teknik kullanması, onun ne kadar aykırı bir ressam olduğunu da kanıtlıyor.
 
    Bu aykırılık ‘Cezanne’ adlı dostu tarafından resimleri için, ‘deli saçması’ olduğunu söylemesi aslında Van Gogh’un ruhsal durumunu anlayabilmiş olduğunu, ancak resimdeki yeniliklerini görmediğini göstermiştir.


 
    Van Gogh, ömrünün son on yılında yaklaşık 900 sulu/yağlıboya resim ve 1100 karakalem çalışma ürettiği, en meşhur eserlerini ise ömrünün son iki yılında yaptığı söylense de kimi kaynaklara göre bu sayı 1500 tablo ve 1000 küsur karakaleme kadar çıkmıştır.

 


 
    Yine çok net olmayan bilgilere göre ressam arkadaşı Paul Gauguin ile arkadaşlığının bozulması nedeniyle sol kulağının bir kısmını kestiği ve bunu bir fahişeye hediye ettiği söylenir.
 
    Van Gogh’un giderek kötüleşen ruhsal hastalığı sonucunda kendini göğsünden vurarak intihar etmiş olması, aslında günümüz sanatçılarına ne kadar sahip çıktığımızı, ne kadar değer verdiğimiz gerçeğini de sorgulayıp, düşünmemiz gerektiğini hatırlatıyor.
 
    Madenlerdeki yaşamından intiharına kadar geçen sürenin anlatıldığı oyun da, Van Gogh’un kırka yakın resmi barkovizyona yansıtılarak usta ressamın hayatını ve sanatını bir araya getirip biyografi tadında bir sanat dersine dönüştürülmüş.
 
    Hakan Gerçek, oyuna hazırlanma sürecinde ressamın geçirdiği ‘epilepsi’ hastalığı hakkında psikiyatri uzmanlarından bilgi aldığı, ressamla aynı adı taşıyan Hollanda’daki ‘Van Gogh Müzesi’ni’ iki defa gezme ihtiyacını hissettiği ve uzun bir prova sürecinden geçtiğini söylüyor.
 
    'Tanrıyı bilmenin en iyi yolu, pek çok şeyi sevmektir’ diyen Van Gogh’u, sahnede canlandıran Hakan Gerçek, resmi severek başlıyor işe. Ve bunun için usta ressam Su Yücel’den yardım aldığını da ekliyor.
 
    Bu uzun ve meşakkatli süreç, Hakan Gerçek’in de usta oyunculuğuyla buluşunca, acıdığımız bir ressamın ‘gerçek’ hayatı ortaya çıkıyor. Bu acıma, başarıyla kotarılmış bir oyunculuğun sayesinde gerçekleşiyor. Çünkü usta ressam acınası bir hayat yaşamıştır. Ve izleyicide acıma hissi uyandırmayı başararak amacına ulaşmış oluyor.
 
    Usta oyuncu, acınası bir yaşam süren Van Gogh’un hayatına bizi tanıklık etmekle bırakmayıp, ressamın çektiği sıkıntılara ve yalnızlığına da ortak ediyor.
 
    Hakan Gerçek, Van Gogh’u günümüzle tanıştırarak fark edilmesini sağlıyor ve böylelikle bir sanatçıya verilebilecek aslında en güzel hediyeyi veriyor.
 
    Hakan Gerçek, Van Gogh’un acılarını, aşklarını, bu aşklardan duyduğu acılarını ve o sanatçı ruhunun derinliklerini o kadar iyi hissedip sahnede öyle bir yaşıyor ki, inanın sefaletle başlayıp sefaletle biten bu usta ressamın hayatı, daha iyi anlatılamazdı.
 
    Oyunculuktaki başarısıyla bizleri ressamın yaşadığı döneme götüren Hakan Gerçek, ani ruh değişimleri ve yer yer duygulu, ama yaşadığı dönemde anlaşılamadığı için kızgın olan ressamı, sahneyi kaplayan bir ‘dev’e dönüştürmeyi başarıyor.
 
    Oya Küçümen’in sadece bir prova izlemesine rağmen (Gönül Koca’nın ‘Van Gogh’un duyduğu acı, öfke ve melankoli beni cezbetti’ başlığında Hakan Gerçek’le yaptığı röportaj. Radikal, 2.3.2009, s.16) rağmen seçimlerdeki başarısıyla güçlü algısını ve usta müzisyenliğini bir kere daha konuşturmayı başarıyor.
 
    Yaşamı boyunca hiç resim satamamış, anlaşılmayı beklemiş ama hiç anlaşılamamış, günümüzde ise dünya üzerinde röprodüksiyonları en çok satan ressamlardan biri olan Vincent Williem Van Gogh, Hakan Gerçek’in performansıyla sahnede adeta ete kemiğe bürünüyor.
 
    Hakan Gerçek’in Van Gogh’la buluşması, yıllar önce aynı oyunu oynayan Müşfik Kenter’in yanında yaptığı asistanlığıyla başlıyor aslında. Hakan Gerçek bu oyunda, usta oyuncunun asistanlığını yaparken hayalini kurduğu Van Gogh’u, 27 yıl sonra ‘Tiyatro Gerçek’ adıyla kurduğu tiyatrosunun ilk oyunuyla gerçekleştiriyor.
 
    Sizde Hakan Gerçek’in hayalini gerçekleştirmek için kurduğu tiyatrosunun ilk oyunundaki başarısına tanık olmak, usta ressamı tanımak ve belki de hiç görmediğiniz ve göremeyeceğiniz resimlerini de görmek, daha da önemlisi sahnede ‘gerçek’ bir Van Gogh izlemek ve onun yalnızlığına son vermek istiyorsanız bu oyunu kaçırmayın. 


 

Anahtar Kelimeler: van gogh, tiyatro gerçek



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir