MAKALELER

Vakit Tamam Beyler

2007.01.08 00:00
| | |
1360

Sizce Nasıl?
"Vakit Tamam Beyler" T. S. Eliot’un şiirleri doğrultusunda, erkek egemen bir toplumun eleştirisini sunuyor.

2008 yılından bu yana oyun konseptine yenilikler katarak seyirci karşısına çıkan ‘Vakit Tamam Beyler’ T. S. Eliot’un şiirleri doğrultusunda, erkek egemen bir toplumun eleştirisini sunuyor. Sahnelerde görmeyi özlediğimiz sistematik eleştiri zincirinden toplumun geneli kendi payına düşeni alıyor. Seyirci, Şule Ateş ve ekibinin çabasıyla kadının erkeklerin gözünde nasıl bir oyuncağa dönüştüğünü tüm çıplaklığıyla görüyor.


 
    T. S. Eliot’un “Çorak Ülke”, “Oyuk Adamlar”, ve “Marina” şiirlerinin yanı sıra “Katedralde Cinayet” isimli oyununun koro bölümlerinden yararlanarak kendi metnini yazan oyun, 11.yüz yılda Canterbury'li adınların “yaşanmakta olanlar” karşısında duydukları korku ve dehşet duygusunu, günümüz Türkiye’sinde yaşayan kadınların bedenine giydiriyor. 
 
    Feminist bakış açısından kaçarak özgün düşüncesiyle kadının toplumsal kimliğini irdeleyen ‘Vakit Tamam Beyler’, sahneye çıkan beş kadının anlattığı bağımsız öykülerle günümüz dünyasından ülke gerçeklerine uzun bir yolculuk gerçekleştiriyor. Bedensel imgelerle ve sahnede kullanılan basit araç gereçlerle kendisini ifade eden öykü, konuya ışık tutan müziklerin ince göndermeleriyle desteklenmiş. Doğu ezgilerinden batının yüksek tınılarına varana dek oyun içinde elinde bir eşya ile kendisini anlatan kadınları izliyoruz. 

 
    Türkiye şartlarında sadece eve hapsolan, görev olarakta ev işleri ve çocukla ilgilenen kadın; toplumsal olaylara karşı refleks geliştirmeyen bir kişilik olarak algılanmıştır. Erkeklerin güç kontrolleri arasında –iki duvar arası- yaşamlarına devam eden kadınlar oyunda duygularını içlerinde yaşıyorlar. Ama yaşadıkları her olayda patlamaya hazır bir volkan gibi kendilerini ifade etmekten de geri kalmıyorlar. Küçük dünyalarını öyle yoğun eleştirilerle yaşıyorlar ki, oyun devam ederken yaşadığımız dünyayı şekillendirenlerin kadınlar olduğunu rahatlıkla çözümlüyoruz. 


 
    Şule Ateş ve ekibinin Eliot gibi bir şairi sahneye aktarması muhteşem bir düşünce olmuş. Şairin ‘Vakit Tamam Beyler’ adlı gösteriye ilham veren şiirlerine bakıldığı zaman, suyun öte yakasındaki duyguları hissedebiliyoruz. Gösteride dinsel, tinsel, görsel, cinsel baskılara maruz kalarak bir nesli diğer nesle bağlayan kadınların yaşamlarındaki en önemli ayrıntı, erkeklerin çok iyi çözümlediğini sandığı ‘toplumsal sorunlar’ olarak karşımıza geliyor. 


    Şule Ateş, oyununu tasarlarken kadın bedeninin gücünü sahnenin her karesine yaymayı başarmış. İplere dolanan bacaklar ile bedensel zarafetini insanlığın devamlılığı için hiçe sayan karakterler, geri kalmış bir ülkeyi de kıyasıya eleştirebiliyorlar. Karakterlerin kullandığı her sözcük içsel dünyanın aydınlanması adına çok önemli. Simgelerle anlatılan kavramlar içinde ‘lahana’ –ki bu bebek simgesi- ile yapılan dans ve sonrasında ortaya çıkan düşünce eylemi çok önemli. Ezilmiş beş ayrı kadın, kendileri gibi ezilerek yaşamını devam ettirecek çocuklar sunuyorlar seyredenlere. 
 
    'Vakit Tamam Beyler’ yaklaşık üç senedir birbiri ardına gösteriler gerçekleştirerek, toplumsal alanda bilinçli kadınlar yaratmayı kendisine hedef seçmiş. Bunda da başarılı olduğunu grubu izlemeye gelen seyircilerden net biçimde anlıyoruz. Bir kadın olarak kendinizi yaşadığınız dünyanıza sığmıyor olarak hissediyorsanız bu gösteriyi kaçırmayın. 

Anahtar Kelimeler: Vakit Tamam Beyler



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir