MAKALELER

Topuzlu - Efeler Belediye Tiyatrosu

2017.08.22 00:00
| | |
1921

Sizce Nasıl?
Yazar, çağının ve toplumun gereksinimlerine yönelmek zorunda olan, çağını yakından gözlemleyen kişidir...


AH DÜNYA! KURTARICIMIZ NEREDE?  TOPUZLU

“Yazar, çağının ve toplumun gereksinimlerine yönelmek zorunda olan, çağını yakından gözlemleyen kişidir. Bu bakımdan söylediklerim ister istemez bu yönde olacaktır. Öncelikle; köylü olmasaydım, katı ve yalın gerçeklerle değer yargılarıyla karşı karşıya, yüz yüze gelmeseydim Topuzlu ve Pembe Kadın oyunlarını yazamazdım.”*Hidayet Sayın


1950’li yıllardan itibaren ortaya çıkan yazarların birçoğu Türk Tiyatrosu’nun gelişmesinde büyük rol oynar. 1960’lı yıllara gelindiğinde yaşamın her alanını etkileyen 1960 Anayasası, tiyatro alanını da etkiler ve birçok yeniliğe zemin oluşturur. Hidayet Sayın’ın da Türk Tiyatrosu’nda ilk kez ortaya çıkışı bu döneme rastlar. 


Aslen çocuk doktoru olan Hidayet Sayın; kültürsüzlüğün, sorumsuzluğun, çıkarcılığın yaygın hale gelmesini eleştirdiği oyunlar yazmaya başlar ve bu eleştirisini günümüze kadar devam ettirir. Bu temalar, onunla aynı dönemde eserler veren diğer yazarlar için de gerek komedyalarda gerek dramlarda can bulur. 1960 yılından sonra yazarlar, kent ve orta sınıf insanın dışında kalan kesimlere de ilgi duymaya başlar; oyunlarında köy ve köylü sorunlarını, köyden kente göç etmiş ve gecekonduda yaşamak zorunda kalmış insanların çıkmazlarını ele alır. 


Hidayet Sayın, köy konulu oyunlarında köy halkının inançlarını sömüren fırsatçılarla alay eder. Komik olanın gücünden yararlanmak isteyen Sayın, köy halkının kendi gerçeğini sahneye aktarırken hem olana bir eleştiri getirir hem de olması gerekene işaret eder. Sayın’ın babası, on yıl köy imamlığı yapar; bu zaman içinde aydın, ilerici tavrından ödün vermez. İslam’da reform yapılması gerektiğini ilk kez babasından daha o yıllarda duyar. Böyle bir babanın oğlu olarak da yaşamda birçok şeyin ayrımına yerinde ve zamanında varır. Tüccar olan babasının dükkanına giden Sayın, o günlerden şöyle bahseder: “Haberler başladığında bir köy kadınları bir de Molla Veli radyonun başında olmazdı. Topuzlu hayatıma daha o yıllarda girmişti.” 


“Yaşamı ve Oyunlarıyla Hidayet Sayın” başlığı altında yüksek lisans tezini yazan Ahu Bezircilioğlu böyle başlar Hidayet Sayın’ı anlatmaya...


Topuzlu oyunu, Ankara Devlet Tiyatrosu’nda ilk kez 1963’te sahnelenir. Aynı yıl oyun, “Ankara Sanat Severler Derneği” tarafından “Yılın En İyi Oyunu” seçilir. 
1929 doğumlu, Aydınlı Hidayet Sayın’ın yayımlanmış ve yayımlanmamış birçok oyunu bulunmaktadır.



2016-2017 tiyatro sezonunda Efeler Belediye Tiyatrosu, 17. Direklerarası Tiyatro Seyircileri (Ege) Ödülleri”nde yönetmenliğini Arkın Selek’in yaptığı Güngör Dilmen’in yazdığı Aşkımız Aksaray’ın En Büyük Yangını oyunu ile ödül alır. Ve yine bu sezon içinde Topuzlu oyunu, Emel Selek yönetmenliğinde Hidayet Sayın’ın köyü olan Aydın’ın Karahayıt Köyü’nde ilk kez tiyatro izleyecek olan insanlarla buluşur. (Ne şahane bir his!)


Ben de oyunu, Salihli – Sardes Uluslararası 2. Dionysos Tiyatro Şenliği’nde izleme fırsatı buldum. Şenlik ve turneler için kendi sahnelerinde kullandıkları dekordan ayrı, taşınabilir dekor yapılan ve şenliğe gelme gününde türlü aksaklıklar yaşayan Efeler Belediye Tiyatrosu ekibi, gün ortasından başlayan canhıraş hazırlıklarla akşam, Sart-Salihli ve şenlik için gelen katılımcıların karşısına çıktı. 


Topuzlu, Molla Veli ile hiç anlaşamaz. Yağmur yağmadığı için kuraklık yaşanan köyde duaya çıkan köy halkı ve Molla Veli’ye kendini göstermek için fırsat arar. Nihayet bir sabah romatizması ile uyanır ve yağmur yağacağını anlayarak köy kahvesine şemsiye ile gider. Bu, Topuzlu’nun Molla Veli’ye karşı evliyalık konusunda rakip olması anlamına gelir. Köylüler ve Molla Veli, Topuzlu’ya gülse de o sırada köye yağmur yağar ve Topuzlu, köylünün gözünde bir anda evliyalık mertebesine erişir. Ama evliyalığın sorumluluğu ve oğlunun çocuğu olmamasından kaynaklı yaşadığı sıkıntı üzerine çökünce bu kez de köy halkına öleceğini duyurur. Öleceğini bildirdiği günde de Topuzlu, ayakyoluna gidiyorum söylemiyle oğlunun su çıkması için açtığı kuyuya kendini atar. Köylü bu ölümü, “Topuzlu, ayakyolu diye hak yoluna gitmiştir.” söylemiyle Topuzlu’nun evliyalık mertebesini dilden dile yayar. 

Emel Selek rejisiyle 3 perde olan oyun söyleminden bir şey kaybetmeden kısaltılarak sahneye aktarılmış. Bölümlerin sonunda ışık tasarımıyla fotoğraf veren oyuncular, Sardes’te genel prova aksaklığından yaşandığını düşündüğüm bazı teknik problemler nedeniyle sahne geçişlerinde etkisini fazla hissettiremedi.
Topuzlu’nun karısının göz teması ve beden dilini kurmadan sadece elindeki iş ile ilgilenmesi, evin içine giren oyuncuların kiminin kapıyı çalarak (ki bu sadece bir kez yaşandı ama neden?) kiminin ev ahalisinin nerede oturduğunu bilmesinden kaynaklı arama arayışına bile girmeden söze başlaması, iç ses olarak nitelendireceğim oyuncu konuşmasında duygu hali geçişinin bir anda olup bitmesi oyunculuk ve reji açısından eksik bulduğum ayrıntılar... 


Sahne ve karakterlerin duygu durumundaki geçişlerde tercih edilen müzik ise daha yaratıcı kullanılabilir; özellikle evin oğlunun kıyafeti daha yıpranmış ve yer yer kuyu ile uğraşmasından dolayı ıslak ve çamurlu olabilirdi.


Oyunda yağmur duası görüntüsü, köylünün eve girdikten sonra ne konuştuğu anlaşılmaması üzerine artistik şivesiz konuşması, köy kahvesinde köylünün şaşırma tepkisi olarak verdiği fotoğraflar iyi düşünülmüş, seyirciyi içine alan sahnelerdi. Molla Veli (Arkın Selek) ve Topuzlu karakterini (Mustafa Anbarlı) canlandıran oyuncular, oyunun damarıyken yan rollerdeki iki köylü (Özgür Akkarga, Kazım Melih Demiray) oyunun neşe kaynağıydı.


Efeler Belediye Tiyatrosu ekibinin seçtiği bu oyunun bugüne dair birçok söylem barındırdığını düşünüyorum. Kurtarıcı beklemek; cehaletin dolu dizgin hayali ile karşımızdaki kişinin insan olduğunun ayırdına varmaksızın ona tapınmak; din ve söylem ile gelen her şeye karşı sorgu sualsiz teslimiyet göstermekten onur duymak; ‘çoğunluk’ kavramıyla çoğulda durmayanları kendinden saymamak; o, ilahi ilan ettiğimiz zat-ı kişiye dokundurmamak... 


Bin bir emekle tiyatro sanatının içinde yer alan bu güzel insanlar, türlü aksaklıklara, ödeneksizliğe, ekipman yetersizliğine rağmen tiyatro sevgilerini bizlere de yansıttı. Böyle bir oyunu seçtikleri, emekleri ve özveri ile Sardes’e geldikleri için Efeler Belediye Tiyatrosu’na kendi adıma teşekkür ederim; hem şenlik katılımcılarını hem de ilçe halkını oyunları ile mutlu ettikleri için...


Oyun, bana 1981 yılında Natuk Baytan’ın senaryosunu yazdığı, Kemal Sunal’ın Üç Kağıtçı adıyla oynadığı sinema filmini de hatırlattı. ...ve hâlâ insanın kendisinin yarattığı; kahramanlar, kurtarıcılar, olağanüstü güçlerle bezenmiş “dokunulmaz insanlar” olduğunu! 
Bu yazıda Sardes’te Tiyatro Eleştirmenliği atölyesine gelen katılımcılara da katkıları için ayrıca teşekkür ederim. 
İyi seyirler...

Yazan: Hidayet Sayın
Yönetmen: Emel Selek
Işık Tasarımı: Savaş Ayna
Kostüm Tasarımı ve Sahne Arkası Sorumlusu: Berna Ayna
Oyuncular:
Arkın Selek, Mustafa Anbarlı, Ayşe Sevgi, Anıl Bafalı, Cansu Başaran, Yasemin Efe, Murat Koç, Seyfi Altındiş, Özgür Akkarga, Kazım Melih Demiray, Hüseyin Tatlı

Anahtar Kelimeler: topuzlu, hidayet sayın, efeler belediye tiyatrosu



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir