MAKALELER

Tom, Dick ve Harry - Tiyatro Ak la Kara

2012.02.15 00:00
| | |
1219

Sizce Nasıl?
Tiyatro Ak’la Kara, tiyatroda vodvil türünün herhalde en büyük yazarı olan Ray Cooney (1932)’in, oğlu Michael Cooney (1967) ile birlikte 2003 yılında yazdığı

Tiyatro Ak’la Kara’da Bir Cooney Vodvili: Tom, Dick ve Harry 

Tiyatro Ak’la Kara, tiyatroda vodvil türünün herhalde en büyük yazarı olan Ray Cooney (1932)’in, oğlu Michael Cooney (1967) ile birlikte 2003 yılında yazdığı “Tom, Dick ve Harry”yi oynamakta. Eserin konusunu: “Tom ve Linda’nın evliliklerindeki tek eksik çocuktur. Evlat edinme ajansından bir müdürün kontrole geleceği gün Tom’un ortanca kardeşi Dick eve kaçak göçmenleri saklar, en küçük kardeş Harry ise bahçeye kadavra parçaları gömüp evin değerini düşürmeyi ve daireyi ucuza kapatmayı düşünmektedir” sözcükleriyle özetleyebilirim. Oyunu Haldun Dormen’in danışmanlığında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın başarılı yönetmen ve oyuncularından Ali Altuğ sahneye koymuş. Sahneye koymuş da Bayan Potter’ın “evrak çantası” dediği bilgisayar çantasının içine iki dosya koymamış. Ne diyeyim, gaflet! 

DİLİN METİN İÇİ İŞLEVLERİ VE KÜLTÜREL AYRINTILAR
Diğer taraftan, Ali Altuğ komedilerdeki konu, çevre, zaman birliğini (üç birlik kuralı) hiç savsaklamadan pek güzel uygulamış. Derinliği olmayan, sırf güldürmek için yazılmış bu “entrika komedisi”ni mükemmel bir ciddiyet içinde sahneye taşımış. Çevirmen Özgür Özdural, metnin dili ve anlamıyla örtüşmeyen birkaç yanlış dilbilgisel öğeleri atlayıp sıçrayıp saymazsak, dilin metin içi işlevleri ve kültürel ayrıntılar açısından çeviri ediminde fazla kayıp vermemiş ya da kayıpları en aza indirgemiş diyebilirim. Gene de İngilizcedeki “shut up” deyimi, oyun içinde “kapa çeneni” olarak, hem de neredeyse on kez ardı ardına tekrarlanınca insanın oturduğu yerde “bööö” dediğini söylemeliyim. 

TOM, BAHÇEDEKİ DEPOYU PENCEREDEN NASIL GÖRÜYOR
Mahsuni Yılmaz’ın dekor tasarımı “zevahiri kurtarır” kıvamında, ama Mahsuni kardeş, sahnenin sağındaki pencere ne öyle ayol! Pencerenin karşısında neredeyse iki karış mesafede bir duvar var, duvarda plastik çiçeklerden bir de sarmaşık. İyi, güzel, para meselesi falan, tamam da pencerenin solunda sarmaşıklar görüşü kapamış yahu! Yani hiç boşluk yok! Buna rağmen Tom, başını uzatıyor ve o sarmaşık kümesi içinden depoyu nasıl görüyor(!), hele bana bir anlatsana! Serpil Coşkun’un ışığını sorup beni lütfen çileden çıkarmayın! 

KOBANBAY, DİCK’İN ULAŞILAMAYAN DUYGU DERİNLİKLERİNİ BULMUŞ 
Oyunculardan, Tom’da Savaş Özdural çözümlemenin sadece zihinsel bir süreç olmadığının ayırtında, ama ben ona gene de duyularının nasıl işlediğini ve belli şeylere niye tepki verdiğini bulmasını huzurlarınızda önereceğim. Dick’e can veren Kerem Kobanbay’da şevkine eşlik eden heyecan verici büyülenme ayan beyan ortada. İçinde ince bir eleştirmen var Kobanbay’ın. O eleştirmen, açıkgöz bir araştırıcı olarak bilinçli bir yaklaşımla Kobanbay’ın Dick’te ulaşılması zor duygu derinliklerini bulmasını sağlıyor, ona yol gösteriyor. Hakan Altuntaş müthiş özenli ve sevimli bir Harry yaratırken, doğal bir biçimde yaratıcılığının bütün yollarını ve yöntemlerini kullanıyor. Andreas’ta, deneyimli oyuncu Gazanfer Ündüz’ün sarhoşu oyna(ya)maması, dolayısıyla taklit etmesi, insanın tüyünü tüsünü dineltip şaşırtıyor. Bayan Potter’da Nazan Diper, Polis Memuru’nda Mustafa Dinç, Boris’te kısa rolüyle Taylan Atlıhan disiplin içinde kutlanacak oranda “ciddi komedi oyuncusu” örneği veriyorlar. 

GELELİM ECE USLU’YA…
Linda’da Ece Uslu ise, sanatsal arzu ateşi içinde kendisine denk düşen içsel özlemleri mükemmelen açığa çıkartıyor. Ece Uslu’nun içsel özlemleri, daha sonra kendisine denk düşen içsel oynama kışkırtıcılarını doğuruyor; sonrasında abartısız, süslemesiz fiziksel bir Linda oluşuyor. 

Eleştirmen Amca olarak Ece Uslu (1974)’nun rol aldığı bu dördüncü oyundaki oyunculuğunu beğendim, sevdim de, ama itiraf edeyim aklım Beril Senvarol (1983)’da kaldı. Onu Katherina karakterinde alkışlarken, küçük aksamalara karşın mimiklerini fiziksel yapısının bir öğesi durumuna başarıyla getirdiğini, yüzünü olayın bütünlüğünü aktarıcı bir etmen olarak kullandığını, seslendirmede iyiyi yakaladığını, yanıtlardaki atikliğini gözlemledim. 

İçimden: “Haydi be Beril Kız, dizilere mizilere takılma, tiyatroyu sakın bırakma” demek istedim.

Anahtar Kelimeler: tom dick ve harry, tiyatro akla kara



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir