MAKALELER

TiyatroTem ve Ayşe Selen

2012.03.02 00:00
| | |
6872

Sizce Nasıl?
Geçtiğimiz tiyatro sezonunda, Beyoğlu KUMBARACI 50’de, değerli tiyatro, televizyon ve sinema sanatçımız Salih Kalyon’la beraber,


 

Tiyatronun tiyatrosunu yapmayı arzulayan, bunu araştıran bir “anlatı tiyatrosu” :  TİYATROTEM  ve AYŞE  SELEN                                                                                                                                                                 
 
Geçtiğimiz tiyatro sezonunda, Beyoğlu KUMBARACI 50’de, değerli tiyatro, televizyon ve sinema sanatçımız Salih Kalyon’la beraber, Müesser Hanım’ın (AYŞE SELEN) ve Lütfi Bey’in (ŞEHSUVAR AKTAŞ) misafirleriydik. Onlar, o güne dek birbirlerinin varlığından habersiz bu hoyrat dünyada apayrı, yoklukları bile  hissedilmeyecek denli sıradan hayatlar sürmüş bu iki insan, bir Hıdrellez gecesi yine birbirlerinden habersiz, her zaman olduğu gibi gerçekleşememiş hayallerini  düşünerek uykuya dalarlar. Kaderin cilvesi midir, bilinmez, apayrı uykuların derinliklerinde süzülen Müesser ve  Lütfi’nin  yolları tek ve  ortak bir  rüyada, hayatlarının galasında kesişir. Bir kere olsun ramp ışıklarına, sahneye çıkabilme; bir kereliğine de olsa kendilerini gösterebilme  şansı bulmuşlardır.

Gelin olmak isteyen yabancılar, emanet edilen kocalar, ucuza ya da pahalıya yapılan, ama hiç beğenilmeyen yemekler, var olmalar ya da yok olmalar, hem pop hem star hem ala hem turca olmalar, aşkı tadanlar, bir şarkıcı olmaya çalışan, çocuklukları hoyratça ellerinden alınmış çocuklar, kendini helâk ederek dans edenler, yeteneğine güvenenler, gözleri kör eden aşklar… Tiyatrotem’in yeni oyunu Hakiki Gala, günümüzün rating yapan ve çok tartışılan televizyon programları, sağnak halinde yağan 3.sayfa haberleri, insanlardaki kendini tüm çıplaklığıyla toplumun zalim seyrine sunarak karizma oluşturma çabası üzerine kotarılmış bir komedi. Oyunun kahramanları Müesser Hanım ve Lûtfi Bey’e bir kereliğine de olsa sahneye çıkma ve kendilerini gösterme şansı verilmiştir; ancak ömürlerini onca zaman boyunca birbirlerinden habersiz geçirmiş Müesser ve Lûtfi için ortak bir sahne dili tutturmak, anlaşmak zorlu bir serüvenden geçmelerini gerektirecektir. Defalarca baştan almaları gerekir, defalarca tökezlerler; ama hayallerinden asla ve asla vazgeçmeyeceklerdir.

 

 

Yönetmenliğini Çetin Sarıkartal’ın yaptığı oyunun metni Ayşe Bayramoğlu’na, sahne tasarımı Zekiye Sarıkartal’a, görsel iletişim tasarımı ise Behiç Alp Aytekin’e ait; tek perdelik bir komedi olan oyunda Ayşe Selen ve Şehsuvar Aktaş oynuyorlar.
Gelin isterseniz biraz Tiyatrotem’i tanıyalım:

TİYATROTEM...

Tiyatrotem, Ayşe Selen ve Şehsuvar Aktaş tarafından 2000 yılında Istanbul’da kuruldu. İlk oyun olan Lahana Sarma 18.10.2001 tarihinde 7. Uluslararası Eskişehir Festivali kapsamında dünya prömiyerini yaptığı için tiyatrotem doğum günü olarak bu tarihi kabul ediyor.

Lahana Sarma (2001) ve Böyle Devam Edemeyiz (2002) adlı oyunlar illüzyon kurma ve illüzyon kırma, tekerleme, olaylarda, durumlarda, sözlerde tekrar/simetri, taklitler, bozuk telaffuz, oyuna işaret etme, oyundan çıkma, rol-içinde-rol, oyun-içinde-oyun, metinler arasılık, yadırgatma, ironi, grotesk gibi anlatı ve seyirlik geleneğinde var olan özellikleri içeren yapımlar. Alem Buysa Kral Übü (2004), yukarda özetlenen tüm özellikleri, Alfred Jarry’den uyarlanan bir metinle ve batının “burlesque” tiyatrosuyla kaynaştırır. III. Riçırd Faciası (2006) da bu bağlamda değerlendirilebilir.

 

 

Ancak bu kez, geleneksel ve çağdaş gösterim unsurları, Shakespeare’in trajik oyununu alıntılayarak dönüştürmek üzere kullanılır; aynı uygulama Moliere’in Tartuffe (2007) adlı oyunundan yola çıkılarak kotarılan Tartüf Bey için de geçerlidir. Nasıl Anlatsak Şunu (2007) ise, içinde yine metin içinde metin, gölge oyunu, meddah, hikâye aktarımı gibi ögeleri barındıran, “bir taraftan anlatılan, bir taraftan da nakledilen” bir kukla-gölge oyunu. Hakiki Gala (2009), günümüzün rating yapan ve çok tartışılan televizyon programları, sağanak halinde yağan 3.sayfa haberleri, insanlardaki kendini tüm çıplaklığıyla toplumun zalim seyrine sunarak karizma oluşturma çabası üzerine kotarılmış bir komedi.

Beraber ve Solo Şarkılar (2010) ise mahalleleri kentsel dönüşüm projesi kapsamına alınan insanların hikâyelerini anlatıyor. Oyun kişileri bugün yaşadıklarını anlatırken yakın ya da uzak geçmişte olup biten, ama unutulan, unutturulan anlara ya da anılara da geri gidiyorlar. Akıllarına düşen şarkılar ise bu yaşayan bellek macerasına eşlik ediyor: “Unutamıyorum… unutamıyorum… gecem yok, artık, gündüzüm yok…”

Tüm oyunlarda izleyiciyle paylaşılan bir oyunsuluğun egemen olması, oyunsu olandan alınan hazzın yakalanması amaçlanıyor. tiyatrotem’in, çağdaş ve geleneksel gösterim sanatları tekniklerini dramatik tiyatro ile Türkiye kültürel ortamında kaynaştırma esasına dayanan araştırmacı bir tiyatro anlayışına sahip olduğu; bir anlamda tiyatronun tiyatrosunu yapmayı arzulayan, bunu araştıran bir ‘anlatı tiyatrosu’ olduğu söylenebilir.

“ ... Performansa yönelik bir başka yaklaşım da Tiyatro TEM tarafından sergileniyor. Ayşe Selen ve Şehsuvar Aktaş, sahne çalışmalarına kukla ve gölge oyunu performanslarını da katarak, yazar-oyuncu-anlatıcı-gölge oyunu/kukla oynatıcısı kimliklerini iç içe geçiriyorlar...” Ayşegül Yüksel / Türk Tiyatrosu Üstüne Notlar.
“... Tiyatro Tem, kuruluşundan bu yana hatırı sayılır işler yapıyor. Grubun Türkiye’deki çalışmaları yurt dışında da inanılmaz beğeni topluyor. Geleneksel tiyatro anlayışının bir uzantısı olan grup, yeni oyunları Hakiki Gala ile Türk insanının tiraji-komik hallerini sahneye taşıyor. Hakiki Gala, ensest ilişkilerin yaşandığı, cinayetlerin işlendiği, intiharların yer aldığı konusuyla seyirciyi içinde bulunduğu dünyayla yüzleştiriyor. Ayşe Bayramoğlu’nun yazdığı öyküyü Çetin Sarıkartal yönetiyor ve oyunda sahnelerde görmeyi özlediğimiz Şehsuvar Aktaş ile Ayşe Selen rol alıyorlar.

 

 

Müesser ile Lûtfi

Yaşamını popüler kültürün bir parçası olarak geçiren iki insan Müesser Hanım ile Lûtfi Bey. Sıradan iki insan. Bizlere anlatmak istedikleri yaşantıları… Ama nereden başlayacaklarını bilmiyorlar. Yine de Müesser Hanım ile Lûtfi Bey, insanlara dayatılan sahte hayatları kıyasıya eleştiriyorlar. Psikolojik travmalarla neredeyse burnumuza kadar dayatılan ölümler, ensest ilişkiler, intiharlar oyunun ana temasını oluşturuyor. Zıtlıktan yola çıkarak komedinin oluşturulması Hakiki Gala’yı eğlenceli bir alana doğru çekiyor. Öncelikle gülerek olayları seyredenler, daha sonra birebir anlatının içinde yer aldıklarını fark ediyorlar. Yaşamın herhangi bir alanında cinsel, tinsel, dilsel, kültürel tacize uğrayan bireyle sahnede yer alan karakterlerin arasında her hangi bir fark olmadığını anlıyor izleyici. Sahnedeki karakterlerle bütünleşiyor. Popüler kültürün dayattığı bu olayların aslında içinde yaşadığımızın dünyanın acımasız bir gerçeği olduğunu kavrıyor...” Yaşam Kaya / Taraf Gazetesi
 
 
Oyundan önce her iki sanatçıyla da sohbet ettim. İşte AYŞE SELEN’le yapmış olduğum söyleşim:
 
12 Yaşından Küçükler Giremez!..
 
1955 Ankara doğumluyum. Annem öğretim görevlisi, babam gazeteciydi. Yakın akrabalarım arasında veya ailemde, hatta yakın çevremde dahi tiyatro sanatıyla uğraşan kimse yoktu. Fakat ben, nedense kendimi bildiğim bileli tiyatrocu olmak istiyordum. Başka bir meslek hiç aklıma gelmedi. Aklım ermeye başladığından itibaren sadece “tiyatrocu olmak istiyorum” dedim. Ankara’daki Ankara Devlet Tiyatrosu ve Ankara Sanat Tiyatrosu’nun hemen hemen tüm oyunlarına giderdik ailece. Tiyatroya alınmadığım yaşlarda da tiyatrocu olmak istiyordum. O bana yasaklı yılları düşündüğümde hep o kapıda asılı olan “12 Yaşından Küçükler Giremez!..” levhası gelir gözümün önüne. O levhaya sinir olurdum; “12 olsam da bu oyunları seyredebilsem...” diye sayıklardım.
 
Yine mi dul kaldım!..
 
Bu oyunları bana yasaklayan, beni kızdıran asılı levhanın dışında, AST’ın sergilediği bazı çocuk oyunlarından sahneleri hatırlarım. Bir de Nevra Serezli’nin oynadığı oyunun bir sahnesini hiç unutmadım: Işık kararıyor, silah sesi, ışık yanıyor ve sahneye bir oyuncu giriyor, “Ah, yine mi dul kaldım...” diye bağırıyor.
 
Dil Tarih oğrafya Tiyatro Bölümü..
 
1973 İstanbul Avusturya Kız Lisesi mezunlarındanım. 1982’de de Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü mezunuyum. Yüksek Lisans ve doktoramı da orada tamamladım. Dört yıl Ankara, iki yıl da Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nde öğretim üyeliği yaptım. Hocalarım arasında Metin And, Sevda Şener, Nurhan Karadağ, Emre Kongar, Sevinç Sokullu, Turgut Özakman, Tahsin Konur ve Yücel Erten gibi değerli öğretim görevlileri vardı. Dönem arkadaşlarımın arasında da Altan erkekli, Metin Bulay, Füsun Akay ve Mehmet Akay gibi oyuncu arkadaşları sayabilirim.
 
Devekuşu Kabare...
 
1982’de mezun olduğum sene, “Devekuşu Kabare”de, “İnsanlığın Lüzumu Yok” adlı oyunla ilk profesyonel oyunculuğa adım attım. Metin Akpınar ve Zeki Alasya’yı, her ikisini de “ustam” addederim. Maalesef her ikisi de tiyatro sahnesinden uzaklaştılar. Ben Devekuşu Kabare’nin son iki senesine yetişebildim. Sıraselviler’deki o küçük salonda, daha Kabare Tiyatrosu olduğu dönemin son iki yılında katıldım aralarına. Çok şey öğrendim kendilerinden. Şu anda hala onlardan öğrendiklerimin izleri var üzerimde.  Öncelikle disiplini öğrendim onlardan. Tiyatroya oyundan ne kadar önce gelinir, oyundan önce ne yapılır, nasıl oyun devamlı dinlenir. Bütün bunları Zeki-Metin ustalardan öğrendim. Aynı alışkanlıklarımı hala sürdürmekteyim. Onlarla beraber “İnsanlığın Lüzumu Yok”, “Neşe-i Muhabbet”, “Beyoğlu Beyoğlu”, “Taşıtlar”, “Büyük Kabare” ve “Yasaklar” oyunlarında oynadım.
 
Oynadığım oyunlardan örnekler...
 
Devekuşu Kabare’den sonra oynadığım oyunlar ve gruplar: Biri Erkek Biri Dişi / A.Ü.D.T.C.F, Muhteşem Serseri / Yeditepe Oyuncuları, Yer Demir Gök Bakır / AST, Sakıncalı Piyade / AST, Şuna Buna Dokunduk / Devekuşu Kabare Tiyatrosu, Neşe-i Muhabbet / Bostancı Gösteri Merkezi, Direniyoruz / Tiyatrohane, Sevdaname / Tiyatrohane, Kırmızı Burunlu Dünya / Tiyatrohane, Adam Adamdır / Tiyatro Ti, Bir Avuç Hayvan Mayvan / Tiyatro Oyunevi, Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım / Bursa Devlet Tiyatrosu, Antigone / Tiyatro Oyunevi,  Bir Avuç İnsan Minsan / İBŞT, Midasın Kulakları BKSV Tiy, İyi Hava Kötü Hava / Bilsak Tiyatro Atölyesi, Lahana Sarma / tiyatrotem, Yolcu /Bilsak Tiyatro Atölyesi, Böyle Devam edemeyiz / tiyatrotem, Neos Cosmos 5. Sokak Tiyatrosu, Alem Buysa Kral Übü / tiyatrotem, III. Riçırd Faiası / tiyatrotem, Tartüf Bey / tiyatrotem, Nasıl Anlatsak Şunu / tiyatrotem, Hakiki Gala / tiyatrotem ve Beraber Solo Şarkılar / tiyatrotem...
 
Diziler üzerine...
 
Her sanatçının, tiyatro sahnesinden uzaklaşıp dizilerde oynamasının kendine göre bir nedeni vardır muhakkak. Bu bir tercihtir. Bir çok televizyon dizisinde oynarken, aynı zamanda tiyatrodaki işine de devam edip, tiyatro sahnesinden ayrılmayan oyuncularımız da var. Bu arada, sizin de belirttiğiniz gibi, tiyatro sahnesini özlediğini söyleyen oyuncularımız da var. Ancak sahneyi özleyen bir oyuncu da arzu ederse, sahne oyunculuğuna da devam edebilir. Dizilerdeki çalışma şartlarının ağır olmasına sebep te dizilerin 90 dakika olmasından kaynaklanmaktadır. Bu süre azaltılabilr; 60 dakikaya indirilebilir mesela... Fakat bunu yapmıyorlar. Tüm çalışanlar 3-4 saat uykuyla devam ediyorlar çekimlere. Bu işin zorluklarına rağmen diziler de çalışmak bir tercih meselesidir. Hep şöyle denildi “ Birilerinin mi ölmesi gerekiyor çözüm bulabilmek için?..” Birileri öldü gitti; hala aynı tempo içinde, hala aynı şartlar altında yapılıyor!.. Bu sektör böyle; koşulları bu, kabul ediyorsan çalış!.. Bir de tiyatronun zahmeti çok, kazancı az. Her akşam sahneye çıkacaksın, günlerce provalar yapacaksın.. belki dizilerde çalışan oyuncu arkadaşlarımın zamanı kısıtlı, vakitleri kalmıyor tiyatro sahnesine... dediğim gibi bu bir tercih meselesi...
 
Tiyatrotem’i Şehsuvar’la kurduk...
 
Tiyatrotem 2000 yılında Şehsuvar Aktaş’la beraber kurduğumuz bir tiyatro. 1982’den 2000’e kadar ayrı ayrı tiyatrolarda beraber çalıştık. 2000 yılında da kendi tiyatromuzu kurmak istedik. Kolay taşınabilen, az kişili, herkese hitap eden bir oyunla açalım tiyatromuzu dedik. İlk oyunumuz bir gölge-kukla oyunu olan “Lahana Sarma” adlı oyundur. Ben yazdım. Şahsuvar Aktaş’la beraber oynadık. On yıl oldu tiyatromuzu açalı. Bu kadar süre sürdürebileceğimizi düşünmüyorduk, tahmin de etmemiştik. Yedi oyun sahneledik. 8. oyunumuzun, Beraber Solo Şarkılar’ın da provalarını yapmaktayız. Yönettiğim birkaç oyun olsa da kendimi yönetmen adlandıramam. Tiyatro çalışmalarımın dışında da bazı dizi ve filmlerde oynadım.
 
Oynadığım Tv dizilerinden bazılar...
 
Leyla İle Mecnun, Kapalıçarşı (2009), Aşk Yakar (2008), Sessiz Fırtına (2007), Doktorlar (2007), Gülpare (2006), İstasyondaki Pastahane (1989), Kavak Yelleri (1988).
 
Sinema filmleri...
 
Cin Geçidi (2008), Usta (2008), Böcek (1995) ve Faize Hücum (1982).
Tiyatrotem’in ödülleri...
SANAT KURUMU 2006-2007 TİYATRO ÖDÜLLERİ
Seçici Kurul Özel Ödülü, Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu alanında ulusal ve uluslararası arenada, geleneksel tiyatro ve kukla geleneğini, modern, özgün ve sürekliliği olan yapıtlarla sahneye getirmesi nedeniyle tiyatrotem’e verildi.
VIII. LIONS TİYATRO ÖDÜLLERİ
2007 – 2008 SEZONU Yenilikçi Tiyatro Ödülü
Tartüf Bey oyunuyla tiyatrotem’e verildi.
2010 TİYATRO ÖDÜLLERİ
Tiyatrotem’in Hakiki Gala adlı oyununu kaleme alan Ayşe Bayramoğlu
Yılın Oyun Yazarı Ödülü‘nü aldı.

Türk tiyatrosu üzerine...
 
Türk tiyatrosunu izlemeye çalışıyorum. İstanbul başlı başına bir ülke gibi oldu son senelerde; çok genişledi. Onun için sadece İstanbul’da olan tiyatro olaylarını izleme olanağı bulabiliyorum. İki yönlü tiyatro var: Birincisi ödenekli tiyatrolar. Yani Devlet Tiyatroları ve Şehir Tiyatroları. Onlar kendi çizgileri içersinde oyunlarını sürdürüyorlar. Hatta son zamanlarda kendi çizgilerinin dışın da çalışmalar yapıyorlar, ki bu sevindirici ve olumlu bir çalışma. İkincisi de özel tiyatrolar. Bir de yine özel tiyatro kapsamı altında pıtrak gibi çoğalan genç tiyatrolar var. Genç oyuncuların kurduğu özel tiyatrolar bunlar. Bunu çok önemsiyorum. Çünkü gençlik bir yandan “savrukluk” demek. Yani zaman zaman ne yapacağını kestirememek... Bu kadar gençken, biraraya gelip, program yapıp, provalar için biraraya gelebilmek bile çok önemli. Bir oyun çıkarıp, bunu bir yerlerde oynayabilmek, önemsenecek, takdir edilecek bir olay bence. Çeşitli yaklaşımlar ve türler var. Keşke daha da çeşitlense. Bu gençler birbirlerinin oyunlarına gidip seyrediyorlar. Bu çok önemli. Onlarla alışveriş halinde olmayı çok önemsiyorum. Gençlerin dışında klasik anlamda komediler yapan daha üst kuşak ta var. Bu da çok önemli. Bütün bunların var olması, tiyatro yapıyor olmaları, perdelerini açıyor olmaları Türk tiyatro açısından olumlu.
 
Ve Türk sineması...
 
Çok film çekiliyor. Ve iyi filmler yapılanlar. Tabiki Türk sineması için çok olumlu. Yurtdışında ödüller kazanılıyor. Birçok festivallere katılıyorlar. Sadece uzun metrajlı değil, kısa metrajlı belgesel film çalışmaları da yapılıyor. Sinema sektörümüz çok iyi bir ilerleme ve gelişme içersinde. Film sektöründe de çok gençler var. O gençler benim kuşağımı çok sağlıklı değerlendiriyorlar...
 
 
 
Bu güzel oyunu, Hakiki Gala’yı seyretmek isteyenler için işte güzel bir fırsat daha: 23 Mart günü saat 20.30’da Kumbaracı 50’de, Müesser Hanım ve Lütfi Bey sizleri bekliyor. Adres: Beyoğlu İstiklal Cad. Kumbaracı Sokak 50... iyi seyirler dilerim.

Anahtar Kelimeler: tiyatro tem, ayşe selen



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

Görüş Bildir