Haber

Tiyatro Zirvesi  Sonuçları

Tiyatro Zirvesi Sonuçları

2018.05.29 00:00
| |
0
|
2208

Sizce Nasıl?

Üniversite Öğrencileri ve Tiyatro İnsanları bir araya geldi!!

"Üniversite Öğrencileri" ve "Tiyatro İnsanları" bir araya geldi!!  

Birlikte Düşündü, Sordu, Artı Değer Yarattı...

Yaşasın Tiyatro! Yaşasın Üniversiteli!

 

ÜNİVERSİTELİ NELER SORDU ?

1- Bir kaç kelime ile tiyatroyu nasıl tanımlarsınız ?

2- Sizce sahnedeki bir oyuncunun izleyiciye bir düşünce aşılama amacı olmalı mıdır ?

3- Bir tiyatro oyunundaki oyuncular arasında hiyerarşi olmalı mıdır ? Neden ?

4- Rollere hazırlanırken nelere dikkat etmem gerekir ?

5- Ses tonumu nasıl ayarlayabilirim ?

6- Sahnede beklenmedik bir şey olduğunda nasıl tepki vermeliyim ?

7- Gelecek yüzyılda tiyatroyu nerede görüyorsunuz ?

8- Bir insan ne yaparsa o kişi tiyatrocu diyebiliriz ?

9- Günümüzdeki tiyatroyu geçmişe göre yorumlar mısınız ?

10- Tiyatro eğitimi almadıkça (imkanlar sebebiyle) heves ve gayret bizi ne kadar ileriye taşıyabilir? Bu yolda atmamız gereken sağlam adımlar nelerdir, nerden başlamak gerekir ?

11- Tiyatro yaşanarak öğrenilen, vakit harcanılmasını isteyen bir sanat, aynı zamanda vazgeçilmez hale gelmesi oldukça kolay, bu sebeple "Kendimi kaptırırım" diye çekincelerim olabiliyor, tiyatroya başlarken bu hususta nelere dikkat etmek neleri göz önünde bulundurmak gerekir ?

12- Bir oyun yazdıktan sonra izlenmesi gereken adımlar nelerdir, oyunumuzu nasıl duyurabiliriz ?

13- Oyunculukta yapılan hareketler ve bedensellik mi duyguyu getirir yoksa duygular mı bedensel hareketleri sağlar ?

14- En eski oyunculuk tekniği nedir ve kime aittir? Neleri savunur ?

15- Oyun sırasında seyirciyle, onlara bir oyun izledikleri izlenimini verecek şekilde diyalog kurulan veya dördüncü duvarı yıkan oyun tipleri de tiyatro oyunu olarak kabul edilebilir mi ?

16- Toplumumuzun sahip olduğu bu sosyo-ekonomik durumdan ötürü, insanımızın tiyatroya bakışı nasıl değerlendirilebilir?

17- Geçmişten gelen ve günümüze empoze edilmeye çalışılan tiyatro kültürünün idamesi için, sanatçıların ve salonların uğraşısı neler olmalı ?

18- Tiyatroyu bir kompleks gibi düşünürsek, bu kompleks çatısı altındaki kişi, düşünce, bilgi ve materyal sayısının artışı nasıl sağlanabilir ?

19- Oyunculuk metotlarını kullanıp, ciddi derecede faydasını gördüğünüz oldu mu?

20- Doğaçlamada ne tür yollar izleyip kendinizi geliştirebiliyorsunuz?

21- Türkiye'de tiyatronun yerini nasıl yorumlarsınız ?

22- Ülkemizde tiyatroların durumu nedir ?

23- Tiyatro oyuncularının tiyatro oyuncusu olana kadar süreçleri nasıl geçti ?

24- Tiyatro oyuncusu sadece tiyatro dışında ki sanat dallarıyla da bir etkileşimi olmalı mı olmamalı mı, neden ?

25- Tiyatro yapan insanlar kendilerini dış ortamdan  soyutlarken ne düşünüyorlar ?

26- Tiyatro insanları toplum önünde heyecan duygusunu bastırmayı nasıl öğrendiler ?

27- Tiyatro insanları, insanlar ne düşünüyorlar diye düşünüyorlar mı yoksa önemsemiyorlar mı ?

28- Alternatif tiyatro nasıl olmalı ?

29- Üniversitelerdeki tiyatroların diğer tiyatrolardan ayrışması hangi noktada gerçekleşmeli ya da gerçekleşmeli mi ?

30- Fiziksel tiyatro geleceğin yükseleni midir ?

31- Tiyatronun size katmadıkları nelerdir ?

32- Ruh ile tiyatroyu özdeşleştirebilir miyiz ?

33- Tiyatroyu doğru anlamak ve anlatmak için neler yapılabilir ?

34- Son perde nedir?

35- Neden daha çok doğaçlama yapılmıyor ?

36- Tiyatrocu olmak sizce meslek mi yoksa adanmışlık mı ve zor yanları nelerdir ?

37- Tiyatroya nereden başlamalı ?

38- Oyuncuların fiziksel durumları, vücutlarında bulunan dövme vb. şeyler onların belli rolleri almalarını engelleyebiliyor mu?

39- Tiyatro oyuncuları bölümlerinde insan psikolojisiyle ilgili eğitimler de alıyor mu? Ya da onların oyunculuk yeteneklerini geliştirmek için aldıkları eğitimler neler ?

40- Herkesin oyuncu olmak istemesi sahnede birçok rolü yapabilme özgürlüğü olabilir mi ?

41- Yaşın ileri olmasının oyunculuk için eksisi var mıdır? Konservatuvarlı olmak şart mıdır ?

42- Oyunculuk yapmak isteyen birinin sosyal ilişkilerinin kuvvetli olmaması ya da özgüveni az olması eksi bir etken midir ? Öyleyse nasıl geliştirilebilir ?

43- Oyunculuk için atmamız gereken sağlam adımlar nelerdir? Nereden başlamamız gerekir ?

44- Ekonomik gücümüz yeterli değilse heves ve gayretle oyunculukta ne kadar ilerlenebilir ?

45- Grotowski'nin "Heves oyuncuyu turist yapar" sözüne ne kadar katılıyorsunuz ?

46- Oyunculuk "Deli" işi derler. Birçok karakter oynamaktan dolayı ileride şizofreni gibi kişilik bozukluğuna yakalandığı doğru mudur ?

47- "Bir insanın odanın başından sonuna yürümesini izlemimiz onu tiyatro olarak algılayabiliriz" cümlesi doğru mudur ? Tiyatro böyle bir geleneğe indirgenebilir mi ?

48- Tiyatro oyuncuları tiyatro oyuncusu olana kadar hangi yollardan geçer ?

49- Sinema da torpil olabilir mi ?

50- Devletin tiyatrosu olmalı mı devlet özel tiyatroya destek  vermeli mi? Özgür mü ?

51- Gençlerden beğendiğiniz takdir ettiğiniz oyuncular var mı ?

52- Gerçek tiyatro İtalyan sahnede olan mıdır ?

53- Tecrübeli tiyatrocular bir araya gelerek hep birlikte geleneksel türk tiyatrosun da bir oyun çıkarabilir mi ?

54- Anadolu'da tiyatro izleyicisi nasıl? Salonların durumu nasıl ?

55- Ankara'da Devlet tiyatrosunun ve özel tiyatronun yeri nedir ?

56- İzmir'de özel tiyatro kavramı nasıl ?

57- Ankara'da seyirci tiyatrolara geliyor mu? Gelmiyorsa çözümü nedir ?

58- Tiyatroda seyirci sayısını arttırmak için neler yapabiliriz ?

59- Ankara ve İzmir'de bulunan salonların sıkıntıları seyirci sayısını etkiliyor mu ?

60- Tiyatro işletmeciliği profesyonel bir meslek olması gerekiyor mu? İnsanların evden çıkmasına neden olacak özgün işler yapılabilir mi ?

61- Ankara ve İzmir de üniversite öğrencilerinin tiyatroya ilgisi nasıl ?

62- Tiyatro işletmeciliğine kurumsal bir şirket gibi bakabiliyor muyuz ?

63- Belediyelerin oyunları satın alarak ücretsiz gösterimler yapması özel tiyatroları etkiliyor mu ?

64- Tiyatroyla ilgili sorunların, oyuncuların maddi kaygılarının çözümü için farklı ne yapılabilir ? Tiyatrolarının çözümü bulmak için bir araya gelmesi gerekebilir mi ?

65- Doğaçlama tiyatro nedir ?

66- Doğaçlama Tiyatro için bir sertifikasyon veren bir otorite var mı ?

67- Doğaçlama tiyatro da telif hakkı var mı ?

68- Doğaçlama tiyatroyu seyircilerin gözünde başka bir noktaya çekecek kaliteli işler olmasını sağlayacak bir otorite var mı ?

69- Oyuncu olmayan başka bir şirkette çalışan ve doğaçlama tiyatro yapan oyuncular ile mesleği oyuncu olup doğaçlama tiyatro yapan oyuncular arasında farkı hissedebiliyor musunuz ?

70- Klasik tiyatroyu bilmeyen bir kişi doğaçlama tiyatro yapabilir mi ?

71- Doğaçlama oynadığınız dönemde sansür uyguluyor musunuz ?

72- Sahnenizde de kendinizi frenlediğiniz zamanlar oluyor mu ?

73- Konservatuvarda okuyan birinin aynı zamanda doğaçlama tiyatro eğitimi alması gerekiyor mu ?

74- Doğaçlama da seyirci ne isterse istesin , sizin istediğiniz yöne  seyirciyi yönlendirdiğiniz görüşü doğru mu ?

75- Doğaçlama Tiyatro için İtalyan sahne mi yoksa alternatif mekanlar mı daha uygun ?

 

Tiyatro İnsanları Yanıtlarından Satır Başlıkları
 

Yurt dışında oynanan klasikler maalesef halkımızın izlenmesi için sahnelenemiyor, köklü sebepleri var, çözülmeye başlanmalı
Sektörde oto-sansür olduğunu düşünüyorum, en muhalif oyunu da yaptım kimseden tepki almadık. Düşünmeli
Oyunculuk çok saygın bir meslek,  çok büyük özveri ve sevgi gerektirmektedir.
Oyunculukta en önemli nokta dinlemek ve iletişimdir.
Ülkemizde maalesef oyunculuk hiçbir zaman “Meslek” olarak görülemedi, görülemiyor.


Oyunculuk yaşam biçimidir. Sadece sahneye 2 saat ayırmak yetmez. Okumanız, izlemeniz yazmanız gereklidir.
Oyuncu biraz “Yazar” olmalı kendini kurgulamalı, oyuncu biraz “Rejisör” olmalı kendine dışarıdan bakabilmeli
Halkımızda, onları etiketleyebilecekleri bir televizyon dizisinde oynamadığınız sürece sanki oyunculukla ilgili bir şey yapmıyorsunuz hissi var oluyor. Herkes için aynısı söylenemez şüphesiz ama televizyonda da çok iyi oyuncular, çok iyi senaryolar dolayısıyla çok iyi diziler var ama bir tiyatroda ya da kendi oyununuzda var olduğunuzda da bu işin bir parçasısınız.
Oyunculuk  “Meslek" olarak görülmüyor ama herkes oyuncu olmak istiyor.
Oyunculuk sadece dizi oyunculuğu yada sadece tiyatro oyunculuğu anlamına gelmez. Komplike bir sanattır. Oyunculuk komplike bir meslek. Kendini her açıdan değerlendirebilmelisiniz.


Oyunculuk insanı insana insan yoluyla anlatma sanatıdır.
Günümüzde çok farklı oyunculuk metotları olsa da işin özü  “Samimi ve inandırıcı oynamaktır". Stanislavski, geçmişteki bütün tecrübelerimizden hayal kurarak canlandırmamızı ister bir karakteri. Çehov, Stanislavski’nin bir dersinde babasının ölüm anını canlandırıyor ama aslında babası ölmedi ve hayal ederek başka bir yöntem uygulasa da işin özü aslında aynı "Samimi ve inandırıcı oynamak".
Her oyunculuk metotunda faydalanacak bilgiler olsa da herhangi bir modelin savunucusu olmamanızı öneririm.
Oyuncu belli sabit fikirlerle hareket eden rol yapan kişi değil, her şeyden faydalanan kişidir. Hiç bir şeye çok bağlı kalmayın her şeyden faydalanın.
Robert De Niro der ki “Oyuncuyu hangi metot ile çalıştırırsanız çalıştırın, o rolü nasıl oynayacağını gece yatmadan önce farkında olmadan oyuncu karar verir”


Nasıl oyuncu olacağınızın cevabı "Zamanla"
Rol için nasıl çalışmam lazımın cevabı "İnsan gibi, onun da sevinçleri var kederleri var"
Oyunculuk; hem insana dair hem de sabır çalışma ve emek gerektiren bir süreç
Tiyatro canlı bir sanattır. O an oynanır. O andır. Hayat anlardan oluşur. O anları sahneye en iyi en zengin sergileyene iyi oyuncu diyoruz.
Tiyatro ve oyunculuk ifade etme sanatıdır. Yüzyıllar öncesinden tiyatronun doğuş hikayesi de budur.


Oyunculuğun yaşı yoktur. Konservatuar iyi bir okul ama öğrencinin kendini nasıl geliştirdiği önemli. Konservatuar şart değil ancak eğitim şarttır.
Oyunculuk temel eğitim içeriyor. Oyunculuk mesleği öz güven ve kendini ifade etme anlamında meslek içinde yapıldığında anlamlı. Sosyal hayattaki ile farklıdır.
“Benim oğlum benim yanımda babasına bir yalan söyledi ben bile inandım tam oyuncu” Böyle bir durum yok. Eğer meslek içinde sahnede yapılırsa o an için sahne sanatıdır. Çok çekingen birinin inanılmaz oyuncu olduğu örnekler vardır.
Sahne hata yapma yeridir. Peter Brook'a göre "Burası tanımlı alandır"


Sahne işi heyecan işidir. Oyunculukta bu heyecanı nasıl yönlendirebileceğinizi ve nasıl kullanabileceğinizi öğretirler.
Heyecan güzeldir doğru kullanırsanız.
Oyuncu olan kişi kendine iyi bakmalıdır. Sağlığına dikkat etmelidir. Genel kültür sahibi olmalıdır, çok okumalıdır, çok gezmelidir, hayatın içinde sosyal ilişkiler kurmalıdır.
Oyuncu fiziken ve ruhen kendine çok iyi bakmalıdır.
Yakın geçmişte tiyatrocular tiyatroyu meslek olarak görürlerdi. O zamanda rekabet vardı ama dayanışmada vardı. Örneğin bir tiyatro başka bir tiyatro oynayacaksa kendilerinden sonra, oyunlarının sonunda diğer tiyatrosunun tanıtımını yapardı.


Oyuncular geçmişte daha inandırıcı oynuyorlardı ve rolü yaşıyorlardı. Rolü sadece sahnede yaşarsın.
Bu işi yapmak için biraz “Manyak” olman lazım.
Doğal oyunculuk geçmişte tiyatrocuların yapısında var. Yaşama bakışları yaşayış biçimleri, o dönemin dünyanın yapısı, daha bohem bir dönem, daha romantik bir dönem. Bunlar değerli oyuncuların üzerine eklenmiş. Şimdi başka bir dönemdeyiz. Daha mekanikleşen ve çabuklaşan bir dönemdeyiz.
Sanatta ve sporda torpil olmaz. Çünkü ikisinde de seyirci belirler.


Tiyatro sinemaya göre daha er meydanı.
Sinemada ve dizide oynayan tiyatro kökenli olmayan bir çok oyuncuyu tiyatro sahnesine çıkartın belki ellerini kollarını koyacak yer bulmakta zorlanıyor.
Dizilerde çok çok fazla yetenek istemeyen ve doğru bakışların önemli olduğu doğru.
Daha düzgün salonların olması gereklidir.
Tiyatro sadece sahnede olan bir şey değildir. Öncesi ve sonrasıyla da tiyatrodur. Eskiden tiyatroya bir kaç arkadaş bir araya gelerek yemek yer, gidilecek oyun ve oyunların üzerine konuşulurdu. Oyundan sonra oyunda oynayan oyuncularında gittiği mekanlara giderek oyuncularla oyun hakkında, diğer oyunlar hakkında hatta diğer konular hakkında konuşulurdu. Günümüzde Broadway’de bu sistem mevcut.


Tiyatrolar seyirciye heveslendirecek imrendirecek oyunlar seçmeliler. Kendi egoları için oyun seçmeliler.
Doğru oyun, doğru tiyatro salonları insanların rahatça gidip gelecek sistemin oluşması lazım. Ondan sonra istediğimiz düzeye gelir.
Devlet politikası önemli. Yurt dışında hava alanına indiğinizde sanat etkinleri afişleri karşılıyor ve ister istemez bende katılayım diyorsunuz.
Her ikisi de olmalı. Özel tiyatrolara para yardımı olmamalı. En büyük yardım vergiden muaf tutmaktır. Reklam ve tanıtımda yardımcı olsunlar. Ödenekli tiyatrolarının dekor ve kostümlerinden yararlanabilelim.
Yeni salonlar yapmalı devletimiz.


Özgür tiyatro ortamı yurt dışındaki kadar yok. Sanatta sonsuz özgürlük olmalı.
Tarzını beğenmiyorsa o tiyatroya gitmek istemeyen gitmesin.
Gençleri daha çok alternatif sahnelerde görüyoruz. Ancak tiyatroyu alternatif tiyatrodan ibaret düşünen bir izleyici kitlesi oluşuyor. Alternatif tiyatro küçük bir mekan 10-20 kişi gelsin değildir. Gerçek tiyatro İtalyan sahnede izlediğin ve en arkadaki seyirciyi alabilme yeteneğidir.
Gerçek tiyatro İtalyan sahnede olandır. Alternatif olan değildir.
Tiyatro kelimesi sanat yerine spor yada siyaset nedeniyle Twitter'da TT (Top Tweet) olabiliyorlar.


Kendi biçimimizi oluşturamadığımız kendi tiyatromuzu oluşturamadığımız zaman Türk Tiyatrosu var olamaz.
Türkiye de “Kopyala yapıştır” Shakespeare oyunları oynanıyor.
Tiyatro yazarları tiyatroda para olmadığı için televizyon dizilerine senarist oldular.
Geçmişteki oyunlardaki samimiyet sıcaklık ve saflık özlenmiş durumda.
Anadolu şehirlerimizde güzel salonlar var ama işletme konusunda sıkıntılar mevcut.


Çok amaçlı kültür merkezi olup güreş yaptırılabiliyor.
Tuvalet olmayan salonlarda matine suare oyunlar oynadık.
Tiyatro sadece İstanbul, Ankara, İzmir’den ibaret değildir.
Doğudaki illerimize gitmediysen tiyatro yapmamışsındır.
Tiyatro keyif meselesi değildir. Meslektir.


Tiyatro sahibi herkese o hizmeti vermelidir, seçmemelidir.
Ünlü görmek arzu olan seyirci kitlesi oluşmaya başladı.
İzmir seyircisi İzmir’deki özel tiyatro sayısı azlığı nedeniyle özel tiyatroya alışamadılar. İzmir’deki tiyatro severler İzmir dışından gelen tiyatrolara ilgi gösterdiler. 90’lı yıllardan sonra ünlü oyuncuların oynadığı tiyatroları görmek için İstanbul’dan gelen tiyatroları tercih etmeye başladı.
Öğrenciler için tiyatrodan önce gelen seçenekler var.
İndirim-Fırsat sitelerinden 20 liraya bilet alan, sandaletle, kolayla, cipsle bir grup ile bir ay önceden normal bilet fiyatı olan 50 liradan biletini almış, planlayarak gelmiş kişi yan yana oturabiliyor.


Hava durumu bile seyirci gelmemesinde etkili oluyor.
Korkunun içerisinde sanat yapmaya çalışıyoruz.
Mali bütçelerden dolayı yeterince halka ilişkiler çalışması yapılamadığından seyirci azlığı oluyor.
Politik tiyatro ile seyirci arasındaki bağ kopmuş durumda.
Bugünün seyircisinin tekrar yetiştirilmesi, yaratılması, oluşturulması gerekli ve bunun için sahneye çıkılmalı, fedakarlık yapılmalı ve özverili olunmalı.


Seyircinin gelmeme nedenleri tespit edip kendimizi buna göre konumlandırmalıyız.
Tiyatro kendini yenilemeli ki seyirci de kendini yenileme fırsatına sahip olsun.
“Seyirci bizi anlamadı, algılamadı ve bu nedenle bizi sevmedi” diye bir şey yok.
Yönetmen ve oyuncuları çağırıyoruz ancak İstanbul’da iş yapmayı tercih ediyorlar.
Toplumu ilgilendiren psikolojik ya da sosyolojik bir durum da politik tiyatronun konusudur.


Karşımızda bir tünel var. Tünelin öteki uçunda bir ışık var. Üzerimize gelen trenin ışığımı yoksa öteki tarafa çıkan aydınlık mı? Yapabileceğimiz tek şey üzerine yürümek.
Sadece tiyatro yaparak salonu işletmek kolay olmuyor. Konser gibi aktiviteler koymak gerekebiliyor. Olumsuzluklar var ancak bunlara yılmadan çözümler bulmak gerekebiliyor.
Ankara’da üniversite öğrencileri tiyatroya geliyor ancak eski Ankara seyircisi düzeyinde değil.
Eskiden grup olarak tiyatro salonlarında tüm biletler satın alınırken şimdi daha şahsi olmaya başladı.
Üniversite öğrencileri üretiyor düşünüyor. Eskiden olduğu gibi oyun sonrasında onlarla görüş alış verişi yapmak isteriz.


İzmir’de havanın güzel olması öğrencileri diğer etkinleri tercih etmesini sağlayabiliyor. Şubat ayından sonra seyirci sayısı düşüyor.
Fısıltı gazetesinin sosyal medya üzerinden işleyebileceğine inanıyorum, zamanla da olsa olumlu geri dönüşler alıyoruz.
Seyirci para vermemek için biletli oyunlara gelmiyor oyunu belediye satın alınca bedavaya geliyor, gelmek istiyor. Belediyeye oyun satmadığınız an “Özel Tiyatro” oluyorsunuz. Eğer seyirci istiyorsa zorla gelmek zorunda kalıyor.
Tiyatro kültürünü geliştirmek için karamsarlığa kapılmadan çaba sarf etmeliyiz.


Doğaçlama tiyatro tiyatroyu zemin alan daha farklı bir disiplin.
Bir ön belirleme olmadan sahnede oyuncuların yaptıklarıyla oluşan tiyatro şekline doğaçlama tiyatro deniyor.
İlk doğaçlama oynadığımızda “Siz tiyatro gibi ulvi bir sanatla spor gibi aşağılık bir şeyi nasıl birleştiriyorsunuz” diyenler oldu.
Türkiye’de hemen hemen 300-500 doğaçlama tiyatro yapan var.
Doğaçlama tiyatro klasik dramatik tiyatroyu parçalayan bir şeydir.


Bilmek başka bir şey hocalık başka bir şey, 1 yıl eğitim alınarak hoca olunmamalı.
Sürdürebilir bir yapı olmalı ki ilerleyebilsin. 1 yıl çalışılarak doğaçlama yapılmaz.
Oyuncuların birbirini tanıması tek başına yetmez. Disiplinli tanıman ve metot bilmen lazım.
Spontane düşünce ve doğaçlama farklı şeyler. Doğaçlama bir disiplin. Birbirini tanımaktan daha ziyade sistemi bilmek daha önemli.
2 yıldan önce eğitim alan oyuncuları bağımsız sahneye çıkarmıyoruz.


Moderatörlükte öğretiyoruz. İyi bir moderatör kötü oyunu iyi oyuna çevirir. Kötü bir moderatör iyi bir oyunu kötü oyuna çevirir.
İnteraktif tiyatro yapacaksanız çok donanımlı ve kültürlü olmanız gerekli.
Seyirci sahnedeki kişiye saygı duymazsa ilgiyle izlemez.
Tiyatronun en zor türü doğaçlama tiyatrodur.
İyi bir ekip yoksa doğaçlama tiyatro izlemesi eziyet olabiliyor.


Doğaçlama tiyatroyu aydın uygar bir dünyanın sanatı olarak görüyoruz ve kurumsallaşan yapılar olmasını istiyoruz.
Doğaçlama metot kitabı çıkarma hedefimiz mevcut.
Tiyatro sporunun isim tescili için telif hakkı var ve enstitüye üye olman gerekiyor. Ama türün telifi yok.
Güzel ve doğru şeyler ürettikçe insanlar size referans olarak başvurmaya başlıyor.
Amatör tiyatrocu ve profesyonel tiyatrocular olduğu gibi isteyen her grup doğaçlama tiyatro yapabilir.


Doğaçlama tiyatronun amaçlarından biri de yüzyıllar boyu seyirciyle aramıza çekilmiş olan 4. Perdeyi kaldırmak.
Doğaçlama tiyatro ile oyunculuğu tamamen akla dayalı yapmaya başladığımı, jest ve mimiklerle oyunculuk yapmaktan uzaklaştığımı dizi çekerken farkına vardım.
Herkes doğaçlama tiyatro yapabilir ama eğitim şarttır, oyunculuk eğitimi alan birinin en temel özelliği oyunculuk yeteneği değil dramatik yapıyı iyi bilmesidir.
Doruk noktadan sonra yeni bir şey gelmeyeceği bilen dramatik oyunu bilendir.
Doğaçlama da fantastik bir şeyin kendi içindeki gerçekliğini dramatik bir yapı içerisinde bilemezsen dağılır gider.


Bir gerekçe ver. Ortaya koyduğun şeyi gerekçelendir. O dramatik yapı içerisine sok ve finale götür.
Doğaçlama, serbest uçmak, istediğini yapmak değildir. Kuralları var ve o kurallar bizi özgürleştiriyor.
Nehri nehir yapan şey 2 yakası olması. Doğaçlamayı doğaçlama yapan şey kuralının kalıbının olması.
 Sahnede söylediğini televizyonda söyleyemezsin. Bu gerçeklik. Sansür oyunumuzun kalitesini düşürmüyor.
 Sahnede küfür kullanmak hoş bir şey değil. Ama bazen tutamadığımız anlar oluyor. Zekanı kullanarak farklı kelimelerle anlatmak lazım.


Her toplumun kendine ait hassasiyetleri var ve bu hassasiyet bilinç altında duruyor.
 TV yayını yaptığımız zaman kanal yönetimi "Oyunları size önceden gösterelim" dediler. İstemedik. Çünkü olmuyor. Doğaçlama da o anda bulduğunuz şeydir güzel olan.
Keith Johnson der ki; Oyunu yönetmeye kalkışmayın bırakın oyun sizi yönetsin.
Doğaçlama tiyatro oyunculuğunun konsantrasyonu, konvansiyonel oyunculuğun konsantrasyonundan çok daha aşkın bir konsantrasyondur.
Doğaçlama oyuncu, dizilerde oynarken metin üzerindeki boşluğu görüp kendi karaktere eklemeler yapabiliyor.


Doğaçlama tiyatro ilk kurallardan bir tanesi sahnede biri ölüyorsa çık onunla öl.
Doğaçlama tiyatro farklılıkları kabul etmektir. Dayanışmadır. Birbirinden beslenmedir.
Doğaçlama tiyatro insanları bir ortak dünya görüşünün insanlarıdır. Kendi zekaları ile özgür yaratımı destekleyen ama birbirlerinin farklılıklarını kabul eden barındıran ve geliştiren bir yapıdır.
 Seyirciye sahne mesafesi olarak yakın olmak bir avantaj ama çok fazla da farkı olmuyor.


İyi bir oyuncu bulunduğu mekanı algılayıp ona uygun hareket ediyor. Her mekanın kendine ait matematiği var. İyi bir oyuncu mekana göre kendini ayarlayabilir ve seyirciyle iletişim kurabilir.

GENİŞ BİLGİ İÇİN: https://www.kumbaravan.com/tiyatrozirvesi.html

Anahtar Kelimeler: tiyatro zirvesi, kumbaravan

0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.

TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir