MAKALELER

Teyzesi - İzmir Devlet Tiyatrosu

2009.01.04 00:00
| | |
2660

Sizce Nasıl?
İzmir Devlet Tiyatrosu, 2008-2009 sezonunda, önemli yazarların başarılı oyunlarından oluşan bir repertuarla seyirci karşısına çıkmayı sürdürüyor...

 

    İZMİR DEVLET TİYATROSU'NDAN SIT-COM TADINDA BİR KOMEDİ "

     İçinizdeki Trompet Seslerini Duyarak Çıkacağınız Bir Oyun; “Teyzesi”…
 
    İzmir Devlet Tiyatrosu, 2008-2009 sezonunda, önemli yazarların başarılı oyunlarından oluşan bir repertuarla seyirci karşısına çıkmayı sürdürüyor.
Simon Williams'ın yazdığı, Filiz Ofluoğlu'nun dilimize çevirdiği, “Teyzesi” adlı oyun, hem metnin dramatik kurgusu, hem de sahneleme ve oyunculuk yönünden göz dolduran bir vodvil…
 
      Simon Williams…
 
    1946 yılında Windsdor'da dünyaya gelen yazar Simon Williams, aktör bir babanın oğludur… Bu sayede çocukluğundan itibaren tiyatroyla iç içe olan yazar, Worthing, Birmingham ve Bath'de bulunan repertuar tiyatrolarında çalıştı, daha sonra da Stratfort East'deki Theatre Workshop'a katıldı. En çok satanlar listelerine giren romanları olan yazar, yönetmenliğin yanı sıra tiyatro, sinema ve televizyon oyunculuğu da yaptı. Yazıp yönettiği oyunlar arasında, en çok ilgi çekenlerden biri de, orijinal ismi “Nobody's Perfect” olan “Teyzesi” oyunudur. Yazar, oyunu ilk olarak “Kiss My Aunt” (Teyzemi Öp) adıyla 1998 yılında Mill Tiyatrosu'nda sahneledi, daha sonra Almanya ve Çek Cumhuriyeti gibi ülkelerde de sahnelediği oyunla 2001 yılında İngiltere'yi baştan aşağı dolaştı.
 
      Metin…
 
    Eşi tarafından terk edildikten sonra kadınlarla ilişkilerinde bir türlü başarılı olamayan Leonard, babasının ve kızının da sürekli dile getirdiği gibi; sıkıcı bir istatistikçi olduğunu düşünmektedir. Belki sürekli sıkıcı istatistiksel araştırmalar yaptığı için, belki de karısı onu terk ettiği içindir, bilinmez… İşin aslı Leonard, özünde sıkıcı bir insan olmadığına kimseyi inandıramamaktadır… Aradığı aşkı bulduğunda ya da çocukluğundan beri hayalini kurduğu gibi romanı basıldığında bu tekdüzelikten kurtulacaktır Leonard, ama gel de bunu Dee Dee'ye ve Gus'a anlat… Yaşına uygun olmadığı düşünülen taşkın davranışları yüzünden huzurevinden kovulan babası Gus ve tıpkı büyükbabası gibi uçuk kaçık kızı Dee Dee'yle aynı evi paylaşan Leonard, sürekli hayatı düzene sokmak için uğraşmaktadır, fakat nafile… Dee Dee de, Gus da, hayatla dalga geçerek yaşayan, gününü gün eden insanlardır ve tabii ki evi çekip çevirirken disiplin isteyen Leonard onlara sıkıcı gelmektedir. Gus, huzurevinden kovulduğu için hiç de şikayetçi değildir, çünkü evdeki yaşam daha “az kurallı” ve renklidir ona göre, bir de Leonard'ın takıntıları olmasa… Leonard ise, babasını önünde sonunda huzurevine geri göndermekle tehdit ederek onu dizginlemektedir, aksi halde ele avuca sığmaz Gus, her türlü çılgınlığı yapabilecek potansiyele sahiptir ve bu yönü onu daha da sevimli yapmaktadır…
 
    Leonard'ın çocukluğundan beri en büyük hayali yazdığı bir kitabın basılmasıdır. Sonunda, “Cenette Buluşalım” adlı aşk romanını “Her Yerde Aşk Yayınları” tarafından açılan bir yarışmaya gönderir ve roman yayımlanmaya hak kazanır. Fakat bir sorun vardır; yarışma kadın yazarlar için açılmıştır, eğer yazarın Leonard olduğu ortaya çıkarsa romanın basım hakkı elinden alınacaktır. Leonard, bunca yıl hayalini kurduğu bir mucizenin gerçekleşmesine ramak kala ayağına gelen bu fırsattan vazgeçmek istemediği için kendince masum bir plan yapar: Romanın, Myrtle Benburry adındaki hayali teyzesine ait olduğu yalanını uydurur: Hayali teyze yurt dışındadır ve kendisi adına yayımcıyla muhatap olması için tüm yasal haklarını yeğenine devretmiştir! Fakat bir sorun vardır; Her Yerde Aşk Yayınları'nın Editörü Harriet, mutlaka Myrtle ile yüz yüze görüşmek istemektedir… Yazarını yakından tanıyacak, fotoğraflarını çekecektir, üstelik ona imzalatması gereken evraklar vardır. Durum böyle olunca Leonard, onun yurt dışından döndüğü, fakat bu kez de hasta olduğu yalanını uydurur. Harriet, bir gün Myrtle'a geçmiş olsun diyebilmek için verilen adrese baskın yapınca ortalık karışır… Harriet'tan kurtuluş olmadığını anlayan Leonard, çareyi teyzesinin kılığına girmekte bulur ve işte şenlik o noktada başlar…
 
    "Teyzesi”, dramatik kurgu yönünden sağlam, komedi malzemesi dozunda olan, ayrıca, aksiyon bakımından da hareketli, canlı, keyifli bir oyun. Sahne yorumunda eklenen zekice espriler sayesinde de son derece dinamik ve coşkulu bir komedi haline gelmiş.
 
      Rol Yorumları…
 
    Kadınlarla karşılaştığında çok heyecanlanan ve kekelemeye başlayan Leonard, Harriet'ı gördüğü anda ondan çok hoşlanır. Üstelik işin içinde bir yalan da vardır ve bu durum çok dürüst bir insan olan Leonard'ın iyice paniklemesine neden olmaktadır.
 
    İzmir Devlet Tiyatrosu Sanatçısı Yusuf Köksal, özünde sıkıcı biri olmayan Leonard'ın kendisini doğru ifade etmek konusunda sorun yaşamasını, iyi niyetli ve bozulmamış bir insan oluşunu öyle mükemmel bir biçimde yansıtıyor ki, Leonard'ın sıkıcı değil, aksine çok eğlenceli biri olduğunu düşünüyoruz… Teyzesinin kılığına girmesi ve bir türlü Harriet'tan hoşlandığını itiraf etme cesareti gösterememesi yüzünden sürekli komik durumlara düşüyor Leonard… Bu küçük dolantılarla birlikte Leonard'ın bastırdığı renkli kişiliğini keşfederken, Yusuf Köksal'ın da ne kadar yaratıcı bir komedi oyuncusu olduğunu görüyoruz… Dolantı komedyasının getirdiği karmaşa ve panik sahnelerinde öyle ölçülü bir oyunculuk sergiliyor ki, Leonard'ı hem acemi aşık halleriyle, hem de disiplinli aile reisi olma çabasıyla daha da sempatik bir adam haline getiriyor. Teyzesi Myrtle'ın kılığına girdiği sahnelerde de, oyun içinde oyun mantığının bilinciyle rolünü yorumlamış sanatçı… Leonard karakteri oyuncu olmadığı için, haliyle kadın kılığına girmiş bir erkeğin tavırlarında olması gereken gerginliği, duruşu, yürüyüşü, bakışları ve ses tonunu öyle profesyonel biçimde yansıtmış ki, oyuncunun komedi türündeki başarısına hayran kalmamak elde değil… Kendisini bu sezonda, Devlet Tiyatrosu sahnelerinde Woody Allen'ın “Bir Daha Çal Sam” adlı oyununda karikatürize edilmiş bir Humprey Bogart olarak izliyoruz ve o oyunda da beyaz perdenin karizmatik bir Bogart yorumu olarak sahne duruşuyla dikkat çekiyor…
 
    Alev Erözmen de, canlandırdığı Editör Harriet karakterinde başarılı, fakat çok satan kitapların editörü olarak Harriet'ın biraz fazla saf biri olarak yansıtıldığını düşünüyorum. Leonard'ın heyecanı ve tavırlarındaki acemilik onun gözünden kaçmamalıydı, oysa Harriet durumun farkına çok geç varıyor! İyi romanları keşfederek yayımlayan birinin doğal olarak bir “kurgu” ustası olması ve Leonard'ın evinde bir şeyler döndüğünden çok daha önce şüphelenmesi gerekirdi. Eğer Herriet'ın, işin içinde bir iş olduğundan şüphelendiği biraz daha erken hissettirilseydi, yayımcı karakterinin inandırıcılığı güçlenmiş olurdu. Örneğin, Leonard'ın kekelemesinden, yalan söylediğini ya da kendisinden hoşlandığını hissetmeliydi. Bir de, Herriet'ın ofisindeki masanın üzerinde duran Archie isimli cansız mankenin çok işlevli olduğunu düşünmüyorum. Eğer Archie ile, Herriet'ın yalnızlığını unutmak için hayalindeki erkeği yanı başında tutması simgeleniyorsa, çok sevimli bir fikir değil doğrusu.
 
    Leonard, teyzesi Myrtle kılığına girerek yayımcıyla yaptığı ilk görüşmesinde, nihayet çocukluk hayalini gerçekleştirecek ve ilk kitabı yayımlanacak biri için fazla soğukkanlı ve profesyoneldi. Kitapları pek çok kez yayımlanmış, tecrübeli bir yazar gibi davranmamalı, daha heyecanlı olmalı, daha çok hata yapmalıydı belki de… Üstelik ortada bir de yalan söz konusu ve bu da heyecanlı görünmek için önemli bir nedendir. Bu söylediğim sadece Myrtle kılığındayken Harriet ile ilk karşılaşması için geçerli, sonraki sahnelerde zaten Yusuf Köksal'ı son derece başarılı bir Myrtle Teyze olarak izliyoruz. Kadın kılığına girmiş olan Myrtle yorumu, “ay ay ay” nidalarıyla biraz Huysuz Virjin tadında olsa da, son derece sempatik ve eğlenceli… Burada bir kez daha Yusuf Köksal'ın, usta bir komedi oyuncusu olduğunu belirtmek istiyorum… Tıpkı Leonard kılığında olduğu gibi, Myrtle kılığında da çok ölçülü, kontrollü ve renkli bir oyunculuk sergiliyor Yusuf Köksal.
 
    Dee Dee rolündeki Selin Şekerci ise, yetişme çağındaki uçarı ve şirin genç kızı iyi bir şekilde yansıtarak rolünün hakkını veriyor. Canlı ve sempatik tavırları, başarılı mimik kullanımı ile dikkat çekiyor genç oyuncu. Meraklı komşu olarak izlediğimiz Özlem Fidan Kamalıoğlu da, kısacık rolünün hakkını vererek dikkat çekiyor doğrusu.
 
      Ali Hürol ve Sahne Yorumu…
 
    Profesyonel tiyatro yaşamına 1968-69 sezonunda Ankara Mithatpaşa Tiyatrosu'nda başlayan yönetmen Ali Hürol, 1980 yılında Devlet Tiyatroları'ndan ayrılarak Ankara'da Ali Hürol Tiyatrosu'nu kurdu. Kendi tiyatrosu ve Etibank Sanat Tiyatrosu adına yetişkinlere yönelik otuz civarında oyun sahneledi, bir yandan da çok sayıda çocuk oyununun yapımcılığına ve yönetmenliğine imza attı. Kırk yılı aşan sanat yaşamı boyunca yüze yakın oyunda rol alan, aynı zamanda da TRT'nin çeşitli yapımlarında seslendirme sanatçısı ve rejisör olarak da görev alan Ali Hürol'un sahne yorumu sayesinde, İzmir Devlet Tiyatrosu Sahnesi'nde genel hatlarıyla başarılı bir vodvil izleme şansı buluyoruz.
 
    "Teyzesi” kalabalık bir oyun değil, ama yine de son derece hareketli bir sahne trafiği var ve yönetmen bu trafiği hiçbir karışıklığa meydan vermeden zekice çözümlemiş, üstelik de çok güzel mizansenler yakalamış… Örneğin, Leonard ve Yayıncı Harriet'ın konuşup telefonları kapattıktan sonra telefona yönelik olarak birbirlerine küfretmeleri ve sanki söyleneni duymuş gibi tepkiler vermeleri… Yine Harriet ve Leonard'ın karşılıklı olarak telefonla konuşurken birbirlerini görüyormuş gibi yüz yüze bakmaları… Leonard'ın, Harriet'ın evde olduğu sıradaki merdivenden çıkma sahnesi… Kadın kılığındaki Leonard ve babası Gus'ın Dee Dee'ye yakalandıkları andaki tango sahnesi ve daha pek çok renkli sahne gibi…
 
    Hayatı kaçırmamak adına sık sık “içindeki trompet seslerine kulağını aç” vurgusu yapılan oyunun finalinde, Leonard'ın nihayet çekingenliğini aştığı ve duygularını dışa vurduğu anda Haydn'ın “Trompet Konçertosu'nun kullanılması hoş olmuş. Yazarın seyircinin yorumuna bıraktığı final biraz havada kalmış, yine de Editör Harriet uydurma teyze meselesinin farkına vardığı halde, aşk her zamanki gibi galip gelerek her şeyi affediyor. Son sahne öncesinde Leonard'ın, Harriet'la yüz yüze gelmekten çekindiği için apartman kapısının önündeki dahili telefon hattından onunla konuşması sırasında, Herriet'ın da diğer telefondan sözde teyze Myrtle ile konuşması eğlenceli bir sahne, üstelik telefon trafiği matematiği de iyi çözülmüş, fakat çok uzun tutulmuş.
 
     İşlevli Sahne Tasarımı…
 
    Sahnenin sol tarafının apartmanın giriş kapısı olarak düşünülmesi, sağ tarafına ise evin giriş kapısının yerleştirilmesi eve giriş-çıkışları iyi çözümlemiş. Oyuncular apartmana girdikten sonra otomat yanıyor ve daireye çıkana kadar da mantıklı bir süre geçiyor, ayrıca evin kapısının anahtarla ya da kapı çalınarak açılması detayları unutulmuyor. Oyunun müzikleri ve yer yer ışıkları çocuk oyununu anımsatsa da, canlı tempoyla uyumlu olmuş. İşlevli dekor tasarımından ötürü Savaş Çevirel'i, karakterlere uygun kostümlerinden ötürü Yıldız İpeklioğlu'nu, coşkulu ışık tasarımından ötürü Hasan K. Yalman'ı ve tabii ki yönetmen Ali Hürol ile başarılı performansları ile oyuncuları ve oyunun tüm ekibini kutluyorum.
 
    Özlem duyulan kaliteli bir komedi izleyerek, yürekten gülmek isteyenler için “Teyzesi” kaçırılmaması gereken bir oyun… Devlet Tiyatrosu müdavimlerine iyi seyirler… 

Anahtar Kelimeler: teyzesi, izmir devlet tiyatrosu, izmirdt



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir