MAKALELER

Tek Kişilik Şehir - Ankara Devlet Tiyatrosu

2008.12.27 00:00
| | |
2163

Sizce Nasıl?
Halbuki absürd oyunumuz zamandan ve mekandan münezzeh/soyutlanmış bir şehirde geçiyor.


 

    ANKARA DT "TEK KİŞİLİK ŞEHİR" İLE BEYKOZ SAHNESİ'NDE İŞTE KAPİTALİZM BU ! İŞTE YABANCILAŞMA , YALNIZLIK VE İLETİŞİMSİZLİK BU !
 


    HAYAT VE SANAT 
    Dün gece (26 Kasım 08)   Beykoz Sahnesinde bir oyun izledim ve sana tepeden baktım aziz İstanbul ; görmedim kapitalizmin girmediği tek bir semt !
 
    Halbuki absürd oyunumuz zamandan ve mekandan münezzeh/soyutlanmış bir şehirde geçiyor. Rahmetli Mehmet Baydur aynı konuyu işleseydi (“Yangın Yerinde Orkideler” nasıl ki en çok eski Galata köprüsüne yakıştırdıysa) eminim ki Taksim'deki Marmara Etap'ı düşünerek yazardı.

 


 
    Niye böyle düşünüyorum ? Bana zihnimin bir oyunumu bu ? Aldı soyutu vermedi somutu. Sahnede her gördüğününün hayattaki taklidini ister benden. Sanki benim mor sümbüllü bağım var!

 


 
    Perde açıldığında , pardon biz izleyici olarak seyir yerinde yerimizi alırken perde açıktı ve oyun ışıkları altında bir hotelin en alt katındaki Bar-Restauranttaki masalarda oyuncularımız yerlerini aldıklarından perde açılmadı (oyunun başında açılan ayraç , arada da perdenin kapanmaması ile kapanacaktı), üçüncü zilden sonra salon alındı ve oyun başladı.
 
    Bar-Restourantta beş masa , bir tekerlekli servis masası , çerçeve sahnenin iki köşesinde tavandan tabana sarkan zincirler ve arkada boydan boya hotel camları , camın dışında yanlarda iki itfaiye sireni ; bütün dekor bu.


 
    Bayan garson (Devrim Yakut) masaları düzenlerken Adam (Cüneyt Mete) elinde laptop / dizüstü bilgisayarla giriyor ve oyun başlıyor.
 
     BAR-RESTAURANTTA ŞENLİK VAR 
    Garson ve Adam'ın konuşmalarından Adam'ın bilgisayarda sanal alım-satım işleri yapan (kapitalist) biri olduğunu anlıyoruz. Adam , her şeyi sanal yaşayan , gerçek hayata karşı yabancılaşmış , yalnızlaşmış ve gerçek hayatla iletişim bozuklukları yaşayan komik ve karikatürize bir tip.
 
     TİP VE KARAKTER 
    Bayan Garson ise -Adam'ın abartılı ve (telefon konuşmalarındaki gülmeleri ve simetri takıntısı ile) kalın çizgilerle çizilmiş bir tip olmasına karşın- Adam'ın duyarsızlığına ve yabancılaş-malarına karşılık verdiği küçük ama duygulu tepkiler , özellikle sesindeki duyarlılığın her notasına girip çıkan incelikli bir oyunculukla neredeyse karakter özellikleri taşıyan bir kişilik olarak karşımıza çıkıyor.
 
    Adam'ın yalnızlıktan kurtulmak amacıyla Bayan Garson ile başlattığı konuşma , garson'un filozofça yanıtlarıyla önce sohbete , sonra da Adam'ın adamın içinde boğulduğu sanal dünyayı anlatarak içini döktüğü bir serilmemeye dönüşür. Derken Adam'ın internetten tanıştığı bir bayan ile birazdan buluşacağı ortaya çıkar. Bu arada her beş dakikada bir , birileri , hotelin en üst katından tam da Bar-Restourant'ın arkasındaki yere atlayarak intihar etmektedir. İntihar edenler maliye bakanından kadından sorumlu bakana ve ikinci perdede Adam'ın internet sevgilisinin eski eşine kadar uzanır.


 
     TEK KİŞİLİK ŞEHİRDE HERKES İNTİHAR EDİYOR 
    Ayrıca on dakikada bir de hotelin ışıkları ve havalandırması (dışarısının ısısına ve ışığına göre otomatik ve simetrik olarak) bozulur ve otomatik olarak sahneye kar , yağmur ve sis yağar ve rüzgar çıkarken öte yandan da ışıklar kararır ya da açılır.
 
     YAZAR USTA BİR KARİKATÜRİST 
    Oyun boyunca usta karikatürist Behiç Ak , karakterlerin yardımıyla sanal dünyanın hayatımızda yarattığı kirlenmeyi , yozlaşmayı , bozulmayı tersinleme yoluyla adeta bir karikatür bandı titizliğiyle sahneye çizer durur.
 
     KURS MANYAĞI SANAL SEVGİLİ 
    Ve beklenen kadın ; Adam'ın sanal sevgilisi (Benian Dönmez) sahneye gelir. O da kafayı kurslarla yemiş başka bir manyaktır. Her gün bir başka kursa (konuşma , gülme,ağlama,itiraf etme,orgazm vs.) giderek kapitalizmin üç canavarına (yabancılaşma,yalnızlık ve iletişimsizlik) karşı savaşarak onları yenmeye ve eskisi gibi yeniden insan olmaya çalışmaktadır. Ne ki bu kez de bu kursların yan etkileri onda akıl ve duygu tutulmalarına yol açtığına tanık oluruz.
 
    Kadın bu kurslarda o kerte yabancılaşmıştır ki konuşması bile Almanca ve Rusça karışımı komik bir şive ile konuşmaktadır. Hareketleri , davranışları , tepkileri pozları ve mimikleri ; aptal sarışın tipinden şapşal mankene kadar hergün televizyonlarda izlediğimiz veya vahşi kapitalizmin yoğun olarak yaşandığı semtlerin sokaklarında karşılaştığımız ve beyinleri dumur olmuş bir alay sanal salaktan izler taşır.
 
     TEK KİŞİLİK ŞEHİR SİSTEMİNİ KİLİTLEYEN ŞEY NE 
    Adam , Garson Kadın'ın da teşvikiyle Kadın'la dans ederek onunla yakınlaşır ve tam iki insan birbirine yaklaşarak aşık olacakken/olmuşken birdenbire sirenler çalmaya başlar. Sanki Georg Orwel'in kült eseri “1984”ten bir sahnenin ; romanın kahramanının ve sevgilisinin içinde yaşadıkları sanal dünyadaki yasaları çiğneyerek aşk yaptıkları anda askerlerce basılmalarının Türkiye versiyonu canlanır. Ne var ki bu versiyonda askerler yoktur ; beş dakikada bir yeni bir intihar olmayınca sirenler otomatik olarak devreye girmiştir.
 
     İKİ KİŞİNİN SEVGİSİ SİSTEMİ TEHDİT EDİYOR 
    O andan itibaren her şey daha bir karmaşıklaşmaya başlar. Gerçek bir iletişim ; yalnızlığın bir sevgili ile aşılması ; yabancılaşmanın bir aşk ile son bulması “Tek Kişilik Şehir” sistemini kaosa sokar. Ne de olsa rejim tek tek kişiler üzerine kuruludur ; iki kişi yan yana gelse sistem çökmekte ve göçmektedir. Ki bu kaos da , oyunda , finalde , havalandırmanın kilitlenmesi ve sahneye aynı anda kar , yağmur , rüzgar yağdırılmasıyla ve ışıkların gidip gelmesiyle yaratılan muhteşem bir “fırtına sahnesi” ile veriliyor.
 
     TEK KİŞİLİK DİZAYN EDİLMİŞ ŞEHİR AKIL TUTULMALARINA NEDEN OLUYOR 
    Aslında beyinlerdeki bu fırtınanın şimşekleri sayesinde birden her üçünün akıl tutulması da sona eriyor ve bilinçleri ve hafızaları geri geliyor. Bu da oyunun sonunda , sürpriz bir şekilde oyun kişilerinin birbirlerinin çocukluk arkadaşı olduklarının ortaya çıkmasıyla veriliyor.     Oyun da bunu anlatıyor zaten : Tek Kişilik Şehir ; İşte Kapitalizm bu ! İşte yabancılaşma , işte iletişimsizlik ve işte yalnızlaşma bu !
 
      REJİ VE SÜS 
    Cumhuriyet Gazetesi'ne 50.Sanat Yılında , kendisi ile yaptığım söyleşide Cüneyt (Gökçer) Hoca , “ben rejilerimde , rejimin oyunda buhar gibi olmasına çalışırım” ya da özce buna benzer bir söz söylemişti. Alçakgönüllü ve usta işi bir yaklaşım. Ben bundan “süs olsun diye rejiyi abartmamayı ve rejiye 'kuş kondurmamayı' anlıyorum.
 
     TİYATRO BİR RİSK ALMA SANATIDIR 
    Serhat Nalbantoğlu iddalalı eklemelere imza atmış. Bu cesaretinden ve risk almasından dolayı kendisini kutluyorum. Zira risk alan sanatçılar yeniyi keşfedebilir ve tiyatro sanatından kendileri bir şeyler kazanmak yerine tiyatro sanatına bir şeyler katabilirler.
 
     SÖZSÜZ OYUN EKLEMELERİ OYUNUN OLMAZSA OLMAZI MI 
    Rejisörümüz oyunun başına , ortasına (15 dakikalık araya) sözsüz bir oyun eklemiş. Seyirciler oyunun başında salona girdiklerinde sahnede yemek yiyen karakterlerle karşılaşıyorlar. Ara verildiğinde oyuncular ara boyunca sahnede yemek yiyorlar (ya da yiyor yapıyorlar) ; oysa onların da araya ihtiyaçları yok mu ?
 
     İŞLEV , SÜSÜN TURNUSOLUDUR 
    Seyirciye güvenelim lütfen. O ek sahneleri görmeden de seyirci bir yerlerde , şu an “bu “karanlık”oyunun oynanmakta olduğunu biliyor. “ İşlev” kelimesi tiyatro sanatında bir turnusol kağıdı gibidir ; sahnede işlevi olmayan her şey bir süsten ibarettir.


Eklenen bu sözsüz oyunları oyundan çıkarsak oyunun anlamı değişmiyorsa ; bu sahnelerin işlevi net bir şekilde ortaya konamıyorsa ; olmasalar da olur demektir. Bu anlamda oyunun eksikleri değil (gereksiz) fazlalıkları olduğunu düşünüyorum.
 
     GEREKSİZ TEKRARLAR 
    Yine oyunun sonunda Garson Kadın'ın “Tek Kişilik Şehir” tiradı (ki bu tirad da budanabilir ; oyun zaten bu temayı anlatıyor ; tiyatro dili ile anlattığımız bir şeyi bir de körgözüm anlatmaya gerek var mı) sırasında seyircinin üzerine buhar üflenmesi , görsel açıdan çok cezb edici olsa da ; “ey seyirci bak bu sistem seni de böyle ahmak ıslatan yağmuru ile ıslatıyor ; seni de ahmaklaştırıyor”dan başka bir şey anlatmıyor ise ; kaldırılabilir , zira bütün oyun baştansona bunu anlatıyor ki bunu zihinsel olarak anlıyoruz zaten ; bir de fiziksel olarak vurgulamak fazla değil mi?
 
     EKLER DIŞINDA BAŞARILI BİR REJİ 
    Bu “ekler” faslının dışında rejinin oldukça başarılı olduğu söylenebilir ki Ankara Sanat Kurumu'ndan aldığı ödül de bunun bir kanıtı.
 
    CÜNEYT METE 
    Ankara Sanat Kurumu En İyi Erkek Ödüllü Adam rolündeki Cüneyt Mete için ne söylenebilir ki ? Yolun açık olsun “usta” !
 
     DEVRİM YAKUT VE BENİAN DÖNMEZ 
    "Garson Kadın”'ı oynayan Devrim Yakut ile “Kadın”ı oynayan Benian Dönmez hakkında objektif olamayacağımı itiraf etmeliyim. Çünkü ikisi de benim Dil-Tarih'ten dönem arkadaşlarım ! İkisi de bir sınıf üstteydiler ve Benian'ın rahmetli eşi , adaşım Savaş Dönmez de benim sınıf ve sıra arkadaşımdı…
 
    İki usta hanımefendinin önünde saygıyla eğiliyor ve başarılarının devamını diliyorum. Ayrıca Devrim Yakut'u aldığı San. Kur.En İyi Bayan Oyuncu ödülü için kutluyorum.
 
     ÖZELLİKLE FIRTINA SAHNESİ MUHTEŞEMDİ 
    Özellikle “fırtına sahnesi”ndeki başarıları için Dekor ve Sahne Tasarımcısı Işın Mumcu'yu ve Işık Tasarımcısı Şükrü Kırımoğlu'nu ve tüm teknik ekibi tebrik ediyorum. İki gündür canla başla dekoru ve görsel efektleri hazırlayan tekniğe en büyük sürprizi Beykoz şehir suyunun kesilmesi yaptı. Oyuna damacanalarla Migrostan sular taşındı ve sistemler aksaksız çalıştı.


İstanbul'da keşke , ayakta alkışlanan bu oyunu Şişli Cevahir ve Kenterler izleyicileri de izleyebilse !
Teşekkürler Ankara Devlet Tiyatrosu Teşekkürler Tiyatro Tanrıları ve Tanrıçaları ; Oyuncular !   


 

Anahtar Kelimeler: tek kişilik şehir, ankara devlet tiyatrosu, ankaradt



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir