MAKALELER

Tartuffe - Adana Devlet Tiyatro

2008.01.13 00:00
| | |
1682

Sizce Nasıl?
Fransız yazar Moliere, donemin bakış açısını mizahi bir dille eleştirip, din kisvesi altında halkın duygularını istismar eden yobaz - bağnaz anlayışın hakim olduğu, körü körüne...

 

  

 

    Oyun içinde oyun kurgusuyla klasik tiyatro anlayışına başarısız bir güncelleme : ''Tartuffe''
 
    Fransız yazar Moliere, donemin bakış açısını mizahi bir dille eleştirip, din kisvesi altında halkın duygularını istismar eden yobaz - bağnaz anlayışın hakim olduğu, körü körüne bağlanmanın yanlışlığına ve cehaletin getirdiği çarpık sorunların doğurduğu içler acısı sonuçlarına işaret ediyor. 400 yıl önce yazılmasına karşın günümüz Türkiye'sinde hala güncelliğini koruması evrensel bir yazar olduğunu bir kere daha kanıtlıyor. Adana Devlet Tiyatrosunun oyun seçimi günümüz Türkiye'sinin siyasi ortamına çok uygun. Oyun; din maskesi altına gizlenen bu üç kağıtçı adamı hiç sorgulamadan kendilerini sömürmesini kabul eden evin büyük oğlu ve anneye karşı diğer aile bireylerinin savaş açmasına, sonunda Tartuffe'ün gerçek yüzünün ortaya çıkması sonucu evden kovulmasıyla son bulur.
 
   Moliere'in oyun hakkındaki görüşleri

   ''Orhan Veli'nin çevirisinde Molier derki ; "İşte hakkında çok dedikodu edilmiş bir komedi. Uzun zaman takibata uğradı. Bu eserde oynattığım şahsiyetler pekala gösterdiler ki kendilerini Fransa'nın en kuvvetli insanlarıdırlar. Şimdiye kadar bütün musallat olduklarımdan ziyade. Markiler olsun, precieuse'lerle boynuzlular olsun, tefe konmaya az çok tahammül ettiler; herkesle beraber, onlar da işin alayındaymış gibi göründüler, ama yobazlar, asla. İlkin bir korktular, nasıl olurmuş da cesaret edip onlarla alay edermişim, pek akılları almadı, bunca namuslu insanın mensup olduğu bir yolu nasıl kepaze edermişim. Öyle bir cinayetmiş ki yaptığım, dünyada affedemezlermiş. Hepsi bir olup ayaklandılar. ''
 
     Sahnelenmesi neden bu kadar yaygara koparır?

    Tartuffe'ün, zamanında bu kadar gürültüye sebebiyet veren bir piyes olmasının sebebi, Moliere'in ondan evvelki komedilerindeki alayları, hicivleri yüzünden başına bela kesilen düşmanlarıdır. Bu düşmanlar kralın mütemadi lütuflarına mütemadi şefaatlerine mazhar olan Moliere'e pek el uzatamıyorlardı. Böyle bir piyesi fırsat bildiler. Menfaatleri din dalaverelerine bağlı birtakım insanı, Moliere aleyhine ayaklandırdılar. 'Din tehlikede' diyorlardı. Allah'ın büyüklüğünü ve kilisenin şerefini muhafazaya memur 'Compagnie du Saint-Sacremnet' adlı gizli cemiyet Tartuffe'den bir tek satır bile okumamış binlerce insanı Tartuffe aleyhtarı yaptı.
 
    İşin kötüsü, bunların içinde Bossuet gibi Bourdaloue gibi aklı başında sanılan adamlar da vardı. Bourdaloue, 'Sermon sur I'hypocrisie - Riyakarlık üstüne vaiz' adlı eserinde Moliere'i insanları hak yolundan ayırmak cirmiyle suçlandırıyordu; diyordu ki: 'Moliere, dinsizliği değil, onu bahane ederek dini kötülüyor'. Oysaki, Moliere, büsbütün tersine, insanların kötü niyetlerinin en temiz hisleri bile nasıl berbat ettiğini göstermek istemişti. Zaten Moliere'in kastı şu bu insana değildi. Şahsiyetlerde tecelli eden adetlere, daha doğrusu kusurlara idi. ''
 
   Moliere'in en çok sahnelenen oyunu.

   'Tartuffe, meşhur müsaadeden sonra, sarayda ve ekabirin huzurunda, üst üste yirmi sekiz defa oynandı. Müellifinin sağlığındaki temsil adedi yetmiş yedidir. Moliere'e en çok para kazandıran piyeslerinden biri de budur. 1680'den 1932'ye kadar yalnız Comedie-Française sahnesinde 2256 defa oynanmıştır. Bütün dünyada en çok temsil edilmiş piyeslerin ön safında gelir. İsimlerini tarihe sadece Tartuffe oynayarak geçirmiş sanatkarlar vardır. ''
 
     Tartuffe'ye gürcü bir yorum.

    Adana Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenen oyunu Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Tiyatro Bolümü öğretim üyesi profesör doktor Giorgi Antadze yönetmiş. Yönetmiş yönetmesine ama çağdaş bir uyarlamayı nasıl anlamış merak ediyorum. Mesaj kaygısından uzak grotesk öğelerinin bolca kullanıldığı, doğaçlamaların başını alıp gitti bir orta oyuna dönüşüvermiş. Evrensel konu kaynayıp gitmiş. Yaşamın gerçeklerinden uzaklaştırarak seyirciyi dingin tutmayı amaçlamış.
 
    Hadi yeni bir uyarlamayla salt gülme amacı güdülüyor desem, yeni bir yaratı yok. Hani oyun içinde oyun olgusuyla günümüzde klasik tiyatroyu vermeyi amaçlamış desem ,güncel doğaçlamalarda buna ters. Kısacası gürcü yönetmen Fransız edebiyatına uzak kaldığından mıdır bilinmez, oyunu tam anlamıyla kavrayamamış. Moliere'i anlayamamış. Özünden yoksun, üstünkörü bir biçimde gelişigüzel bir iş çıkarmış.
 
    Molier'in harekete dayalı komedi anlayışını yıkmasına karşın yazarın anlayışına karşı çıkarak mesaj kaygısını bertaraf edip absürd bir anlayış sergilemesini hangi amaçla yaptığını anlayamadım,kavrayamadım.
 
     Oyuncular başarılı.

    Hal böyle olunca oyunculara büyük görev düşmüş. Takım oyunculuğundan öte bireysel performanslar göz dolduruyor. Abartıya hiçbir sınır tanımaksızın sergilenmekte. Genel olarak aksayan oyun, bireysel mücadelelerle ayakta tutuluyor.
 
    Ses ve vücut kullanımları çoğu zaman yetersiz kalan, tüm iyi niyet ve çabalarına rağmen reji hatası nedeniyle oyuncuların rollerini yeterince sempatikleştiremediğini düşünüyorum. Buna rağmen tiratlarda ve uzun monologlarda herhangi bir diksiyon çatlamasına rastlamadım. Rahatlıklarıyla gerçek bir profesyonel olduklarına tanık oldum.
 
    Esra Ülger, E. Çağrı Turan, Ahenk Demir, Burçin Börü, Murat Aslan, Derya Keyf, Hakan Elmesoğlu, Gökhan Doğan, Z. Şirin Çetinel'den oluşan kadro üzerine düşen görevleri layığıyla yerine getiriyor. Başarı grafiklerinin üstünde bir performans sergiliyorlar.
 
     Ali Göktaş'ın dekoru çağdaş uyarlamayı destekliyor.

    Oyun içerisinde oyun olgusunu besleyebilmek için sahneye bir sahne koyarak etrafında sandalyeler ve üzerine giydirilen donemin kostümleriyle çağdaş bir uyarlama izlenimi veriyor. Oyun öncesi prova havasını sağlayabilmesi bu açıdan sağlıklı. Oyun boyunca kullanılan yan aksesuarlar için sahne üstüne bir halka düzeneği yerleştirilmiş. Oyunun anlaşılmasına doğrudan katkı sağlıyor.
 
     Esra Selah'ın kostüm tasarımındaki renk cümbüşü.

    Çağdaş uyarlamayı desteklemek adına yapılmış iki kostüm tasarımı var. Birincisi sandalyeler üzerine geçirilmiş donemin kostümleri, ikincisi oyuncuların üzerinde taşıdığı kostümler. Klasik kıyafetler oyuna ve oyundaki performans için gereken rahatlığa uygun biçimde yapılmış. Komediyi beslemek için rengarenk kıyafetler güzel ayrıntı.
 
     Sade bir ışık tasarımı.

    Sade bir ışık tasarımı kullanan H. İbrahim Karahan ve Hamdi Erkan ikilisi genel olarak başarılı. Oyunun demecine uygun bir çalışmaya imza atarak üzerine düşen görevleri başarıyla yerine getiriyorlar.
 
    Bireysel performansların göz doldurduğu ama başarısız bir uyarlamayla sahnelenen oyun, mesaj kaygısından uzak, harekete dayalı komedi anlayışıyla sergileniyor. Ya özüne dönüp klasik bir komediye dönüşmeli yada en kısa zamanda reji değişikliğine gidilmeli. Her şeye rağmen çok güldüren bu çalışmayı kaçırmamanız dileğiyle!
 

Anahtar Kelimeler: tartuffe, adanadt, adana devlet tiyatrosu



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir