MAKALELER

Tarla Zanaat Tiyatrosu

2019.08.01 00:00
| | |
843

Sizce Nasıl?
Bir rüya gördükten sonra, bir iyi bir film izledikten sonra, bir de iyi bir kitap okuduktan sonra, iyi bir şarkı dinledikten sonra, iyi bir şiir, iyi bir resim, iyi bir fotoğraf iyi bir heykel…

 Bir rüya gördükten sonra, bir iyi bir film izledikten sonra, bir de iyi bir kitap okuduktan sonra, iyi bir şarkı dinledikten sonra, iyi bir şiir, iyi bir resim, iyi bir fotoğraf iyi bir heykel… Derken liste uzar gider ve en az bir rüya kadar güçlü olana sarsıcı olana geliriz; tiyatro. Sanatın tümünü birden içinde barındırdığı için bizi başka bir gezegenden çıkmışız gibi bu dünya ile kurduğumuz ilişki anlamında en çok yönlü sarsan sanat dalıdır. Çünkü bir katman hissi,  derinlik ve mesafe bilinci sağlıyor. Oyuncu oyun bitip de makyajından kostümünden arınırken biz seyirciler de kendi yaşamlarımıza dönerken düşünsel ve duygusal adımlarımızla aydan dönen gezginlerinki gibi sarsaklaşıyoruz. İşte bu sarsaklık aralığı, ılık sudan soğuk suya geçiş alanı, hala harın yanmaya devam ettiği düşünme aralığı… İşte tiyatro bize ne yapıyorsa bu aralıkta yapıyor. Düşündürüyor, kendimize getiriyor, çevremize baktırıyor… Tıpkı bir rüya gördükten sonra henüz o rüyanın sıcaklığı ile yatağımızdan çıkmadığımız o ara alanda. İşte tiyatronun gücü burada.

 
Giderek hareketin, oyunun çıkışı olduğu bir alana doğru evirilecek bir tiyatro anlayışı söz konusu bugün. Yazının da sosyal medyadaki yaygın kullanımı ile şiirsel nüvesini giderek kaybetmekle karşı karşıya olduğu, hareketsiz yaşamın gelip kapımıza dayandığı günümüz yaşantısında yeni tiyatronun çıkış noktası ‘şiirsel hareket’ olacak. Metin de tıpkı ışık, müzik ve diğer sahne unsurları gibi oyunu destekleyici bir unsur olacak. Bütün diller parçalanmadan önce sahip olduğumuz bütünlüğe de ilkel atalarımızdan bize aktarılan bilge hareketlerin işaretleri ile kavuşabileceğiz. Hayvanlarda hiç bozulmadan devam eden… Peki, biz insanların en baştaki hareketleri nasıldı? Danslarımız, el işlemelerimiz, bakışlarımız, tüketim toplumu olmadan önce, bir masal ya da büyüme çıtırtısında herhangi bir işlev yahut nen aramadığımız o doğal hareketler nasıldı? Birbirimizin gözlerinden gördüğümüz doğallık harı aradığımız, o günden bugüne ucunu bulmaya çalıştığımız, ateşin çevresinde dönerek, gölgelerimize bakarak, korunu arınarak bulmaya çalıştığımız. Üzerinden yılların, yüzyılların geçtiği bir kaya gibi… Tüm olup bitene şahit olan bir kaya var çünkü hep. Yaşamlar bitse de geriye kalan yaşam içgüdüsü. Bize sahiden kim olduğumuzu soran. Tiyatroda roller bunun arayışında. Kimiz ve burada ne arıyoruz? 


Bu kaygılarla sanatını oluşturmaya çalışan insanları gördükçe, yalnız olmadığını görmek çok güzel. Üzerine bir şeyler koyabileceğin bir zemini hissetmek güzel. 8.Urla Uluslararası Toprak Sahne Tiyatro Festivali kapsamında Balıklıova Köy Meydanı’nda  izleme şansı bulduğum Tarla Zanaat Tiyatrosu’nun ‘Ben, Sen, O, Biz, Siz, Onlar’ adlı çocuk oyunu böyle bir oyundu. Seçilen müzikler ile hareketin eşgüdümü muhteşemdi. Umudu mutluluk için bir araç olarak kullanıyordu oyun ve seyirci etkileşimi çok güzeldi. Sevginin gücünü böylesine yalın ve içten anlatması içerikle tekniğin bütünleşmiş olması muhteşemdi. Hayranlıkla izledik. Nice böyle güzel oyunlara. 

Anahtar Kelimeler: tarla zanaat tiyatrosu, Ben, Sen, Biz, Siz, Onlar



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir