MAKALELER

Soneler - Dafne Kültür Merkezi

2010.03.22 00:00
| | |
1522

Shakeaspeare’in eserleri; uyarlamalar, klasik sürümler, oyunlarından hareketle yazılan yeni eserler, kolajlara eklenen alt metinle birlikte...



 


 

     Müzik aşkı besteler… 'Soneler'...
 
    Shakeaspeare’in eserleri; uyarlamalar, klasik sürümler, oyunlarından hareketle yazılan yeni eserler, kolajlara eklenen alt metinle birlikte oluşturulan oyun türleriyle farklı şekillerde her sezon çokça sahnelere taşınır. Üstelik bu tür çalışmalar diğer oyunların aksine bir hayli zordur. Ayrıca bu alanda ciddi bir birikime ihtiyaç duyar. Buna rağmen bu türde eserlerin sahnelemesinde gözle görülür bir artış söz konusu. Üstelik hepsi birbirinden değerli ve başarılı sunumlar. Son günlerde izlediğim ‘Soneler’ adlı oyun, bu tür sunumların dışında, adından da anlaşılacağı üzere Shakespeare’in sonelerinden oluşuyor.
 
    Shakespeare’i anlamak ve onun eserlerini yorumlamak için o dönemi incelemek, Shakespeare’in o şiirsel dilini kavramak gerekir. Bu süreci incelemek için de öncelikle yazarı, yaşadığı dönemi, önceki dönemlere ait yazarları, akımları, tiyatral dili bilmek şarttır. Aksi takdirde ilk bakışta Shakespeare’i tanımak neredeyse imkânsızdır. Bu yüzdendir ki yeni başlayanlar için Shakespeare önerilmez. Zaten okunsa da anlaşılmaz. Kısacası Shakespeare oyunlarını sahnelemek uzun ve meşakkatli, ciddi bir eğitim sürecine ihtiyaç duyar.
 
    Siyatro bölümlerinde okuyanlar bilir. İlk şart, Shakespeare’in bütün oyunlarının öğrenciler tarafından bilinmesi, derinlemesine nüfus edilmesi istenir. Hatta eserleri sunum halinde ödev olarak hocalara sunularak pekiştirilmesi istenir.
 
    Daha Türkçeyi doğru kullanamadan, okullarda verilen dil eğitimini almadan, tiyatral dile sahip olmadan, Shakespeare eserlerini yorumlamak, sahnede çuvallamaya neden olur ve bu da oyunun müsamereden farksız kılar. Hal böyle olunca kimse de sizi ciddiye almaz.
 
    Özellikle bu tür eserleri incelemek, akademik bir sürece gereksinim duyar. Vodvil, fars, orta oyun gibi klasik oyun türlerini sahnelemesi kadar kolay değildir. Metni okuduğunuz zaman hemen kafanızda oluşacak klasik bir yorumlama yetisi kazandırmaz kişiye. Shakespeare’in eserleri de vermez zaten bunu. Bu ancak sanatsal birikimle ortaya çıkar. Yorumlama gücü, yine bu eğitimin akabinde oluşabilecek bir yetidir.
 
    Bunları yazmamın nedeni, dünyaca ünlü klasikleri sahnelemeye niyeti olan genç arkadaşlarımızın şevkini kırmaktan ziyade onlar için yapılmış küçük birer tavsiyedir. Bir oyunun sahnelenmesi için oyuncuların ezber yapması, parantez içlerini takip ederek mizansen yapmaları, ancak ve ancak onları sadece gülünç bir duruma sokar.
 
    Bu nedenlerden dolayı sahneye çıkmaya hevesli gençlerin bunu bir araç olarak değil, amaç haline dönüştürmeleri gerekmekte. Ailesi izleyeceği için sahneye çıkmamalı ve veya arkadaşlarına en ön sırada yer verip bir şeyler kanıtlama çabasında olmak isteyenler için bu tür eserleri seçmemeli. Etik olan, amacı araca alet etmemek!
 
    Tüm bunların ışığında, bu bilinç ve cesaretle oyunu sahneye koyan Nolya Gülşen Onuk, Shakespeare’in sonelerini bir alt metinle beraber bütün haline getirerek oyunlaştırmış.
 
    Üstelik bu şiirsel tadı, alt metinin desteğiyle soneleri yerli yerine oturtarak iki sevgilinin diyalogları gibi ortaya güzel bir metin çıkarmış. Bununla da yetinmeyip genç oyunculara fırsat vererek sahneye taşımış. Oyuncuların tiyatral dil problemlerini çözmek bir tarafa, o eşsiz Shakespeare’in şiirsel anlatımını oyuncularına katmayı başarmış.
 
    Oyunun yönetmeni Nolya Gülşen Onuk, oyuncuları sıfır noktasına kadar soyup rolü üstüne giydirmeyi başararak bizi izlediğimiz kişilerin benliğinden kurtararak tarihsel bir karakter izlettirmeyi başarıyor. Oyunda çalınan piyano ve elektrogitarın eşliğinde oyunu ilginç bir boyuta taşıyor. Oyuncular yer yer soneleri atarken bazen de şarkılarla oyunu süslüyor. Kısacası hem sahne coğrafyasından faydalanıyor hem de oyunu tüm alışılmış kalıplardan kurtarıp seyirciye müzik ziyafeti veriyor.
 
    Dekor olarak sahnenin tam ortasına yerleştirdiği antik masayı şarap ve tropikal meyvelerle süslemiş. Sahnenin iki ucuna oyuncuların oturması için sandalyeler, hemen yanına da küçük masalar koyarak üzerine mumları yerleştirmiş. Arkasında müzisyenler, nokta ışıklar, yer yer yararlanılan mum ışıklarlıyla fantastik bir atmosfer sağlamış.
 
    Bu atmosfer sayesinde daha salona girerken seyirciyle güçlü bir bağ kuruyor. Tüm bu nedenlerden dolayı seyirci, oyunu izlerken elinde neden bir kadeh şarapla oyunu izlemediğini sorguluyor.
 
    Her şeyden önce sahneye çıkma cesareti gösteren bu iki genç insanı desteklemek ve bu anlamda beslemek lazım. Bu gençlere güvenerek sahneye çıkma şansı veren yönetmen, bu anlayışıyla çok doğru bir işe imza atıyor.
 
    Oyunda rol alan Burcu Yaman ve Yakup Türkoğlu taşıdıkları kostümleri, söyledikleri şarkıları, estetik dans figürleri ve birbirleriyle olan iletişimleriyle bizi zaman ve mekân kavramlarından soyutlayıp günümüze taşıma başarısını gösteriyor.
 
    Sahnede olmaktan duydukları gurur ve mutlulukları yüzlerinden okunan bu iki genç oyuncunun zamanı en ufak ayrıntılara değin kullanmaya çalışarak coşkuları umman bir denize dönüşüp sahneden taşarak seyirciye ulaşıyor. Çaba ve gayretleri için bu iki genç oyuncu arkadaşı kutluyorum.
 
    Oyun boyunca sahnenin gerisinde duran müzik şefi Arda Özdemir yönetimindeki elektrogitar ve piyano uyumlu, parça seçimleri oyunun dokusuna uygundu. Oyuncuların heyecanlarından olsa gerek sahneyi uzun süreli boş bıraktıklarında oyunun imdadına yetişen müzisyenler, rahatlıkları ve ustaca çaldıkları müzik aletleriyle oyuna büyük ölçüde katkı sağlıyorlar.
 
    Oyunun merkezinde duran dansçılar Demet Emince ve Kadir Yoldadurmaz, sergiledikleri figürler ile oyunun başarısında önemli bir rol oynuyor. Elbette oyunun romantik bir atmosferde geçmesini sağlayan ışık tasarımcısı Gökhan Yılmazer’in eşsiz tasarımını da unutmamak lazım.
 
    Sonuç olarak keyifli bir akşam geçirmek, günün tüm yorgunluğunu ve stresini atmak istiyorsanız bu oyunu izlemenizi tavsiye ederim. Bu genç ve başarılı oyuncuların heyecanlarına tanık olmak için mutlaka orada olmalısınız.


 

Anahtar Kelimeler: soneler, dafne kültür merkezi



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir