MAKALELER

Son Tango - Ankara Devlet Tiyatrosu

2018.02.11 00:00
| | |
3389

Sizce Nasıl?
Başlığının güzelliğiyle merak uyandıran -geçtiğimiz sezon dakika farkıyla kaçırıp izleyemedim-

“Tango, ele geçirilemeyenler arasında sessiz bir kavgadır… Şimdi, son bir kez; ama son kez Pedro!”

Başlığının güzelliğiyle merak uyandıran -geçtiğimiz sezon dakika farkıyla kaçırıp izleyemedim- Son Tango oyununu Aralık ayında Ankara Devlet Tiyatrosu Akün Sahnesi’nde izledim. 


2015-2016 sezonu içinde sahnelenmeye başlayan oyunun yazarı Özcan Özer. 2013-2014 sezonunda İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda da sahnelenen Son Tango oyunun dışında yazarın Mitos-Boyut tarafından Toplu Oyunlar 1 / Avrupa Komedyası-Güzel Zamanlar adıyla yayımlanmış kitabı da var. (Özcan Özer: Ankara DTCF Rus Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Ankara Sanat Tiyatrosu, Oyuncular Birliği, Çağdaş Sahne, Ankara Çocuk Tiyatrosu’nda oyuncu olarak sahneye çıktı. Elliye yakın oyunda prodüksiyon dramaturgisi yaptı. Oyun, şiir ve roman türünde verdiği eserlerin yanı sıra Rusça, İngilizce ve Fransızca’dan çeviriler yapan Özcan Özer, Woody Allen, J. M. Synge, Robin Hawdon, Harold Pinter, Mario Fratti, Eric Chappel, Anton Çehov, Nikolay Gogol gibi pek çok yazarın oyunlarını Türkçeleştirdi. Devlet Tiyatroları’nda dramaturg olarak çalışmaktadır.) 

Oyun, tangonun memleketi Arjantin’de (Askeri Cunta Dönemi’nde) -çoğunlukla- bir barda geçiyor. Barda konsomatris olan bir anne, güzel kızı Maria için hissettiği gelecek kaygısıyla kızının aşık olduğu yoksul ve solcu Pedro ile değil de; zengin ve güçlü biri ile evlenmesini istiyor. Bardaki kadınlar annenin bu düşüncesini desteklerken zengin Jose, bu hikayenin içinde yerini alıyor. 

Tangoyu bir kenara bıraktığımızda Yeşilçam filmlerinin klişeleşmiş pavyon hayatı, konsomatris bir annenin kızına zengin koca arayışı, zavallı -gururlu- aşık erkek, kendini alkole ve eğlence hayatına veren kadınların hayat karşısındaki acizliği, erkeklerin paralarıyla barda (pavyonda) birkaç racon kesmesi öyküsüyle oyun karşımızda resmediliyor. 

İki perde olan oyunun sahne akışı yavaş. Olayların, duygu geçişlerinin, karakterlerin derinliği yok. Danslar ortalama. Sahnede bir gitarist var (oyunun girişinde çalıyor) ama şarkılar, müzik, playback. Dekor sade ve mekan atmosferi kurulmamış. Kostümler ise Arjantin halkına özgü değil; daha çok 90’lı yılları anımsatıyor. Oyunun ismini alan tango dansının etkisinden, çarpıcılığından bahsedemiyorum bile.

Hal böyleyken hikaye neden Arjantin’de hem de Cunta Dönemi’nde geçiyor? Pedro’nun simgeleşmiş solcu parkasıyla bara gelip ülkede yaşananlara dair birkaç solcu ezberi edilen cümleler kurmasının dışında seyirci olarak bizler Arjantin’in o dönemi hakkında ne biliyoruz? Pedro, nerede devrimcilik yapıyor; bir sendika bir parti varsa oradaki insanlar neredeler ya da yapılan çalışmalar neler? Barda çalışan bu kadınlar, o dönemin baskılarını, ülkelerinde yaşanan onca olayı, taraflı ya da bitaraf olarak nasıl hissettiklerine dair neden bir şeyler söylemiyorlar? Konsomatris olarak yaşayan bu kadınların sosyo-ekonomik durumu ve erkeklerle yaşadıkları teğet geçilirken neden ‘evlilik’ kavramı kurtuluş olarak nitelendiriliyor? Yazar, tanıdık olan böyle bir konuyu hangi nedene dayandırarak ‘konsomatrisin kızı konsomatris olur’ önermesiyle yola çıkıyor?


 
Oyun metninde cevabını bulamadığım o kadar çok soru var ki... 

Kadrosu epey kalabalık olan Son Tango oyununun yönetmeni Hakan Çimenser.
Hakan Çimenser’in rejisiyle Maria’nın annesi kendini o masadan bir diğer masaya nevrotik bir biçimde atıyor; bara gelmek için insanlar sahnenin kenarından ağır ağır yürüyor ve bir anda masalarına yerleşip keyif çatıyor; Maria’nın gerdek gecesinde yaşanılan bıçak çekme sahnesi ancak Maria evden onca erkeğe rağmen öylece kaçabilirken öğreniliyor; Pedro’nun gözaltına alınma nedeni anlaşılmaz ve işkence sahnesi ‘mış’ gibi oynanırken ayaksız ayakkabılar ışıkla aydınlatılıyor; tam Pedro öldü derken Pedro, gözaltından sebep verilmeksizin çıkıyor! (Bir kişiyi bıçaklamış hem de Cunta Dönemi’nde o bilemediğimiz işçi haklarını dile getirişiyle önderken...) O zaman ayaksız kalan ayakkabıların bizdeki karşılığı anlamsızlaşıyor. Çünkü Anadolu kültüründe bir ayakkabı dışarı çıkartılıyorsa o ayakkabıyı giyen kişi ölmüş anlamına gelir. Pedro ölmüyorsa ayakkabıyı ayaksız resmeden ışığın ne anlamı var? Yoksa oyunun nerede geçtiğinin ayırdına varamadığım Arjantin’de bu durum farklı mı?

Nedenlere yanıt verilmeyen öykü, derinliği olmayan karakterler(!) içinde dramaturg-yazar-yönetmen, repertuvara alınan bir oyunun (en iyi şekilde) sahneye aktarılma sürecinde nasıl çalışır? Prova süreci; oyun üzerinde sorulan soruların eksiksiz yanıt bulma çabası, bu çabayla oyuncuların oynanacak karakterlerini anlaması anlamına gelmez mi? 

Sorularıma yanıt bulamadığım bu ve benzeri metinlerle oyuncuların oyunculuklarına –psikolojik- dair değerlendirme nasıl yapmalı? İsmi Son Tango olan bir oyunun birkaç tango --fiziksel- figürüyle tango dansını nasıl değerlendirmeli? İkamet edilen ülkeden bihaber olan insanlarla dönemin hangi -sosyolojik- durumu nasıl ele alınmalı? 

Keyifli ya da keyifsiz, bir oyun seyrini tamamlarken oyuncuların selamlamada yüzlerine dikkatle bakıyorum; ister istemez gelişen bir duygu -itki- bendeki.
 
Böylesi oyunlarda ise oyuncuların oyun başında hıncahınç dolu sahneyi oyunlarını tamamlarken yarı yarıya boş gördüklerinde ne düşündüklerini merak ediyorum. 

Devlet ve şehir tiyatroları Türkiye’de markalaşmış kurumlarken “%100” doluluk söyleminin iki ya da kısmen üç perde sahnelenen oyunlar için yeniden değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum; uyuyan, telefonuyla oynayan, bir sonraki perdede seyir keyfini yaşayacağını uman ya da ayıp olmasın diye izlemeye devam edip alkışlayan seyirciler dışında... 


Yararlanılan Kaynak:


https://www.iskultur.com.tr/yazarlar/ozcan-ozer-2

 

YAZAN: Özcan Özer
REJİSÖR: Hakan Çimenser
DEKOR - IŞIK TASARIM: Kerem Çetinel 
KOSTÜM TASARIM: İnci Kangal 
BESTECİ: Fırat Akarcalı 
KOREOGRAF: Volkan Gündüz 
YÖNETMEN YARDIMCISI: Mithat Erdemli 
ASİSTAN: Selver Kınık 
SAHNE AMİRİ: Murat Atılgan 
SUFLÖZ: Faize Hale Özkan 


OYUNCULAR: Alev Buharalı, Özge Mirzalı, E. Çağrı Turan, Mehmet Demiralp, Alper Aydoğan, Sevtap Aytekinı, Nazlı Zeren Kutluyıl, Ceyhun Becerikli, Ezgi Karaca, Akın Berk Sağıroğlu, Arda Saygın, Nergis Zaimi, Tansel Aytekin, Gülden Çelen, Sezin Erkmen, Demet Kızılay, Yağmur Uzun Demirci, Nazlı Özdemir, Beste Erdem, Utku Saçak, Umut Yılmaz, Başak Gürdal, Berkan Görgün, Kadir Can Şeren, Hülya Akan, Tuncer Yılmaz, Mert Durgun, Mert Güncüer.

Anahtar Kelimeler: son tango, ankara devlet tiyatrosu



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir