MAKALELER

Şölen - Tiyatro Studyosu

2010.01.25 00:00
| | |
1595

Sizce Nasıl?
Tiyatro Stüdyosu, Türkiye'de ilk defa sahnelenen ‘Şölen’ (Diner) adlı oyunla 17 Ekim’de Muammer Karaca Tiyatrosu’nda prömiyer yaptı.


    Cehenneme dönüşen 'Şölen'
 
   Tiyatro Stüdyosu, Türkiye’de ilk defa sahnelenen ‘Şölen’ (Diner) adlı oyunla 17 Ekim’de Muammer Karaca Tiyatrosu’nda prömiyer yaptı. Bu prömiyerle Tiyatro Stüdyosu hem 20.yılı kutlamış oldu, hem de 10 yılı aşkın sürenin ardından yeniden sahneye çıkan Zuhal Olcay’ı izleme fırsatı yarattı. ‘Şölen’ yemek masasında geçen diyalogların cansızlığıyla izleyiciyi bayıltmakla kalmamış, kulağı tırmalayan küfürlerin sıklığıyla kendinden soğutup, düşük tempolu oyunculuklarla adeta cehenneme dönüşmüş.
 
   'Şölen', varlıklı bir ev sahibesi olan Paige’in, (Zuhal Olcay) yazar kocası Lars’ın (Payidar Tüfekçioğlu) yeni kitabını kutlamak amacıyla bir davet düzenlemesi ve bu gece için özel bir garson (Güçlü Yalçıner) tutmasıyla başlıyor. Bu Şölen’e ressam Wynne (Funda İlhan), mikrobiyolog Hal (Özgür Yalım), haber sunucusu Sian (Ayça Bingöl) ve Bob davet edilir. Sonra Bob gelemez ama Bob’un bıraktığı boş sandalyeyi davetsiz bir misafir olan, şoför Mike (Gökçer Genç) tamamlar.
 
   Diyaloglar kadar ilginç olan mönüde, 'ilkçağ çorbası', ‘Istakozun sonuncu faslı’, ’peynir tahtası’ ve 'dondurulmuş atık' gibi 'özgün' yiyecekleri misafirlerine sunan Paige, konuklarına oldukça kaba ve kırıcı davranışlarda bulunuyor. Gittikçe artan aşağılayıcı ve saldırgan tavırlarla adeta cehenneme dönen Şölen’de Paige, herkes için birer konu seçmiştir. Bunlar üzerine ikişer dakika konuşulur. İnsanları küfürlerle birbirlerini boğma noktasına geliyor ve beklenmedik finalle son buluyor.
 
   'Dinner', orijinal çevirisi olan 'Akşam Yemeği' yerine 'Şölen' olarak tercih edilmiş.
 
   Ne ilginçtir ki oyuna sponsor olan firmanın adı da ‘Şölen Çikolata’
İki isim aynı oyunda buluşmuş(!)
 
   Oyunda bolca kullanılan s…tiğimin, s…tirgit, s…tirici, b…tan gibi küfürler seyirciye aktarılırken aksan konusunda seçime gidilmeyerek direk çevirildiği gibi kullanılmış. Ama bu küfürler konusunda gösterilen özen, ‘Menekşe Sokağı’ cümlesinde nedense atlanmış yada gözden kaçmış.
 
   Sahnede küfür kullanılması seyirciyi rahatsız eder mi bilemem. Yalnız aynı küfürlerin sahnede aşırı tekrarlanması, ilk söylemdeki etkiyi yakalayamadığı için bir süre sonra rahatsızlık yarattığını çok açık ifade edebilirim.
 
   Konu özgün, tempolu, ilginç ve heyecan verici. Ama eser sahneye böyle yansıması gerekirken aksine temposuz, seyircideki merak duygusunu tetiklemeyen, ağır aksak bir yorumla sahneye koyulmuş.
 
   Birden fazla karakter bir anda anlatılmaya çalışılmış. Ama bu kısa alanda paslaşmalar yüzünden karakterler birbirine girmiş.
 
   Paige, herkes için seçtiği konularla ilgili bölümde karakterlerin ikişer dakika konuşmasını istiyor. Karakterler konuşmaya başlayınca hiç bilinmeyen kişilikler, bilinçaltı duygular ortaya çıkıyor. Bu sahnelerde her yüzleşme, bir gerilim sağlaması gerekiyor. Çünkü her itiraf, bir deprem etkisi yaratıyor.
 
   Ama bu olaylar sahneye o kadar duygusuz yansımış ki; sanki her an yanı başımızda yaşanan, sıradan, normal bir şeymiş gibi işlenmiş.
 
   Üstüne üstlük farklı oyunlarda üstün performanslarına tanık olduğum usta sanatçılar için sahneye mikrofon koyma ihtiyacı hisedilmiş.
 
   Zuhal Olcay Paige karakterinde, kaba, kindar, vurdumduymaz oyunculuğuyla gecenin en başarılı ismiydi. Başarılı oyunculuğuyla sergilediği karakterini seyirciden soğutmayı başarıyor.
 
   Gecenin bir diğer başarılı ismi ise dekor tasarımında Behlüldane Tor’du. Şık ve zengin bir ev görünümü için verdiği mücadele ve dönen platformla masadaki her oyuncuyu seyirciye göstermesi, takdire şayandı.
 
   'Çarpıcı dil’ kadar ‘sahne dili’ de gereken bu oyunda, yutulan kelimeler, kesilen replikler ve birbirini kapatan oyunculuklar yüzünden, beklenmedik son bile seyirciyi sirkelemeye yetmiyor.
 
   Rollerin sorgulandığı, acizliklerin yüze vurulduğu, küfürlerin havada uçuştuğu ‘Şölen’, sıradan bir oyun gibi görünsede aslında ‘sanat dozu yüksek’ bir oyun.
 
   Hatta bu doz sahnede o kadar yükseliyor ki, seyircide ‘altın vuruş’ etkisi yaratıyor.
 
   97 yılında ‘Susan Smith Blackburn Ödülünü’ en iyi komedi dalında kazanan Buffini’nin eseri, dilimize çevrilirken bu komedi unsuru maalesef sahneye yansıyamamış.
 
   'Şölen’, Türkçe de ziyafet anlamına geliyor. Ziyafet ortamında gerçekleşen diyaloglar ve olaylar üzerine kurulu olan ‘Şölen’, gönül isterdi ki daha güzel bir oyunla seyirciyi de bu ziyafete ortak edebilseydi.
 

 

Anahtar Kelimeler: şölen, tiyatro studyosu



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir