MAKALELER

Sesler - Endless Art

2019.01.11 00:00
| | |
1291

Sizce Nasıl?
Endless Art Taksim sahnesi, bu sezonda İlknur Güneş’in yazıp yönettiği Sesler adlı oyunla seyirci ile buluşuyor.

Endless Art Taksim sahnesi, bu sezonda İlknur Güneş’in yazıp yönettiği Sesler adlı oyunla seyirci ile buluşuyor. Yapımcılığını yine Endless Art Taksim’in üstlendiği oyunun yönetmen yardımcılığında ise Utku Demirkaya var. İlknur Güneş’in oyunculuk ve eğitmenlik tecrübesini pekâlâ hissettiren olgunlukla yoğrulmuş bu oyun, güçlü bir fikirle yola çıkarak orta halli bir çift üzerinden modern bireyin sorgulamasını yapıyor. Karşımızda kendiyle giderek yabancılaşmış, kaybolmuş, haliyle ilişkileri içinde de kayıp bir kadın ve erkek var. Kaba bir vurdumduymazlıktan bir anda korkuların içine savrulan, inişi çıkışı çok bu çifti Özcan Tekdemir ve Sedat Kalkavan başarıyla oynuyorlar.

Çifte oyun boyunca eşlik eden zengin komşu ve takıntılı âşık rollerinde ise Eylem Abalıoğlu ve Beraat Karaman’ı görüyoruz. Bir evin oturma grubuna sıkışmış bu çiftin hayatı, bir takım seslerle hareketleniyor. Bu seslere, bir komşu ve sokaklarındaki bir aşığın seslerinin de karışması çiftin tedirginliğini giderek arttırıyor. Evlerinin içinden duydukları bu sesler onlara, sıkı sıkıya yapıştıkları güvenli hayatlarında, dehşetengiz bir korku yaşatıyor.

Ne sesi, neylerin sesleri onları dahi anlamak istemeyen bu kadın ve erkeği, bir nevi kendi hapishaneleri haline gelen evlerinde, geçmişi, şimdiyi ve geleceği sorgularken buluyoruz. Her şeyi zarar görmemek adına yapıyor ya da yapamıyor olduklarının teminatının peşindeler. Bir taraftan kendilerini ikna etmeye çalışır gördüğümüz kaygı ve korkularla dolu bu çiftin konuşmaları, ‘modern evlilik-beraberliklerin’ sonsuz sıkıcılığını üstümüze salıveriyor. Hayatı hissedemeyen, hissetmek dahi istemeyen ve kendine hayatın içinde başkalarının onayladığı klişelerle yer açtığını sanan ‘bireyi’, hiç de dalga geçmeden önümüze koyuyor oyun.Dalga geçmiyor çünkü izleyiciyi büyük bir cesaretle karşısına alıyor. İzleyicisini kendisine baktırdığından emin olmak için de, kadın ve erkeğin bol tekrarlı sıkıcı gevezeliklerini dinletiyor bize. Oyun boyunca, bu durumu alttan alan bir mizah ise karşımıza hiç çıkmıyor diyebilirim. Kendi eylemini yapmayı çok arzu eden, Hamlet’i bile kucağımıza atan gerilimi yüksek bir insan yoklaması bu. Modern insan ilişkilerinin de zenginlik, orta hal ve fakirlik üzerinden ele alındığı oyun, sistemin nereden kulağını bükeceğini şaşırmış kafası karışık insanı tam olarak yansıtıyor. Bu metnin çok yere dokunmasının aktarılmasında bana kalırsa oyuncu performanslarına daha çok iş düşüyor gibi. Özellikle Eylem Abalıoğlu, öyle hissederek oynamış ki oyunun genel duygusunu en çok kendisinin performansında yaşadım diyebilirim. 


Özetle, kendimize bakabilmek kendimizle iyi bir yüzleşme yaşamak adına seyirciye merhamet etmeyen bir oyun ‘Sesler’. Z. Bauman, “…'Kimsin' sorusunun sorulması, insanı bir an için de olsa başka biri olabileceğine inanmaya sürükler” diyor, belki sırf bunu tecrübe etmek adına bu oyunu sezonda mutlaka izleyin derim. 

 

Anahtar Kelimeler: sesler, endless art



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir