MAKALELER

Şermola Performans Tarih Yazıyor.

2012.12.09 00:00
| | |
1982

Sizce Nasıl?
Bir toplum sahip olduğu değerlere ne kadar sahip çıkıyorsa, kültürel yapısına ne kadar önem veriyorsa o kadar değerlidir.

 

Bir toplum sahip olduğu değerlere ne kadar sahip çıkıyorsa, kültürel yapısına ne kadar önem veriyorsa o kadar değerlidir. Birden çok dile sahip ülkelerde, o dile ait tiyatro eserlerinin olması ve o dilde sahneleniyor oluşu da kaçınılmazdır.

Ancak ülke politikalarının bu gelişimde çok önemli bir faktörü vardır. Hem siyasi politikalar, hem de kültürel politikalar azınlık olan dillere hakim olan dilden daha fazla destek vermeleri gerekmektedir. 

Türkiye’de Kürt Tiyatrosunun gelişimi ve bugünkü noktasına baktığımızda hem siyasi politikanın hem de kültürel politikaların eksik olduğunu söyleyebiliriz. Cumhuriyet tarihi boyunca sürdürülen ve özellikle 1980’ler sonrasında artan politikalar bırakın Kürt tiyatrosunu, Kürt kimliğini bile yok etme çabasında olmuştur. Durumun bugünkü haliyle ilgili ise hangi boyutta olduğumuz ayrı bir tartışma konusu.
 
Sindirilen ve ses çıkarması yasaklanan bir dilin – hatta millettin sanatını icra etmeye çalışması zordur. Sadece politikanın değil, önyargıların da sert bir şekilde sürdüğü ülkede, var olan dile bile müzelik gözle bakma çabası sürmektedir. (Geçen haftalarda Hamlet’in Kürtçe sahnelenişi ile ilgili eleştirileri de hatırlatmak ve gösterilen anlamsız tepkiyi hatırlatmak isterim.)

Tiyatro açısından baktığımızda da önümüze çıkan tabloyu sorgulamak gerekir. Kürt tiyatrosunu öğrenebilmek çaba gerektirir. Akademik çalışmalar yok denecek kadar azdır. Ulaşılabilen basılı Kürtçe oyun külliyatı bulunmamaktadır. Geçmişine dair bilgilere ulaşmak maharet ister. 

Zaten çok uzak geçmişe değil, bir on yıl öncesine gidildiğinde de Kürtçe tiyatronun gizlice, bodrum katlarında, seyircilerin bile ustaca gizli kalarak yaptıkları bir aktivite olduğu görülüyor. 

Bu noktada bugüne gelindiğinde Beyoğlu’nda faaliyet gösteren Şermola Performans ayrı bir noktada duruyor. İstanbul’da; İstanbul’un merkezinde, var olan tüm sahneler gibi bir tanıtım faaliyeti gösteren, hedef kitle tutumuyla taktirle karşılanması gereken ve oyunlarını üst yazı ile oynayan Şermola Performans hem var olan önyargıların hem de değişmesi gereken politikaların üzerine dikkat çekmeyi başarıyor.

Kendi duruşu ile küçücük bir tiyatro büyük bir misyon üstleniyor ve tarih yazıyor. Kürt tiyatrosunun geçmişte de – bugün de var olduğunu, gelecekte de var olacağını anlatıyor. Temelde bugünün ana akım seyircisi ile Kürt tiyatrosu arasında bir bağ kurulmasını sağlıyor. Bu noktada da Şermola Performans ekibi büyük bir önem taşıyor ve omuz omuza olmak gerekiyor.

Şermola Performans oyunları itibariyle de farkındalığa ve yüzleşmeye çağırıyor. Ne yazık ki ancak Disko 5 No’lu ile Antigone 2012’yi izleyebildim.
İki oyunda da ekip, geçmiş ile yüzleşiyor. En önemlisi ise bizi yüzleştiriyor. Tarih üzerinden ne acılar çekildiğini ve hatta bugünlerin bile daha büyük acılara gebe olduğunu gösteriyor. Çok basit ama önemli bir söz söylüyor iki oyunda: “Biz de varız – Susturulamadık... Susturulamayacağız...”

Teatral açıdan bakıldığında da Destar-Theatre imzası taşıyan oyunlarında bugünün ana akımının dışında oldukça çağdaş ve alternatif denemeler yapıldığını görmek mümkün. Kürt tiyatrosunun çağdaş bir yapı altında gösteriliyor ve tanıtılıyor oluşu da tiyatronun kimliği açısından oldukça önemli. Sadece bir dil ve var oluş mücadelesi değil gördüğümüz-aynı zamanda da teatral bir mücadele. Diğer alternatif tiyatrolarla beraber. 

 Zor bir süreç içinde zor bir iş başarmak. Sadece tiyatronun zorluklarına değil, süreçle-geçmişle-toplumla mücadele etmek. Şermola Performans’ı ayakta alkışlamak gerekiyor. 

 

Anahtar Kelimeler: şermola performans



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir