MAKALELER

Satranç - Tiyatro Barbone

2013.03.11 00:00
| | |
4068

Tiyatro Barbone geçtiğimiz sene kurulduğunda Türkiye Tiyatrosu için farklı bir ses olacağını göstermişti.

Tiyatro Barbone’den İzleyiciyi Sarsan ‘Faşizm’ Eleştirisi!
 

Tiyatro Barbone geçtiğimiz sene kurulduğunda Türkiye Tiyatrosu için farklı bir ses olacağını göstermişti. Barış Kıralioğlu’nun genel sanat yönetmenliğinde ülke tiyatrosuna Avrupa’nın çağdaş metinlerini sunan topluluk, İtalyan tipi teatral algısını seyircinin zihnine yerleştirmeyi başardı. Batı Tiyatrosu’nun ‘oda’ mantığının günden güne içimize yerleştiği şu günler, aslında tiyatronun doğduğu toprakları bizlere unutturmuş durumda. İtalya’nın entellektüel birikimini, Türkiye’nin gelişmiş tiyatro normlarıyla karıştıran Barbone’nin Avrupa Tiyatrosu’nu kapsayan repertuar algısı bambaşka denizlere yelken açmamızı sağladı. Asmalımescit’in yeni sahnesi “Asmalı Sahne”de seyirciye sunulan ‘Satranç’ bu algının en çarpıcı örneklerinden bir tanesi. 

Stefan Zweig’ı edebiyatla haşıneşir olan hemen herkes tanır. İkinci Dünya Savaşı’na tanık olup, içinde yaşattığı sorunlu ruh halini eserlerine aktaran yazarın çarpıcı öyküleri, romanları bulunuyor. Yazarın uzun öykülerinden uyarlanan ‘Satranç / Die Schachnovelle’ Barış Kıralioğlu’nun şahane yönetiminde seyirciyle buluşmasını sürdürüyor. Daha önce ‘Yürek Çöküntüsü’ adlı kitabını okuma şansına eriştiğim Zweig’la ilgili ilginç düşüncelerim var. Mesela intihara adım adım ilerleyen bir insanın okurlarına da zehirzemberek düşünceler sunup, onları bu dünyandan alıp götürme isteği sanırım ne derece sapkın bir isimle karşı karşıya olduğumuzu bizlere gösteriyor. İnsan psikolojisinin en mahrem noktalarına kadar uzanmayı başaran Zweig, eserlerinde işlediği karamsar düşüncelerle toplumları zorla kaosa iten bir yapıya sahip. 
Barış Kıralioğlu ‘Satranç’ın öyküsünü okuduktan sonra, mutlaka ama mutlaka bu yazılanları tiyatro sahnesine aktarmalıyım fikrine kapılmış. İyiki kapılmış! Böylesine etkili konuyu sahnelerde gören seyirci bir nevi kendi geçmişiyle, şimdiki Türkiye’yle yüzleşiyor. Zaman-mekan unsuru dışında, Hitler faşizminin yarattığı korku toplumunun birlik olduktan sonra, faşist düşünceyi nasıl yok ettiğini açık seçik izliyoruz. 

Oyunda New York’tan Buenos-Aires’e giden bir gemide yolculuk yapan insanların arasında gelişen konuyla karşılaşıyoruz. Zengin bir iş adamı, dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic’e parasını ödeyerek satranç oynamayı önerir. Czentovic teklifi kabul edip, zengin adamı daha ilk oyunda yener. Yenilgiye doymayan zengin adam tekrar bir oyun ister ve gemideki yolcular bu Alman Nazi faşistinin yenilmesi için ellerinden geleni yapmaya hazırdır. Diğer oyun sırasında Dr. B. adında bir başka yolcu istem dışı oyuna katılır ve karşılaşma beraberlikle sonuçlanır. Dr B. Hitler’in SS subayları tarafından Viyana işgali sırasında yirmi dört saat hücre hapsine kapatılmış, bu tutsaklık döneminde bir SS subayından aldığı satranç kitabını ezberlemiş, faşizmin onda bıraktığı izleri hayalinde oynadığı satrançla yok etmiş ilginç birisidir. Gemide karşısına çıkan şansı iyi kullanan Dr B. dünya satranç şampiyonu faşisti alt ederken, aslında Hitler’in ‘yenilmez’ olmadığını gemidekilere haykırmıştır.
 
Stefan Zweig’ın Hitler’le hesaplaşması olarak değerlendirebileceğimiz öyküde Barış Kıralioğlu’nun harkulade yönetim anlayışı, Burhan Ökmen’in akıl dolu oyunculuğu ön plana çıkmış. Ayrıca Yusufcan Sancaklı’nın faşist Mirko Czentovic yorumu insanları büyük bir korkunun içine sürüklüyor. Ama mutlu sonla biten bir korkudan bahsediyoruz. Yönetmenin boş satranç tahtası üzerinden sadece akıl oyunları üreterek oluşturduğu atmosfer büyük gerilimi seyircilerin üzerine yüklerken, dönemsel olarak yaşadığımız dünyayla eş değer bir oyunu zihinlere oturtuyor. Dönemler ve isimler değişse de faşizmin adı aynı kalıyor. Kıralioğlu, toplumun birlikteliğinden çıkacak güç karşısında kimsenin böyle bir gücü yenemeyeceğini anlatıyor. Yazının başında söylediğim gibi, yazarın düşüncesiyle yönetmenin düşüncesi aynı doğrultuda ilerlemiş. Tiyatro Barbone’nin bir derdi var, ama bu dert öylesine büyük ki, insan oyunu izlerken içinde bulunduğu koşulları sorguladıkça sorguluyor. Barış Kıralioğlu başarılı yönetim anlayışı ortaya koyarken, ‘zengin adam’ karakterini de çok iyi performansla sahneliyor. 

‘Asmalı Sahne’de Türkiye Tiyatrosu adına güzel, güncel oyunlar izliyoruz. Tiyatro Barbone’nin ‘Satranç’ını sezon içinde herkes mutlaka görmeli. Faşizmle nasıl hesaplaşılır, bu gösteriden çıkınca net olarak anlayacaksınız! 


Yaşam Kaya / yasam.kaya@gmail.com 
 

Anahtar Kelimeler: Satranç, Tiyatro Barbone



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir