MAKALELER

Satıcının Ölümü - Ankara Devlet Tiyatrosu

2015.11.02 00:00
| | |
3251

Kadıköy seyircisi olarak kadıköylü’lerin durumunu yakından bildiğim için önce Caddebostan Kültür Merkezi(CKM) sahnesi ardından da...

 


İstanbul Devlet Tiyatrosu Kozyatağı Kültür Merkezi’ne ilk kez ‘’Satıcı’nın Ölümü’’ ile geldi

"Bu dünya da ne satarsanız onu kazanırsınız"

*Kadiköy seyircisinin büyük sevincine ortak oldum.

Kadıköy seyircisi olarak kadıköylü’lerin durumunu yakından bildiğim için önce Caddebostan Kültür Merkezi(CKM) sahnesi ardından da Kozyatağı Kültür Merkezi sahnesinde seyircisi ile buluşan İstanbul Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü’nün ,   çok yakın zamanda oluşturduğu yeni yapılanma ile seyircisine ulaşma proje kapsamında eksikliği gidermenin mutluluğunu da  o gece bizlerle paylaşmışlardır.

Zafer Kayaokay,Enver Başar ve çalışma arkadaşlarının seyirci /misafirlerine olan sıcak ilgileri ise gerçekten tüm doğal akışı içinde olabileceğin en iyisi olarak duygu albümümüze çoktan yerleşmiştir.

 


İstanbul Devlet Tiyatrosunda gerçekten idareci olmak başkentin merkezinde aynı kurumun üst düzey yöneticisi olmak kadar sıkıntılı olabileceği gerçeğini de hiç unutmamışımdır.

Öncelikle farklı iki Anadolu ve Avrupa olarak tanımladığımız bölgenin insan özellikleri Ankara,İstanbul da yaşayan insan özellikleri  kadar farklı beğeni ve istekleri zorladığı yapılan istatiksel verilerce de tespit edilmiştir.

Anadolu veya Kadiköy bölgesini örneğin kendimce Başkent Ankara’ya hep daha yakın bulmuşumdur.

Ankara’ya özgü aile yapısı,dostluklar,sınırları daha belirgin çizilmiş sanat ,kültür ve eğlence mekanları ile projelendirilmiş yaşam da renklerin daha yumuşak geçişlere yer verdiği renk skalasında ekonomik yapının da biraz daha geriye ötelendiğini yoğun hissetmişliğim olmuştur.


İstanbul’lu olmanın zorluğunu bildiğim gibi İstanbul’un nitelik ve tercih haritasında yükselen bir yere sahip olmanın zorluğunu da yerleşik mekana çocukluk yıllarımdan beri sahip olduğum öğretmenim İstanbul’dan ! iyi öğrenmişimdir.

 

 

*Zafer Kayaokay  başarının ,başarmanın ilk zillerini kuvvetlice çalmaya başladı.

Müdürlük görevine atanma ve çalışmaya başlama süresinin ilk yılını henüz tamamlamadığını bildiğimiz müdür Kayaokay sistemli bir şekilde hazırladığı ana ve ilk  taşıyıcı projelerinin hareket noktasını , İstanbul’da devlet tiyatrosu eli ile tiyatro sanatını her bölgeye hatta her semte taşıyarak elini tutmadığı, tutamadığı seyircisi ile buluşmak isteği üzerine kurmuştur..

Beş(5) yeni sahnenin 2015-2016 tiyatro sezonunda devreye girmesi ile aylık seyirci koltuk sayısındaki artış’ın ellibin(50.000) rakamına ulaşmış ve geçen sezonları ikiye katlayarak bu yeni sayı  öncekileri çok geride bırakmıştır.

Anadolu –Kadıköy Bölgesi çalışmalarının  yanı sıra Avrupa –İstanbul Bölgesi çalışmaları da sahne ve seyirci katılımı açısından aynı hızla devam etmiş Beylikdüzü ve Bahçelievler Kültür Merkezleri de bu anlamda İstanbul Devlet Tiyatrosu hizmetinde yer almışlardır.
*İstanbul Kültür Üniversitesi Akıngüç Sahnesi ile sanat ve bilim buluşması gerçekleşmesi..
Uzun yıllar yönetici –öğretim üyesi olarak görev yaptığım üniversitem de tamamen kuruluş çalışmalarını ve yönergesini çalışarak hazırladığım  ve olumlu onayını aldığım ‘Konservatuar Oda Tiyatrosu’ projemle büyük benzerlikler taşıyan bu üniversite işbirliği bazlı proje ise beni fazlaca heyecanlandırmıştır.

Kayaokay ‘ın çok uzun yıllar çalıştığı Üniversitesinin Akıngüç Sahnesi ile İstanbul’un her yeri sahne olacak düşüncesine destek vermesi, sanat’ın bilimle elele  vermesi anlayışının bir başka yorumu ,anlamlı bir yorumu olarak seyircisi ile Zafer Kayaokay ve onun İstanbul Kültür Üniversitesi ailesi ile de  seyircisini farklı bir ortamda buluşturmayı başarmıştır.

*İDT  ve Engellerin Kaldırılması ile yeni oyunlarda buluşmak..

İDT Sahnelerinde başlatılan fiziksel engelli sanatseverler için gerekli tüm çalışmaların tamamlanmış olması,Mark Medoff’un  ‘’Sessizliğin İçinden’’adlı oyunu ile özellikle işitme engelli sanat dostları ile buluşmanın heyecanını vurgulamış olan Kayaokay  Jennifer Halley’in’’Cehennem’’ adlı oyun ile de repertuar anlamında dünya ile birliktelik taşımanın müthiş hazzını da paylaşmıştır.

*Ve diğer çalışmalar ve Festival

Gençlik ve Çocuk Oyunları toplam da sekiz(8) oyun ile sezona hazırlanmış, geleceğin seyircisini hazırlamak yolunda büyük bir kararlılığa imza atmışlar ,ayrıca onlarca çalışma,proje ile durmayan yakın,orta ve uzun vadede  gerçekleşecek diğer projelerle büyük bir uğraş veren İDT Müdürlüğü  için baş döndüren bir çalışma her birimini de sardığı anlaşılmıştır.

Tiyatro sanatı ve  oyunculuk anlayışında ki yorumsal farklılıkları ortaya koyacak muhteşem bir gençlik projesinin de müjdesini buradan seyircisine duyurmak akademik hayatımın yanı sıra yazım hayatımın da ayrı bir lezzeti olmuştur.
 
* Türk Tiyatro Sanatının ‘’Amiral Gemisi’’ Arthur Miller ve’’ Satıcının Ölümü’’ ile İstanbul ‘a geldi.

Ödenekli ile özel veya diğer yapıların sanatçıları arasındaki rekabet tutkusu  ,kurumlar arası rekabet olarak da dünden bugüne hızını kaybetmeden devam etmiştir.

Sayısı artan sahneler ile bu sahnelerde yer alan akademik geçmişe sahip oyuncular kadar geleneksel yöntemle yetişen, katılan , çeşitlilik gösteren oyuncuların sayısında ki artış  da son yıllar da hayli yükselmiştir..
Türk Tiyatro Sanatı’nın ‘’Amiral Gemisi’’olarak ustalarımız ve onların öğrencileri tarafından kullanılan bu benzetme alt yapısında taşıdığı tüm iddiasına rağmen Devlet Tiyatrosu için her zaman kullanılmıştır.

Ülkemizin en önemli sanat mektebi olan Ankara Devlet Konservatuarı mezunlarından oluşan bu gemi uzun yıllar sadece kendi mezunlarına ,kendi sahnelerinde yer vermiştir.

Çağın getirisi ,tutulamayan değişim,gelişim diğer konservatuarlar veya üniversitelerin oyunculuk mezunlarını da 1985 sonrası yeni bir yapılanma ile Devlet Tiyatroları yapısında  kabul görüldüğü farklı oyunculuk mezunlarının ise   getirdiği karışımdan farklı lezzetlerin ortaya çıktığı açıkca  görülmüş,mevcut geminin değeri daha da artmış ama ismi hep aynı kalmıştır.

Arthur Miller ve’’Satıcının Ölümü’’
Amerikalı yazarın eserleri  genellikle aile öykülerini anlatan bireysel dramlar gibi gözükse de yaşadığı çağın toplumsal,ahlaki hatta siyasi sorunlarını irdelemiştir.
Harlem de dünyaya gelmiş,Yahudi göçmen çocuğudur.Michigan da Edebiyat ve İngiliz Dili eğitimi görmüştür.Gazetecilik yaptığı dönemler, ilk yazdığı dramlarla örtüşmüştür.      
Yazar ‘’Satıcının Ölümü ‘’ile 1949 yılında en büyük başarısını elde etmiştir.

‘Willy Loman’ın  uzun yıllar çalıştığı firma tarafından işten çıkarılması üzerine önlenemeyen bitişinde yaptığı son ama insan’a özel çabaların hesaplaşmaya dönüşmesi ,yalnızlık ve kahreden yıllarla yok olan başarısızlıkların getirdiği sonuca yenilmesi anlatılmıştır.’
Cadı Kazanı,Köprüden Görünüş,Bedel,Bütün Oğullarım diğer önemli baş yapıtları olmuştur.

Ankara Devlet Tiyatrosu’nun 2014 de seyirci ile buluşan ‘’Satıcının Ölümü’’ adlı oyunu , Orhan Burian çevirisi ile Zafer Kayaokay yönetmiştir.
 


 
*Yönetmen Kayaokay

Zafer Kayaokay ‘ın Miller ,aile ve ailenin bireyleri ile başarısız birey’e yaşama hakkı vermeyen ülkenin çözümlenmesi ve satıcı ile ev bağlantısı üzerine ciddi bir masa başı çalışması yapmış olduğu açık ,seçik öncelikle görülmüş ve anlaşılmıştır.

Varla ,yok arası düşünceleri yaşadığımız ve satacağı varsa yaşar! imgelemi üzerinden oluşturduğu son ‘a  ilişkin sahne(Tören) gerçekten özel bir alkışa değer olmuştur.Willy’nin giremediği orman uyarısı ise ayrı bir olguyu iyice yerleştirmiş,farkındalığı bilenler hemen orada bu sorunu hallederken , Willy için bir yok oluşun öyküsü de yeniden yazılmıştır.

*Erdal Küçükkömürcü-Willy

Devlet Tiyatrosunun en güçlü oyuncularından biri Erdal Küçükkömürcü ile bu oyunda karşılaşmak gerçekten bizler(Ankara da yaşadıktan sonra İstanbul’a göç edenler ) ve İstanbul seyircisi için Ankara adına muhteşem bir armağan olmuştur.

Arthur Miller’ın bile seyretmesi halinde benim düşündüğüm ,benim Willy’im diyebileceği müthiş bir oyunculuk ,müthiş bir performans  ile tüm oyuncuların oyunda dingin,ölçülü bir merkezi, hareket noktası  olmak özelliğini de en sade, en yalın ama çok güçlü noktası Küçükkömürcü olmuştur.Beden dilinin kullanım kıvrımlarındaki verdiği tek düzelik ile ses rengin de yaptığı küçük değişimler, dokunuş  sınırlarındaki ustalık ,oyunu nefesinizi tutup seyretmeniz içinbile yeterli  bir neden oluşturmuştur.

*Buğra Koçtepe-Biff, Kutay Sungar-Happy

Biff rolünde Buğra Koçtepe’nin  çocukluk halleri ile gençliğe ilişkin değişim çizgisinde belirginleştirdiği tavırlarını  doğru olarak vurgulaması ile Happy rolünde Kutay Sungar ‘ın delikanlılık yapısı içinde rolüne getirdiği tam uygunluk kardeşler arasında olması gereken dengeyi de  oluşturmuş ve Willy karşısında bilinç farkındalığı da tavırsal olarak oyuncular tarafından başarı ile aktarılmıştır.

*Ve diğer başarıya imza atanlar

Linda -Gülçin Yaşaroğlu,Ben -Can Öztopcu,Charley-Şahap Sayılgan oyunculuk anlamında  iyi’ye imza atmanın ve Kadın-Serap Kunak,Howard-Neşet Erdem, Berrnard-Eren Omay,Forsyth-Nilsu Akman,Stanley-Selami Melik Kocaoğlu,Letta-Esra Demirkap,Jenny-A.Burçin Sezen,Garson-Korhan Enis Yavuz,1.Kız –Duygu Yıldız Yavuz,2.Kız-Sinem Ertuğrul olmak üzere tüm oyunculuk kadrosunda  da görev yapanları özenle  kutlamak isterim.

Müzik ve Işık üzerine yapacağım değerlendirme gerçekten tamamlayıcı fonksiyon’u aşmış desteğini yeterince hissettirmiştir. Dekor çözümü ise organik bütünlüğü zorlamadığı gibi atmosfer’e destek olacak şekilde duvarların algımıza bırakıldığı bir mekan anlayışının seyircinin önceliğine verilmesi gerçekten tercih edilecek bir yaklaşım olarak karşımıza çıkmıştır.

Dekor parçalarının hareketliği ,kolay değişebilirliği ve biraz da ayrıntısallıktan uzaklığı ile oyuncuların hareket serbestliğini önleyebileceği bazı zamanlarda oyunculuğu gölgeleyecek büyüklüğe dönüştüğü hatta öne çıktığı düşünülebilir mi?sorusu oyun  sonrası düşüncemi zorlamıştır.
Farklı sahne ölçülerinin(Ankara-İstanbul vs) bu düşünceyi zorlaması da ayrıca değerlendirilmiştir.

*Zafer Kayaokay’a iletmek isterim…

Sevgili Zafer Kayaokay’ı talebelik yıllarında tanımıştım, kendisi ile kesintiye fazla uğramadan geçen yıllarda oyuncu,yönetmen ve idareci olarak çeşitli bölgelerde görev yaptığını  ve özellikle  üniversitelerde eğitim-öğretim görevini üstlenmek isteğinden hiç vaz geçmediğini hep görmüşümdür.
Kayaokay’ın İstanbul Devlet Tiyatrosu Müdürlük görevinde bulunduğu son bir yıl  ise onun bu çalışmalarını , yeni başarıları ve idarecilik anlayışı ile  taçlandıracağını da açıkça göstermiştir..

Teşekkür…         

Teşekkür ederim,Ekim ayının son günlerinde Kadiköy’ümüze kazandırdığınız ikinci sahne ile  bu güzel çalışmayı bizimle paylaşarak Ankara özlemimizi giderdiğiniz ve bu çok kısa süre içinde yapmamıza destek olduğunuz  mini söyleşi için ……………..

Füsun Akmen Balkaya
27.10.2015 /KKM-K.Köy/İST.
 

Anahtar Kelimeler: satıcının ölümü, ankaradt, ankara devlet tiyatrosu



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir