MAKALELER

Roma Hamamı - Ankara Sanat Tiyatrosu

2008.09.30 00:00
| | |
1745

Sizce Nasıl?
İvan Antonov tatil dönüşü evinin tam ortasında eşi benzeri görülmemiş çok değerli, tarihi roma hamamıyla karşılaşır.

 

 

     Çelişkiye davetiye… 'Roma Hamamı' Ankara Sanat Tiyatrosu

     1963 yılında, Ankara'da (İstanbul'daki Arena Tiyatrosu'nun bir devamı olarak) Asaf Çiyiltepe yönetiminde kurulmuş olan sanat tiyatrosu, 45.yılını 'Roma Hamamı'yla kutluyor. Afife jale sahnesinde basın galasına davetli olmama rağmen katılamamıştım. Nihayet turne kapsamında izleme olanağı buldum. Stanislav Stratiev'in yazıp Hüseyin Mevsim'in dilimize kazandırdığı oyunun reji koltuğunda usta sanatçı Rutkay Aziz var.
 
    İvan Antonov tatil dönüşü evinin tam ortasında eşi benzeri görülmemiş çok değerli, tarihi roma hamamıyla karşılaşır. Bir anda neye uğradığını şaşıran İvan, devleti devlete şikayet edip olumsuz cevap alınca çaresiz kalır. Buda yetmezmiş gibi tarihi eser kaçakçıları ve ilgisizlikten yakınan doçentin sevgilisi Marta çıkagelir. Kısacası İvan aşk, pragmatistler ve hükümet arasında kalakalmıştır.
 
    Kurulduğu yıldan bu yana muhalif kimliğini devam ettiren AST, bu kez vasat bir eser seçmiş. İvan'ın Marta'yla tanışmasından hemen sonra oyunun sonunu az çok tahmin edebiliyorsunuz. 'Eh' kıvamındaki oyunda oyunculuğa büyük iş düşmüş. Absürd destekle dinlendirilmeye çalışılmış ama izleyenler bunu görür mü bilemem. Oyun; sizden biriyiz, ama bizde böyleyiz diyor. Genç oyunculara işte hendek işte deve demiş yönetmen.
 
    Oyun afiş ve broşüründe yer alan sayın İvan (Hakan Salınmış)'ın yüz ifadesi, oyun boyunca görülmüyor. Afişte yer alan komik yüz ifadesi oyunun sonunda oyunla hiçbir ilgisinin olmadığını ortaya çıkarıyor. Oyunun dekoru afişe yapılsa, belki verilmek istenen mesaj daha net anlaşılabilirdi.
 
    Oyunun dekorunda göze çarpan devletin özelleştirme politikalarıyla ilgili gazete manşetleriyle bir gönderme yapılmak istenmiş ama, gözden kaçan bir çelişki var. Hem sorunun ne olduğu gösteriliyor, hem de halkı temsil eden İvan, üzerine düşen görevi yapmayarak aşkı yani kendi çıkarları peşine düşüyor.
 
    Hiçbirimiz hiç bir şey yapmıyoruz, her şey talan ediliyor, bizde sizin gibi seyretmeye geliyoruz olayları ama mücadeleden kaçıyoruz. Sanatın görevi sadece çözüm sunmak değil elbet, sorunları da sergilemek ama bu sergilenen sorunlar kendi içerisinde çelişki bırakırsa oyunu doğrudan etkiler.
 
      Oyunculuklar.
 
      Hakan Salınmış (İvan Antonov)

    Oyunun büyük yükünü İvan Antonov rolüyle izlediğimiz Hakan Salınmış üstlenmiş. Üzerine düşen durgun oyunculuğu ve samimiyeti seyirciye kadar yansıyor. Rolü üzerine giymiş. Doğal bir görünüme sahip. Yalnız doçentin 'nereye gidiyorsun' sorusuna verdiği 'yemeğe gidiyorum' cevabından hemen sonra yatağına yönelmesi çelişkili. Ayağına geçirdiği kırmızı çorap hiç yakışmamış. Tatile gitmekten çok kıyafet balosuna gidermiş gibi görünüyor. Ayrıca tatile giden biri için fotoğraf makinesi düşünülebilirdi. Terlik içine çorap, üstelik kırmızı bir çorapla komedi unsuru desteği aranmış ama başarılı olamamış.
 
     Cengiz Sezgin (Doçent)

    Doçent rolünde izlediğim Cengiz Sezgin ifadeleri keskin ve net. Yalın, abartıdan uzak,başarılı bir bütünsellik kurmuş. Sevgilisi Marta ve hamam arasında yaptığı seçim, önceleri kısa süreli bir depresyon yaratsa da hamamdan yana yaptığı seçimde haklı olduğunu görür. Gerek ses tonunu idareli kullanışı, gerek rolünün gerektirdiği sert mizacı, oyun boyunca temposunu düşürmeden devam ettiriyor.
 
     Ebru Saçar (Marta)

    Marta rolünde izlediğim Ebru Saçar güzelliğiyle oyuna tempo sağlamış. Vücudunu sergilediği sahnelerde frikik vermemesi, ustalığından olsa gerek. Sevenden çok birileri tarafından sevilmek ve seveni tarafından ilgilenmek istediği bir tipleme çizmiş. Yer yer rol yaptığı belli olsa da genel anlamda dengeli,abartısız,içten bir yorumla rolünün hakkını veriyor.
 
      Bora Karakul (Cankurtaran)

    Cankurtaran rolünde daha önce Hayrullah Tarhan Karagöz oynamasına rağmen nedense turnede Bora Karakul olarak değişmiş. Zira sonradan yapılan bir değişim olduğu için broşürde de yer almamış. Bu tipleme oyundaki en pozitif rol olarak izleniyor.
 
    Önceleri bir 'pollyanna' havasında sergilediği rolü, daha sonra 'oportünist' bir dönüşüme uğruyor. Oyundaki en absürd hareketlerin odak noktası. Bir hamama cankurtaranın görevlendirilmesi kulağa ne kadar absürd geliyorsa, oyunculuğu da o kadar absürd bir başarıyla canlandırıyor.
 
     Melih Yetkin (Tsekov)

    Tsekov rolünde izlediğim Melih Yetkin; rolü gereği hareketli bir tipleme çiziyor. Düşmeyen temposuyla oyunu dinlendirenlerden. Tiplemesini özümsemiş, nasıl yapılması gerektiğinin bilincinde ses ve vücut kullanımı yeterli bir oyunculuk sergiliyor. Rahat oyunculuğuyla oyunu dinlendiren oyuncuların başını çekiyor.
 
     Hasan Ballıktaş (sağır ve dilsiz-konuşan usta)

    Sağır ve dilsiz rolünde Hasan Ballıktaş oyuna merak olgusu kazandıran,izleyici heyecanlandıran bir tutumla başarılı bir grafik çiziyor. Rolünü oldukça sempatikleştirmeyi başarmış. Bir an bile aksatmadığı temposuyla gecenin başarılılarından.
 
     Reji denemesinde Rutkay Aziz.

    Oyunun reji koltuğuna yılların usta sanatçısı Aziz Rutkay oturmuş. Cumhuriyete verdiği röportajda dekor olarak gazetelerde çıkan haberlerden çarpıcı olanları koyacağını bildiriyor ve bunun nedeni olarak insanlığı bulma çabasından bahsediyor.
 
    Bunları söylerken İvan'ı, sistemin çarkları tarafından ezilmemek adına onun bir parçası haline gelen orta sınıf arasında kalan bir adam olarak tanımlıyor. Yalnız burada açık bir çelişki var. İvan karakteri insanlığını aşkla mı buluyor? Yoksa insanlığını mı kaybediyor?
 
    'Roma Hamamı' için, 'insanlığa davetiye' diyen sayın Rutkay, insanlığa davetiyeyi İvan'ın aşkıyla bulduğunu (yada kaybettiğini) belirtiyor. Son sözü yine seyirciye bırakan reji, kalıp mücadele etmek mi? Yoksa vazgeçip kendi çıkarlarımızı düşünmek mi gibi son derece açık birde mesajı var. Oyunun konusuna göre kaybedilmiş bir insanlık var.
 
    Kısaca şunu söyleyebiliriz. Oyunda İnsan hem kendisini, hem de yarattığı değerleri sorgulama yoluna gidiyor. İvan yarattığı değerlerimi sorguluyor? Yoksa kendisini mi? Rejinin kendisine sorması gereken yegane soru budur. Eğer bu sorunun cevabını bulursa oyunda verilmek istenen mesajı daha net anlaşılabilir.
 
     Teknik Kadro.

    Murat Atmış'ın ışık düzeni genel olarak iyi. Üzerine pek iş düşmese de yalın ve sade bir işçilik çıkarmış.
 
    İ.Hakkı Gültekin'in dekoru bir inşaat görünümü; kırılmış dağıtılmış eşyalar , gitarın parçalanması vs. ayrıntılarla tam bir harabe görünümü sağlayarak titiz bir çalışmaya imza atmış. Diğer taraftan önü kapatmak için devletin özelleştirme haberlerinin yer aldığı gazete manşetlerini kullanmış. Oldukça çarpıcı ve göz alıcı.
 
    Kostüm tasarımında Mustafa Köse'nin çalışması tiplemelere uygun. Rahat ve sade çalışmasıyla işin altından alnının akıyla çıkıyor.
 
    Müzik olarak 2007 Euro vizyon'da Bulgaristan'ı temsil eden Elica Todorova ve Stojen Jankulov'un birlikte seslendirdiği 'Voda' adlı parçayı uygun görmüşler. Parçanın giriş kısmı, oyunun konusuna ve demecine uygun başarılı bir seçim.
 
    Her şeye rağmen tüm teknik kadro ve oyuncular üzerine düşeni fazlasıyla yapıyor.
 
    Ankara Sanat Tiyatrosu bugüne değin başarılarıyla gündemde kalmayı başarmış bir kurum. Ama ne yazık ki, eserle yorum arasında yaşanan bu çelişki oyun boyunca bir düğüm gibi asla çözülemiyor. Tüm oyuncular ve teknik kadronun başarılı bir sınav verdiği oyunda seyircinin düşünmesini ve kendince yorumlayarak bir yol çizmesini amaçlıyor.
 
İyi Seyirler. 

Anahtar Kelimeler: roma hamamı, ankara sanat tiyatrosu, ast



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir