MAKALELER

Rol Çalmayın Lütfen!

2019.03.09 00:00
| | |
4337

Sizce Nasıl?
Küreselleşen dünya her geçen gün daha da bir köy haline geliyor.

Küreselleşen dünya her geçen gün daha da bir köy haline geliyor. Türkiye’den bir arkadaşınla Londra Covent Garden’da Berlin Alexander Platz’da oyun izlerken bir salonda karşılaşabiliniyor. Hiç ummadığınız kişilerle ummadığınız yerde yaşadığınız yerden binlerce kilometre uzakta denk gelebiliyorsunuz. Hal böyle olunca da artık bir çok esinlenme(!) kolay bir şekilde gün yüzüne çıkabiliyor. Bu incelemede hem küreselleşen dünyada “gün yüzüne çıkan” birkaç hususu hem de kültürel anlamda Avrupa’da yaşanan ütopik durumlar aktarılacaktır. Aslında bu yazıyı kaleme almak için acaba yazsam mı yazmasam mı diye de bir haftadır düşünüyorum. En nihayetinde yazmaya karar verdim. 

Düzenli olarak Londra, Paris ve Berlin’deki tüm sezonu takip ederim. Her şehirde ortalama takip ettiğim 20 kadar ekip var. Bazen araştırarak yeni ekipler, yönetmenler ve oyuncular keşfetmek adına kenar, kıyı, yeraltı ekipleri de ararım. Başarılı ekipler kadar başarısız olanları da var tabi. Ama başarılılar büyük bir çoğunlukta.

Geçen hafta yine Londra’daydım. Yaklaşık 10-15 kadar daha öncesinde belirlediğim en popüler oyunları izledim. -Buraya çok dikkat.- Bide ne göreyim? Türkiye’de izleyip başarılı bulduğum birçok oyunla ilgili yine hayal kırıklığına uğradım. Çalmışlar!

Mısır Piramitleri ile Maya Piramitler aynı tarihte dünyanın iki ucunda ve haberleşmenin olmadığı çağda birebir aynı mimari ve teknikle yaptığı bilinir. Bilim insanları bu duruma ortak bilinç der. Birbirlerinden kopya çekmiş olma ihtimali bilime göre “0” dır. 

Türkiye’de başta Zorlu’da oynanan birkaç oyun ve diğer alternatif mekanlarda, ödenekli kurumlarda oyunlar olmak üzere birçok oyununun yine birebir Londra’da da aynı reji ile sahnelendiğini gördüm. Kostüm, dekor, ışık, oyunculuk üslubu tamamen aynıydı. Dedim “Vay hırsız(!) British Rejisörler Vay” çalmışlar bizim cânım rejisörlerimizin rejilerini. Türkiye’ye dil kursuna gelen(!) ya da çeşitli sebeplerle gelen rejisörler çalmışlar. (!)  Bu sefer de rencide olmamaları için ekipleri açıklamayacağım. Fakat bir sonraki -yaklaşık 2 ay sonraki- gidişimde de durum aynı olursa açıklayacağım. 

Çalmayın(!) kardeşim bizim rejiörlermizin rejilerini.

Gelelim Kültürel Ütopya’ya!

Londra’da gecede yaklaşık 500-600 oyun perde açıyor. Tüm oyunlar 19:30’da başlayıp 22:00 gibi bitiyor. Saat 22:00’de tüm metrolar birden hınca hınç doluyor. Metrolardaki herkes oyundan çıkan sanatseverlerden oluşuyor. Sağa sola kulak kabarttın mı herkes izlediği oyun hakkında görüşlerini yanındakine aktarıyor. “Efendim ben bu Tartuffe’u geçen sene Brigde Theatre’dan seyretmiştim. Lyttelton Theatre’da çağdaş yorum yapmış. Bak bide Arcola Theatre Tartuffe için çok farklı yorum yapmış diyorlar. Kith adında yeni bir metin üretmişler..” diye devam eden sohbetler duymanız çok muhtemel. Şehrin tüm metrolarında, otobüslerinde ya da açık havadaki outdoor reklam alanlarının, billboardların %99’unu tiyatro afişleri oluşturuyor. Hayal gibi dimi? Bitmedi. Oyun sahnelenen salonların neredeyse tamamı tarihi en az 200 yıllık tiyatro salonları. Şehrin göbeğinde en az 700-800 koltuk kapasiteli 500 yıllık tarihi bir mekânın aylık kirası var bide dimi? Onu da şu hikayeyle açıklayayım varın siz tahmin edin.
Londra’da Bir Türk Yönetmen Başarısı; Mehmet Ergen.

Mehmet Ergen 20 yıl önce Londra’nın Zone 2-3 arası bir bölgede kalan Hackney Belediyesi sınırlarında Dalston Bölgesinde bir tiyatro kurar. Burası eski âtıl bir fabrikadır. Tırnakları ile kurduğu tiyatroda yatıp kalkmaya başlar. Aynı Türkiye’deki gibi burası zamanla değerlenir. (metro geçer, havaalanı yapılır, okul gelir, hastane yapılır, mal sahibinin Almanya’dan oğlu gelir.(!) ) Mal sahibi buradan çıkmasını ister. Çünkü başkasına daha yüksek bir meblağ ile kiraya verecektir. Ergen, bu durumu düşünürken yolun sonunun geldiğini galiba tiyatronun kapanma vakti geldiğini düşünür. Hackney Belediyesi ile görüşür. Belediye tiyatro kapatma gibi böyle bir durumun mümkün olmayacağını belirterek kendine 4 tane bina 3 tane arsa gösterir. Hangisini istediğini sorar. O da şuan ki 4 katlı tarihi binayı (yaklaşık 2000 metrekare) ve bir arsayı seçer. Bunları seçtim der. Hackney Belediyesi o binayı ve arsayı Mehmet Ergen’e Arcola Theatre’a 25 yıllığına 25 pound’a kiraya verir. Türk parası ile 175 TL. Bitti mi tabii ki bitmedi. Yıllık 300.000 pound da(2 milyon 100 bin TL) hibe vereceğini söyler. Bu hibe karşılığında da belediyenin tek isteği Dalston Bölgesinde yaşayan 8 etnik kökenin bulunduğunu ve yapacağı oyunlarda bu 8 etnik kökene mensup insanların tek salonda buluşturmasını ister. Yani öyle oyunlar yap ki bu bölgede oturan 8 farklı etnik kökene mahsup insanlar senin salonunda buluşsun der. Tabi kültür-sanattan daha büyük bir ortak paydaş var mıdır? O gün bugündür Arcola Theatre, Dalston’da bir Türk tarafından kurulmuş tiyatro olarak yıllık 100.000 seyirciyi ağırlamaktadır. Sadece bina içi ofiste masa başı tam zamanlı 25 personel çalışmaktadır. Yaptığı oyunlar Londra’da ödül üzerine ödül toplarken tüm ülkeyi turne halinde gezmektedir. Yine Londra’nın en büyük ve en prestijli üniversitelerinden birisinin aylık 80.000 pound maaşla Mehmet Ergen’e bölüm başkanlığı teklif ettiği ve onunda tiyatrodaki yoğunluğundan sebep bunu kabul etmediği bölgede konuşulanlar arasında…

Tüm bunlar sanki bir ütopya gibi insan kulağına gelirken, insan bileniyor, niye diyor, başını iki elinin arasına alıp tekrar tekrar düşünüyor… Sanatın bir ülkenin en büyük paydaşı olduğu, hatta insanlığın paydaşı olduğu, her ne kadarda klişe bir söylem olarak dursa da somut koşulların somut tahlili olarak bu yaşanan olayda bir kez daha vuku buluyor.
 
Eskiden Türkiye’de oyuncu, yönetmen, teknik personel sıkıntısının yaşandığı aşikardı. Ama gelinen süreçte açılan okullar vs derken bu problemin kısmen halledildiği de ortada. Şimdi kafamızı biraz daha yorup, “ortak bilince”(!) esir olmadan esinlenmeden daha özgün işler üreterek, “Rol/reji çalmayın lütfen” diyerek bir adım daha ileri gitme vakti. Ütopya’ya hasret ve selamla….

Yasin ÇETİN
tekamultiyatrosu@gmail.com

Anahtar Kelimeler:



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir